 Başı Duman Pare Pare, Yol Ver Referandum Yol Ver Bana. Gönül Gitmek İster “EVET’e”, Yol Ver Referandum Yol Ver Bana. AKP sanki kendi yandaş bünyesinde referandumda “Evet” çıkarma ihalesi yaptı ve bu ihaleyi malum cemaat kazandı. Adeta seferberlik halindeler… Gazeteleri, televizyonları, dergileri, radyoları referandumda “Evet” çıkarabilmek için kullanmakta bugüne kadar görülmemiş bir şekilde, olağanüstü bir çaba veriyorlar. Bugüne kadar dostluklarını da, düşmanlıklarını da oldukça sinsi yürüten malum cemaat, ilk defa bu kadar açıktan tavır alma noktasına gelmiştir. Bunu hiç kimse demokrasi aşkı, özgürlük sevdası veya millet iradesine sadakat olarak açıklayamaz. Kaldı ki, AKP’nin şimdi öne çıkardığı ’12 Eylül 1980 darbesine ait Anayasa izlerini sileceğiz.’ propagandası üzerinden referandumu değerlendirirsek, bu cemaat darbe Anayasası olarak ifade edilen 1982 Anayasası için yapılan referandumu da o tarihte “Evet” diyerek desteklemişti. 1982 Anayasasını desteklemeyi bırakın, bizzat yapılan darbeyi destekleyen propagandaya soyunmuşlardı. Pensilvanya’dan “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım. Ben zannediyorum kalkarlar da." çağrısını yapan AKP sevdalısı Hocaefendi, 12 Eylül 1980 darbesi için “Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe (Kenan Evren) bir kere daha selam duruyoruz.” şeklinde methiyeler düzüyordu. Türkiye’de Fethullah Gülen kadar Kenan Evren’i öven, ona destek veren ve onu cennetle müjdeleyen bir ikinci ismi bulmanız mümkün değildir. Referanduma “Evet” çağrısı yaptığı son konuşmasının bir bölümünde “12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki 27 Mayıs darbeleri, hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaat etmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsi saltanatları devam ettirme hareketleriydi.” yorumlarında bulunan Fethullah Gülen’i, o günlerde 12 Eylül darbesini ve darbeyi yapan Kenan Evren’i övmesi ile birlikte değerlendirdiğimizde ortaya Picasso tabloları gibi bir manzara çıkmıyor mu? Fethullah Gülen’in sonsuz destek verdiği AKP iktidarı, Kenan Evren konusunda sanki çok mu tutarlı? Kenan Evren’le ruhunu birleştirmiş, ABD’nin o kişiye övgüsüyle rekabet halinde olan AKP iktidarı, 12 Eylül 1980 ihtilalinin kanlı paletleri ile ezdiği, kanlı copları ile işkence ettiği, yağlı urganları ile astığı insanlar üzerinden istismar alanı oluşturuyor. 12 Eylül istismarcısı AKP, riya ve ikiyüzlülük içinde gözyaşları dökerek, alçalmanın en alt seviyesine iniyor. Bugüne kadar hakaret ettikleri ve aşağıladıkları Ülkücülerin adını anarak, mektuplarını okuyarak ve onların mücadelesine övgüler düzerek akıllarınca referandumda kendilerine destek toplamaya çalışıyorlar. AKP’nin bu istismar gösterilerini de malum cemaatin yayın organları sergiye açıyor. Cemaatin Türk-İslam değerlerini ilgilendiren bir konuda bu kadar canla-başla çalıştığını gören, duyan olmuş mudur? Ama nedense küresel projelerin taşeronu AKP’yi iktidar olduğu günden bu yana sonsuz destekliyor ve onların Türk-İslam değerlerine ihanetlerini alkışlıyor. Malum cemaatin özellikle hükümetin başlattığı PKK açılımına ve Anayasa Değişikliği adı altında yargıyı ele geçirme çabalarına verdiği destek, inanılmaz derecededir. Bu konularda cemaat, aksi bir ses duymaya asla tahammül edemiyor. Hedeflerine ulaşmak için her şeyi ve herkesi kullanıyor. Öylesine çıldırmış halde çabalıyorlar ki, papazlarla, hahamlarla hoşgörü pozları dağıtmaktan bitap