SON DAKİKA

ATATÜRK OLMASAYDI…

KÖŞE YAZILARI

Çöküşün Yansımaları ve AKP’nin Hesapları

Bu haber 13 Aralık 2013 - 9:17 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

AKP’nin dengesi fena halde bozulmuş durumda. Yapılan açıklamalara ve ülke gündemindeki gelişmelere baktığınızda baştan aşağı AKP’nin şimdilik gürültülü olmasa da ciddi bir çözülme ile karşı karşıya kaldığı ortada.

Hatta AKP’ye açılan kapatma davasında dahi bu denli telaşlı ve endişeli bir hal görülmemişti. Bunu özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın hal ve hareketlerinden anlamak mümkün. Herşeye, herkese “kabadayı” edasıyla laf yetiştiren Erdoğan bugünlerde sanılanın aksine süt dökmüş kedi gibi.

Bir taraftan PKK, diğer taraftan cemaat AKP’yi öyle sıkıştırmış durumda ki nasıl bir adım atacaklarını kendileri dahi zor kestirir oldular. PKK açılım süreci adı altında edindiği kazanımların meyvelerini toplama derdine düşüp, “halk hareketlenmeleri” adı altında Doğu ve Güneydoğu’da ortalığı savaş alanına çevirmeye, cemaat ise dershane tartışmaları üzerinden başlayıp, MGK belgelerinin basına sızmasıyla beraber devam eden gelişmelerde “siyasette yeni kaset olayları patlak verebilir” çağrısıyla tabiri yerindeyse AKP için “mengene’nin iki ucu” olduklarını gözler önüne serdi.

Bu iki grup artık ne söylerse, hangi açıklamayı yaparsa AKP biraz daha fazla baskı hissetmekte, hareket alanı git gide daralmaktadır.

Erdoğan’ın tam da bu gelişmelerin dozu arttığında yaptığı “Hesabı olan varsa 30 Mart sonrasına bıraksın” çağrısı, AKP’nin kendisini en azından yerel seçimlere kadar kendisini rahatlatma çağrısı olarak algılandı. Bu çağrı doğrudan karşılık bulmasa da, bugünlerde siyasi gerginliğin dozu kaybolmuş gibi görülse de, yerel seçimlere kadar AKP’nin çok büyük yıkımlar yaşayacağı anlaşılabiliyor.

Fişleme belgeleriydi, kasetlerdi derken, AKP’yi büyük bir korkunun sarmaya başladığını görmeyen yoktur. Düne kadar diğer siyasi partilere yönelik komplolarda gıkını çıkarmayan, hatta daha da ileri giderek kaset hadiselerini “özel hayta müdahale” olduğu yönündeki çağrılara “bu özel değil, geneldir genel” şeklinde karşılık veren Erdoğan, şimdilerde “İnsanların da kendilerine ait mahremleri vardır bunu da kimsenin teşhir etmeye hakkı yoktur” diyerek, aklınca bazı şeylerin önünü almaya çalışıyor. Endişeli bekleyiş, AKP’nin tüm kadrolarını baştan aşağıya ele geçirmiş durumda.

Bu ruh haliyle AKP öyle bir yere doğru gidiyor ki, emin olun bir zaman sonra üfleseniz yıkılacak hale gelecekler. Hele ki AKP’den bazı milletvekillerinin istifa edeceğine yönelik haberler, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı daha şimdiden başka grupların AKP içerisinde oluşmaya başladığına yönelik gelen yorumlar, bunun en belirgin göstergesi oluyor.

Kaldı ki Erdoğan’ın bugünlerde dem vurduğu kimi sermaye çevrelerinin de yerel seçimler öncesi AKP aleyhinde kutuplaşması, kendileri adına çözülmesi oldukça güç, bilinmeyeni son derece fazla, değişkenleri belirsiz, boyutu çok yüksek matematiksel bir denklem halini alıyor.

Erdoğan bugünlerde “milletin iradesinden” bahsediyor ancak olayların kendileri adına böylesi zor koşullara dönüşmesinin başlıca nedeni olarak “milli iradeyi” geçmişte geri plana atıp, başka yerlerden güç bulma çabalarında yattığını ifade edemiyor. Neticede “milli iradenin” kendisi olmadan koskoca bir hiç olunduğunu da anca “dayanak” kabul ettiklerinin, artık karşısında saf tutmaya başlamasıyla anlamış bulunuyor.

AKP’nin nasıl bir ruh halini içerisinde olduğu şimdilerde kendi “danışmanlar” kadrosunun açıklama ve makalelerinden daha iyi anlaşılıyor.

Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Star gazetesinde geride bıraktığımız hafta yazdığı bir makalesinde, yerel seçimler için oy oranları konusunda 2011 genel seçimlerinin ve %50’nin değil, 2009 seçimlerinin baz alınması gerektiğini, bunun da %38’ler civarında olduğunu hatırlatmıştı. Buna göre AKP’nin yerel seçimlerde %50’yi diline dolayacağı, “koşulların normal seyretmesi halinde” ancak %38-39’luk bir oy oranına ulaşmak için çabalayacağı anlaşılmıştı.

Bu mevzu bize ileriye, yerel seçimlere yönelik görüş sunma imkanı tanırken, Erdoğan’ın bir başka danışmanı Ertan Aydın’ın, El-Cezire’ye gönderdiği “Türkiye üzerine oryantalist medya bakış açıları” başlıklı makalesinde kullandığı “Gelecek yıl içerisinde, Türkiye’de özgürce yarışılan yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve muhtemelen erken genel seçimler yapılacak.” cümleleri ise yerel seçimler sonrasında AKP’nin hangi adımları atacağını görmemize vesile oldu.

Şimdi Erdoğan’ın mevcut  atmosferde yaptığı açıklamalarına ve yakın çalışma arkadaşlarının verdiği bilgilere bakılırsa ortaya şu sonuç çıkıyor:

· AKP’nin yerel seçimlerde %50’nin çok daha altında bir oy oranına ulaşması bekleniyor.

· Böylesi bir oy kaybının AKP için birçok belediye başkanlığını kaybetmesi anlamını taşıyor.

· Oy oranı düşmüş, elindeki birçok belediyeyi kaybetmiş AKP, böylesi bir hava ile Erdoğan’ın hayalinde olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmemek için yaşayacağı kaybın önüne geçmek adına şimdilerde elinden geleni yapıyor.

· AKP’nin tümüyle bitişinin önüne geçebilmek için Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile beraber erken seçimlerin yapılarak, Erdoğan’ın ismi üzerinden AKP’nin iktidarını koruması da hesap ediliyor.

Neresinden bakarsanız bakın durum AKP için kesinlikle iç açıcı değil. Hele bir de hesap etmekteki konular önümüzde bulunan 8 ay zarfında AKP’nin kapısını çalarsa, Erdoğan’ın daha önce “bu trenden inen bir daha binemez” şeklinde tarif ettiği AKP’den çok ciddi kayıpların, ayrılmaların, kopmaların yaşanacağını görebiliriz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.