Geçtiğimiz hafta içinde Vatan Gazetesi yazarı Ruşen Çakır “Anayasa paketini mi oylayacağız, yoksa?..” başlıklı bir yazı yazarak,bizim de sık sık bu köşede dile getirdiğimiz AKP’nin referandum propaganda yöntemi ile ilgili bir değerlendirmede bulunmuştu.
Ruşen Çakır’ın aşağıdaki şu tespitleri, AKP’nin referandum sürecinde nasıl bir sistem ve zihniyet ile çalıştığının en net özeti olmuştur: “Özellikle iktidar partisi yetkilileri ve ona destek veren çevreler propagandanın ötesinde, bıktırıcı bir psikolojik harekât yürütüyorlar. Bu harekâtta beş ana kesime ayrı ayrı yüklenildiğini görüyoruz: 1) Muhafazakâr kesimde yer almakla birlikte, şu ya da bu nedenle AKP’ye güvenmeyen kişi ve çevreler; 2) MHP’nin “hayır” kampanyasını delmek için ülkücüler; 3) CHP’yi sarsmak için her türden solcular; 4) BDP’nin boykot kampanyasını aşmak için Kürtler; 5) Evet konusunda istekli olmayan meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri. Sonuç olarak “evet” cephesi, aynı anda İslamcıya İslamcılığı, solcuya solculuğu, ülkücüye ülkücülüğü, Kürt’e Kürtçülüğü, STÖ’lere de sivilliği aynı anda öğretmeye kalkıyor. İşin ilginç yanı, bir tarafı ikna etmek için diğer tarafı ötekileştirmekten de çekinmiyorlar. Örneğin bir ülkücüye “Ne yani PKK ile aynı çizgide olmayı nasıl kabul edersin?” diye sorarken, bir Kürt’e de “MHP ile birlikte hareket etmeyi nasıl sindiriyorsun?” diyebiliyorlar.” AKP aynen bu şekilde çalışmaktadır. AKP referandumda “Evet” çıkarabilmek için her türlü omurgasızlığı yapmaktadır. AKP’li olarak çıkıp “Evet” oyu isteyemiyorlar. Fikirlere bağlılıkta ne kadar eskimiş varsa gazete gazete, televizyon televizyon onları gezdiriyorlar. Eski Ülkücü-MHP’li şunu dedi, eski devrimci bunu dedi türünden her türlü hikâyeyi bu dönemde duymaya başladık… Bazen de MHP ve Ülkücü Hareketle hiçbir gönül ve düşünce bağı olmayanları da direkt MHP ve Ülkücü kimliğiyle konuşturuyorlar. Geçen gün AKP’nin yandaş medya organlarından Yeni Şafak gazetesinde buna benzer çok ilginç bir haber vardı. Başlık aynen “MHP'lilerin sesi de EVET dedi” şeklindeydi. Başlığı görünce habere dikkatlice baktım. MHP’lilerin sesi diye bahsedilen kişi de çıka çıka AKP’nin sesi olmuş Uğur Işılak çıkmıştır. Adeta AKP’nin kadrolu sanatçısı olmuş ama AKP’nin Türk-İslam düşmanı politikaları ile çelişen eserler üretmede oldukça kabiliyetli Uğur Işılak’ın nasıl “MHP’lilerin sesi” olduğunu anlamak mümkün değil. Uğur Işılak’ı ”AKP’lilerin sesi de ‘Evet’ dedi” diye sunsalar kimse söylediklerine itibar etmeyeceği için, onu MHP-Ülkücü ambalajı ile pazarlamaya çalışıyorlar. Zihniyet olarak AKP’li olan Uğur Işılak’ın söylediklerini bu şekilde kamuoyuna sunmak, AKP’nin bozuk psikolojisine bir delil olmaktadır. Uğur Işılak’la ilgili geçmişte de çok yazılar yazdım. Uğur Işılak geçmişte Ülkücü Hareket içinde bulunmuş, sanat hayatına Ülkücü Hareketle başlamış birisidir. Uğur Geylani Işılak ismiyle çıkardığı tüm eserler Ülkücü mücadeleye katkı sağlayan, Ülkücülerin duygularına hitap eden şarkılardan, türkülerden oluşmaktaydı. Uğur Işılak geçmişte Türk-İslam ülküsüne hizmet ediyordu, şimdi ise ABD’nin küresel taşeronlarına, Barzani’ye Mesut Abi diyenlere, Talabani’ye kucak dolusu sarılanlara, Öcalan’a saygıda kusur etmeyenlere propaganda desteği sağlamaktadır. Uğur Işılak, ABD’nin Müslüman ülkeleri işgal projesi olan BOP’ta “Eş başkanlık” yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP’ye "Her şey bu millet için, her şey Türkiye için " şarkısını hazırlarken, Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’nin Müslüman katliamı yapan, 1.5 milyon Müslüman’ı vahşice öldüren ABD askerlerine “ABD’nin Irak’ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en az zamanda dönmeleri temennisi ile duacıyız.” şeklindeki mektupları tarihe geçmişken, aynı