10 Şubat 2012 Cuma
Live tracking and statistics
SEN MANASTIR AÇMAYA, KİLİSE AÇMAYA, HEYBELİADA RUHBAN OKULUNU AÇMAYA DEVAM ET BAŞÖRTÜSÜNÜ İSTİSMAR ETME! PDF Yazdır e-Posta
Asikurtlar tarafından yazıldı.   
Perşembe, 09 Eylül 2010 07:32

AKP kurulduğu günden bu yana CHP'nin milli ve manevi konulardaki gafletlerini medya üzerinden çok iyi kullanarak ayakta durmayı, kitlelerin milli ve manevi değerlerini istismar ederek kendisine oy olarak dönüşmesini sağlamaktadır.

AKP, PKK ile referandum görüşmeleri yapıyor ve bu konuda anlaşma sağlanıyor. Bunun açığa çıkması ile birlikte köşeye sıkışıyor, nefes alamaz hale geliyor. Bir bakıyorsunuz CHP imdada yetişiyor ve "PKK'ya Genel Af" önerisini ortaya atarak, AKP'nin nefes almasını sağlıyor.

Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağından dolayı muhtar olmayı bırakın, muhtar azası bile olması mümkün değilken, CHP tarafından siyasi yasağı kaldırılarak Başbakan yapıldığını hatırlıyoruz. Bunu daha sonra Deniz Baykal'ın "Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağını kaldırmaya destek vermekle kendimle iftihar ediyorum" olarak açıklaması, CHP'nin AKP'nin yolunu açma ve onu iktidarda tutma adına gizli bir görevi olduğunu düşündürmektedir. AKP ne zaman köşeye sıkışsa, ona sürekli malzeme veren, CHP olmaktadır.

AKP referandumda "Evet" çıkarabilmek için ölüyü diriltme yollarını ararken, CHP başörtülü hanımları rahibeye benzeten bir afişi bilbordlara asarak, AKP'nin istismar alanına çok güzel bir malzeme taşımıştır. Son bir haftadır başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, AKP medyası bu konu üzerinden başörtülü insanlarımızı istismar etmektedir.

CHP Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından asıldığı bizzat İçişleri Bakanı'nın ağzından açıklanan rahibe içerikli afişlerin, AKP'nin mitinginin olduğu gün Diyarbakır'a da asılması her şeyi ilginç kılmaktadır. Diyarbakır CHP İl Başkanı böyle bir afişi kendilerinin asmadığını söyledi. Ama iş işten geçmiş, AKP bu durumu en öncelikli istismar malzemesi haline getirmiştir.

Recep Tayyip Erdoğan AKP Diyarbakır mitinginde diyor ki: "Bakın İstanbul'da afişler asmışlar. Bak Beşir Bey Diyarbakır'da da asmışlar: Rahibe kıyafetine evet demişler. Benim kardeşimin başörtüsünü rahibe kıyafetiyle özdeşleştiren zihniyet. İşte CHP zihniyeti bu..."

CHP zihniyeti bu da, AKP zihniyetinin bu dini konularda ne hassasiyeti var?

CHP'nin verdiği pasları gole çevirme konusunda oldukça iyi çalışıyorsunuz da, sizin şu ülkede gösterebileceğiniz bir tane milli-manevi konuda bir hassasiyetiniz var mı?

CHP'nin verdiği malzemeyi suyunu çıkartana kadar kullanıyorsun da, CHP'de Genel Sekreterlik de yapmış olan Kültür Bakanınız Ertuğrul Günay "Çarşaf unutulması gereken giyim, çağdışı" diyerek başörtülüleri tarif etmemiş miydi?