düşen cemaat, Türkiye’de kendilerine “Türk-İslam değerlerine zarar veriyorsunuz. Yanlış yoldasınız” diyenlere adeta canavar gibi saldırıya geçiyor. AKP’yi dümen suyuna alan ya da AKP’nin dümen suyuna giren malum cemaatin yeni hedefi, Türk milliyetçiliğinin Lideri Devlet Bahçeli ve Ülkücüler olmuştur. Mezarcılığa soyunup, ölüleri referandumda “Evet” vermeye çağıran Fethullah Gülen’in sözlerini ''Sayın Fethullah Gülen Bey, mezardan kaldırıp oy kullandıracağına, 12 Eylül'de Amerika'dan gelip oy kullanması daha hayırlı olur diye düşünüyorum.'' şeklinde değerlendiren MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye karşı malum cemaatin yazarları, şirazeden çıkmış gibi cevaplar yetiştirmeye çalışıyor. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin zekice ve ölçülü bu cevabı, malum cemaatin dengesini bozmuştur. Sayfalarca açıklama yapan AKP sevdalısı Fethullah Gülen’e, MHP Lideri’nin bir cümlesi yetmiştir. Zaman Gazetesi’nin “Başı Dumanlı” yazarı ve onun yaveri “Küçük İbo”, geçtiğimiz günlerde MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye karşı seviyesiz ve akıl süzgecinden çöp kutusuna gönderilecek yazılar kaleme aldı. Bunların, bir gün olsun Türklüğe ve İslam’a saldıranların karşısında yazdıkları görülmemiştir. Bu kalemlerin muhatabı ne Türk-İslam değerlerine karşı yapılan saldırıların taşeronluğunu yapan Recep Tayyip Erdoğan, ne Müslüman katliamı yapan ABD’nin bir yetkilisi, ne Öcalan, ne Talabani, ne Barzani olmuştur. Başı “Dumanlı” yazar “Milliyetçi kimliğiyle tanınan bir partinin başında duran adam, seviyesiz ve anlamsız bir imaya başvuruyor.” şeklinde ve onun yaveri “Küçük İbo” da “Demokrasiden nasibini almayan bu arkadaş” gibi cümlelerle MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye seslenme ukalalığını göstermiştir. Bunlar Türk-İslam değerlerini savunanlara karşı ukala, ölçüsüz, haddini bilmez; ama Türk-İslam düşmanlarına karşı hoşgörülü, toleranslı, merhametli, yardımsever ve işbirlikçi olmayı meziyet sayıyorlar. Zaman Gazetesi’nin odalarını “Başı Duman Pare Pare, Yol Ver Referandum Yol Ver Bana. Gönül Gitmek İster “EVET’e”, Yol Ver Referandum Yol Ver Bana.” Türküsü ile inleten yazarın “Neden rahatsız oldunuz ki?” diye sorduğu sorusuna, “Sen AKP’den neden rahatsız olmuyorsun?” sorusu ile cevap vermeyi yeterli sayıyoruz. Bir adamın hem Türk, hem Müslüman olması ve “Kul hakkının” anlamını bilmesi, AKP’den rahatsız olması için en önemli sebeptir. Ya “Küçük İbo’ya” ne demeli? Herhalde “Başı Dumanlı” yazar “Git MHP ve Devlet Bahçeli hakkında saçmala.” talimatı verdi, o da aslında AKP’nin siyasi kimliği olan, “Küresel Taşeronluk” başlığı ile bir yazı kaleme almış… Saçmalama olur, yalan olur, iftira olur. Ancak bu yaverin yaptığı kadarı mümkün olmaz. Kendi cemaatleri 1999 yılında Bülent Ecevit’in DSP’sini destekledi. Ama “Küçük İbo” DSP’nin kendine bağlı bakanlığa Kemal Derviş’i getirmesinin hesabını MHP’den soruyor. Anlaşılan bu “Küçük İbo” gözü dönmüş gibi desteklediği AKP’yi de takip etmiyor, ara sıra yazarlık stajı yaptığı Zaman Gazetesi’ni de okumuyor… Kemal Derviş üzerinden saldıran “Küçük İbo”, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 27.05.2002 tarihinde Zaman Gazetesi'nden Mustafa Ünal'ın "Kemal Derviş, ‘yerini bulamamış; ancak siyasette var olmak isteyen' bir politikacı. Derviş siyaset yapacağı partiyi arıyor, bu AK Parti olabilir mi?" sorusuna verdiği “Derviş’in ekonomi politikalarını büyük oranda benimsiyorum. Bir bakıma iktidara geldiğimizde bizim uygulayacağımız ekonomi programının zeminini oluşturuyor. Biz genel çağrı yaparak herkesi partiye davet etmiştik. Bu, Kemal Derviş'i de kapsıyor. Derviş partimize çok yakışır.” cevabından bihaber herhalde. Küçük İbo’nun, cahilliğini belli eden bir diğer konu da idamın kaldırılması ve (AB)(D)ullah Öcalan’ın İmralı’ya konma tarihidir. (AB)(D)ullah Öcalan 56. Hükümet zamanı, yani 15 Şubat 1999 günü yakalanıp Türkiye’ye getirildi ve İmralı’ya konuldu. 