| 'KÜRT AÇILIMI ' VEYA KONTROL KALEMİ... |
|
|
|
| Administrator tarafından yazıldı. |
| Cuma, 11 Eylül 2009 19:58 |
|
'KÜRT AÇILIMI ' VEYA KONTROL KALEMİ... Öyle görünüyor ki; sahiplerinin "Ne pahasına olursa olsun, yolumuzdan dönmeyeceğiz" azim ve kararlılıklarıyla devam ettirdikleri sözde "Açılım paketi" efsanesi (!), tabiri caizse içi doldurulamayan boş bir çuval olarak ortada kalacak. Koordinatörlük görevi verilen sayın bakanın, yüzüne kapananlar dışında önüne gelen her kapıya uzattığı bu çuvala, proje ortaklığı yaptıkları DTP dışında bir şeyler koyan kimsenin olduğunu henüz duymadık. Ha, bir de zaman zaman ne söylediğinin farkında olmadan "Açılım projesine destek" mesajları yayınlayan, eski maya ortakları olan bazı Saadet Partisi sözcüleri de var ama onlarında "Andımız" ve "Ne mutlu Türküm diyene." karşıtlığından öte bir katkıları olduğunu söylemek mümkün değil. Esasen, günlerdir dillerde dolaşmasına rağmen muhtevasına dair en küçük bir teferruatın açıklanmamış veya açıklanamamış olması bile, "Kürt Açılımı" diye adlandırılan bu safsatanın, Ortadoğu ve Ön Asya üzerinde hesaplar yapan bazı global proje sahipleri tarafından, Türkiye'nin nabzını ölçmek için Anadolu topraklarına uzattıkları bir kontrol kalemi olduğunu düşündürüyor bana. Eğer hesapları tutarsa; katılım sağlayın diye kapı kapı dolaştırılan bu boş çuval, bizzat poje sahipleri tarafından her türlü fitne unsurlarıyla doldurulacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sırtına tarihinin en büyük kamburu olarak vurulacaktır. Peki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu görmüyor mu? Elbette görüyor ve elbette böylesine ihanetle özdeş bir gaflete müsaade etmeyecektir. Biraz kafa yoralım lütfen. Ne olduğu belli olmayan bu projeye "Kürt açılımı" adını veren veya öyle değerlendiren kişi veya kuruluş sözcülerine bir soralım; "Nedir sizin bu Kürt açılımı denilen şeyden beklentiniz?" diye. Bugün gelinen noktada, bu soruya alabileceğimiz tek bir cevap vardır; "Bölücü başı Aptullah Öcalan affedilsin, siyaset yapma izni verilsin". İnanın bunun dışında bu ihanet odaklarını tatmin edecek başkaca bir açılım filan yoktur. Peki, bunu yapmaya bu kendini açılım çığırtkanı olarak ilan edenlerin gücü yeter mi? Bence yetmez. Hiçbir kişi veya kuruluşun, bu millete böyle bir hakarette bulunmaya gücü yetmez. Her ne kadar bazıları için anlaşılması zor bir ifade olsa da MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin "25 yıl dağda gezip bu milleti böleceğiz zannedenler bilsinler ki; biz bu milletin bölünmez bütünlüğü için 50 yıl dağda gezmeye hazırız!" ifadesi, öyle laf olsun diye dile getirilmiş bir ifade değildir. Bu ifade, bir anlamda yukarıda sözünü ettiğimiz, global proje sahiplerinin nabız ölçmek için dokundurdukları kontrol kaleminin, uyarı lambasını yakan enerji olmuştur. Bu ifadenin ardından; başta iktidar sözcüleri olmak üzere, açılım fedailiği yapan bütün entelektüel taife, sanki suçüstü yakalanmışçasına "Biz terör örgütünü asla muhatap almıyoruz" tekerlemesini tekrarlamaya başlamışlardır. İyi, güzel siz almadığınızı söylüyorsunuz da; proje ortaklığı yaptığınız ve TBMM deki en büyük destekçiniz olarak gördüğünüz ağızlar, "Hiç kimse bizi Öcalan'ı ve PKK yı yok sayma malzemesi zannetmesin…" diye yaygara koparıyor. Gelinen son noktada görünen o ki; Anadolu topraklarını Türkiye yapan enerjiyi ölçmek için uzatılan kontrol kaleminin ampulü yanmıştır ve bu enerji, kendisini sınamaya kalkanları kötü çarpar. "Ne pahasına olursa olsun biz bunu yaparız" diyenlerin, bu pahanın altından asla kalkamayacaklarını gördüklerini umuyor ve zannediyorum. |