Uğur Işılak “Yandı Bağdat, yandı yürek, her yan tarumar/Bir gün hesap soracak o yanan çocuklar/Şahit olsun akan kanlar, geliyor bahar /Zalimin hesabı varsa, Allah’ın da var.” muhtevalı şarkılarda hazırlayabiliyor. Uğur Işılak’ta samimi olan nedir? Allah’ın gösterdiği ölçüler mi, yoksa şeytanın zaferi için hizmet mi? Uğur Işılak’ın önceliği nedir? Bir tarafta Müslümanlara zulümde yardımcı olanlara hizmet, diğer yanda o masum, mazlum Müslümanlara ağıtlar… Uğur Işılak MHP ve Ülkücülerin sesi olmaktan uzak bir zihniyettedir. Zaten o Ülkücü Hareket içindeyken çıkardığı ve bizlerin arşivlerini süsleyen eserleri inkâr edecek, yok sayacak kadar bize uzak biridir. Uğur Işılak geçmişte Akşam Gazetesi ile yaptığı söyleşide "Ülkücü ideolojiden etkilenip, kültürel olarak beslendiniz mi?" sorusuna verdiği 'Ülkücülerin konserlerine çıktım. Ama solcuların konserlerine de çıktım. Ülkücülerin beş, solcuların bir konserine çıkmışsam bu da organizatörlerin seçimidir. DEHAP çağırsaydı oraya da giderdim." şeklindeki cevapla zaten kendi kişiliğini yakından tanımamıza yardımcı olmuştur. Yeni Şafak gazetesinin “MHP'lilerin sesi de EVET dedi.” şeklinde sunduğu Uğur Işılak, böyle takdim edilmenin içini doldurmak içinde "Bu milleti darbelerle sindirmeye çalışanların böyle bir zulme bir daha kalkışması önlenmiş olacak. Bu yüzden ‘Evet’ diyeceğim" demiş… Uğur Işılak, tüm darbecilerle, cuntacılarla, e-muhtıracılarla muhteşem bir dostluk yaşayan AKP’nin oyununda birçoğu gibi oyun oynuyor. Ülkücü Hareket içinde iken ve şimdi inkâr ettiği eserler içinde yer alan bir şarkısında “Zindanda ezilen canım gardaşım/Gam ile kederi atmayı dene/Vadedilen günler uzaktır sanma/Feleğin kastına yetmeyi dene/Yusufun misali yatmayı dene.” diyerek cezaevindeki Ülkücülere seslenen Uğur Işılak, Yeni Şafak Gazetesi’ne yapmış olduğu açıklamada "Cezaevlerinde hem psikolojik hem bedensel olarak haksızlığa ve zulme uğrayanların resimleri canlanıyor hafızamda. O dönemle ilgili bir tek olumlu anımın olduğunu söylemek mümkün değil. Dayılarım o dönemi bütün hatlarıyla yaşadılar. Onlar da 12 Eylül öncesi ve sonrasıyla ilgili olumlu bir tek söz söylemez." diyerek referandumda niçin ‘Evet’ oyu vereceğini meşrulaştırmaya çalışmıştır. Acaba Uğur Işılak’ın hizmet aşkı ile yanıp tutuştuğu AKP’nin, Ülkücüleri idam eden, onlara zulmeden Kenan Evren ile bugüne kadar yaptığı dostluk adına da bir değerlendirmede bulunmayı düşünecek midir? Acaba Uğur Işılak, dayılarını Kenan Evren’le aynı düğünde buluşanları, Kenan Evren hastalanınca hastaneye ilk koşanları, Kenan Evren’le açılışlarda beraber kurdele kesenleri, Kenan Evren’i Çankaya köşkünde baş konuk yapanları, Kenan Evren’i cennetlik yapanları da görünce de aklına getirmiş midir? Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan’ın Apo posterleri ve sözde Kürdistan haritaları önünde konserler veren PKK’lı Ahmet Kaya ve Şivan Perver’le aynı anda övdüğü biridir. Bugün yaşasaydı “Evet” oyu verirdi denilen Ahmet Kaya da “Evet”çidir. Kürdistan naraları atarak konser düzenleyen Şivan Perver de “Evet” çidir. "Anadolu lokma lokma yutuluyor" diyerek yutanın kim olduğunu idrak edememiş Uğur Işılak da “Evet’çidir” . Türk milletinin tarihine iftira atan Orhan Pamuk da “Evet’çi” safında olduğunu vurgulayarak ekibin eksik parçalarını tamamlamıştır. Ruşen Çakır’ın yazısında bahsettiği gibi AKP’nin başarısı işte buradadır. "Vallah ben Apo'yu özledim. Dostlar ben Apo'yu özledim." diyen PKK’lı Ahmet Kaya çizgisi ile vatan-millet diyen Uğur Işılak’ın çizgisini kendisine siyasi menfaat olarak yan yana getirebilmektedir. Bundan Ahmet Kaya’nın ruhu, Şivan Perver’in kendisi, Uğur Işılak’ın varlığı memnundur. Türk milleti işte bu omurgasızlığa karşı uyanık olmalıdır. AKP’nin kimden yana olduğunu anlamalıdır.
|