1 Ağustos 2002 tarihinde ise mecliste idam oylaması yapıldı. Bu oylamada MHP dışındaki tüm partiler “İdamın kaldırılması” yönünde oy kullanıp idamı kaldırmıştır. Hangi partiler onlar? AKP, DSP, DYP, SP, YTP ve Anavatan Partisi’dir. Bu oylamadan sonra 1999 seçimlerinde desteklediğiniz merhum Bülent Ecevit “Bu sonucu bekliyorduk. Dünyada olduğu gibi, idamın Türkiye’de de kalkmış olmasından memnuniyet duyduk.” şeklinde ve 3 Kasım 2002 yılından bu yana gözü dönmüş gibi desteklediğiniz Recep Tayyip Erdoğan da “Bu, çok büyük bir başarıdır. Özellikle TBMM’yi takdir ediyorum, alkışlıyorum. ‘Bu kadar kısa sürede olmaz, bu araya sıkıştırılmaz’ diyenler cevabı aldılar. Top, artık AB’de.” şeklinde idam oylamasını değerlendiriyordu. Saçma sapan yorumlarla suçladığınız MHP Lideri Devlet Bahçeli ise “Şu an mecliste bulunan 6 siyasi parti, PKK’nın çizgisine gelmiştir.” diye idamın kaldırılmasına tepki gösteriyordu. Hele bir de 57. Hükümet’in Cumhurbaşkanı olarak Ahmet Necdet Sezer’i seçmesini yorumlaması yok mu? Tam bir zekâ ürünü… Hem MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi demokrat olmamakla suçlayacaksın, hem de DSP, ANAP, DYP ve Fazilet Partisi’nin de Ahmet Necdet Sezer’i Cumhurbaşkanı yapan partiler arasındaki protokole imza atmasına suçlama getireceksin… Küçük İbo’nun dünyadan bihaber olduğu, her cümlesinden anlaşılmaktadır. Herhalde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "Demokratikleşme konusunda cesur konuşmalar yapan Sezer'e âşık oldum" sözlerini kullananın Bülent Arınç olduğunu unutuyor. Ya da mevcut Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Ecevit'e helal olsun. İyi bir seçimdi. Ben oy veririm.” şeklindeki sözlerini hatırlamak istemiyor. Ahmet Necdet Sezer meselesini de eline-yüzüne bulaştırdığı anlaşılan Küçük İbo bir de yazısının sonlarında demiş ki: Milliyetçi herşeyden önce zalimlere karşı halkının yanında olur.” 1,5 milyon Müslüman’ı hunharca öldüren ABD’nin projelerinde “Eşbaşkanlık” yapanlara ve Müslümanları vahşice öldüren ABD askerlerine “ABD’nin Irak’ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en az zamanda dönmeleri temennisi ile duacıyız.” sözleriyle dualar eden Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz destek verenlerin hali işte budur. Malum cemaat ne zaman vicdan sahibi olursa,“özü ve sözü” o zaman doğru olacaktır. Aksi takdirde böyle tutarsızlıklar içinde debelenip duracak. Cemaatçiler olarak her konuda çelişkiler içinde bulunmanız, her konuda ikiyüzlü davranışlar sergilemeniz, sizin inançlarınızı tartışmaya açtırmaktadır. Ülkücülerden hiçbir kötülük görmediğiniz halde Ülkücülere kötü gözlerle bakmanız, hizmet ettiğiniz güçlerin yol haritasını andırıyor. O yol haritası, Türk-İslam dünyasına açılan savaşın adıdır. Küresel güçlere müteahhit değil, Türk-İslam dünyasına mücahit olun… Bu kararı vermekte çabuk olun ki, başınızdaki küresel dumanlar dağıldığında, iş işten geçmemiş olsun…
|