Ertuğrul Günay, CHP'nin başörtülü hanımları rozet takarak partiye almasına şu şekilde tepki gösteriyordu: "İstanbul'un en küçük kenar mahallesinin yüzünü sıkı sıkı kapatmış kadınlarının yakasına CHP rozeti takacaksınız. Buna kimse inanmaz. Çok ayıp. Çarşaf, bu çağda unutulması gereken bir giyim tarzıdır. Partimde bu söylediklerime dudak bükenler çıkacaktır. Cesaretle söylüyorum; Çarşaf çağdışı. Çarşaf mı kalmış bu çağda? Kelimenin, tam anlamıyla sömürü, oy avcılığıdır. Aslında bunu açılım olarak görmüyorum, tam bir istismar olarak görüyorum. 20 yıldır giyim tarzındaki özgürlüğü savunuyorum. Bunu, çarşafa dolaşmak, dolanmak olarak sayıyorum."

AKP medyası CHP'yi rahibe benzetmesinden dolayı linç ederken, Ertuğrul Günay'ın bu açıklamasını görmezlikten gelmesi, AKP medyasının klasik ikiyüzlülüğü değil midir?

3 Kasım 2002 seçimleri öncesi miting meydanlarından "Başörtüsü meselesi bizim namus meselemizdir. Bu sorunu çözmek bizim namus borcumuzdur. Bizim görevimiz bunları çözmektir"(Bülent Arınç) diye oy toplayan ve iktidara geldikleri günün akşamı Samanyolu televizyonuna çıkıp "Başörtüsü konusunu siyasî malzeme yapmakla eleştiriliyordunuz. Seçim beyannamenizde de başörtüsü konusunu koymadığınız için seçmeninize gammazlanmak durumuyla karşı karşıya kaldınız. Üniversitede öğrencilerin okullarına istedikleri gibi gitmeleri konusunda AK Parti geri adım mı attı?" sorusuna Erdoğan'ın verdiği, "2002 seçimlerinde benim vatandaşlarıma böyle bir sözüm yok.Ben böyle bir söz vermedim. Kimse kalkıp da ne televizyon, ne yazılı medya, ne basın bunu söyleyemez, bunu ispat edemez. Yok böyle bir şey." cevabı bile başörtüsü meselesini iktidara yürüyen yolda istismar için kullandıklarını göstermemiş miydi?

Mehmet Ali Şahin Başbakan yardımcısı iken kendisine "Türbanla ilgili, başörtüsüyle ilgili sorunları, sorun sayıyor musunuz?" şeklindeki soruya "Sorun sayanların sayısı yüzde 1.5′tir. Halk hangi konuların öncelikle çözülmesini istiyorsa biz hükümet olarak bu sorunlara odaklandık. Bizim gündemimizde halkın sadece yüzde 1.5′inin gündeminde olan bir konu öncelikli olarak yoktur. Olması, siyaseten de yanlıştır. Bizim önceliğimiz türban değil işsizliktir." şeklinde cevap vermesi hafızalarda ve arşivlerde yerini korumaktadır.

AKP için başörtü-türban meselesi sadece oy için kullanılan, politikalarda sıkıştığı vakit istismar malzemesi yapılan bir konudur.

CHP'nin gafletlerini oy için kullanmak yerine, AKP kendi samimiyetine bakmalıdır.

İstanbul Avcılarda CHP tarafından asıldığı iddia edilen afişi, götürüp Diyarbakır'a da asmak AKP'nin bir oyunu olarak görülmektedir.

29 Mart 2009 yerel seçimlerinde de "Sağ gidecek, Sol Gelecek" afişini asarak, Ankara'da sol korkusu yaratan da aynı zihniyet değil miydi?

MHP'nin başörtüsü konusunda köklü çözümüne yanaşmayıp, Anayasa Mahkemesinin red kararı vermesini aslında sevinçle karşılayan da bu zihniyettir.

Çünkü çözümsüzlük, AKP'nin siyasi istismarı için alan açmaktadır.

AKP sadece Heybeliada Ruhban Okulunu, Kiliseleri, Manastırları açma konusunda oldukça samimidir. Başörtüsü meselesini çözmek gibi bir derdi olmamıştır, bundan sonrada olmayacaktır. Müslüman'ın sıkıntıları karşısında bir çözüm buldukları görülmemiştir. Ama Hıristiyan ve Yahudilere karşı oldukça hizmetkâr olduklarını tüm dünya bilmektedir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile