Asikurtlar©

Çırpındıkça batmak bu olmalı

Çırpındıkça batmak bu olmalı
29 Haziran 2015 - 17:46 'de eklendi ve 4181 kez görüntülendi.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, AKP’nin 13 yıllık yalan, talan, ihanet ve teslimiyet düzeninin acı ve ağır sonuçlarına dikkat çekerken, Doğu Türkistan’da yaşanan mezalimi de unutadı. Twitter hesabından yaptığı açıklamada aynen şunları söyledi: “Herkes Kobani’yle yatıp kalkıyor, Nişantaşı’ndan Yüksekova’ya kadar önüne gelen Kobani’deki iki terörist grubun kapışmasını mesele ediyor. Doğu Türkistan’daki Çin zalimliğini kimseler konuşmuyor, ağzına dahi almıyor. Kobani’ye ağlayanlar, Kaşgar’a gülüyor ve zulme ortak oluyor.”

Saltanat sofrasında kahramanlık

Bu ülkede yaşayıp da vicdan ve izan sahibi olan hiç kimsenin bu tespite bir itirazı olamaz. Ancak, her ne hikmetse Sayın Cumhurbaşkanının ağırına gitmiş. Yine millet sırtından düzenlenen bir saltanat sofrasında öyle şeyler söylemiş, öyle kahramanlıklara kalkışmış ki, kendi sesinden duymasak inanmazdık: “Siyasetin temeli ahlaktır doğruluktur. Kamu menfaatini kişisel hırsları üzerine koyabilmektir. Üzülerek söylüyorum ki Türkiye bu konuda kıtlık yaşıyor.” Diyor, sayın Cumhurbaşkanı. 13 yıllık AKP dönemini bundan daha güzel özetleyen bir cümle kurulamazdı! Bu sözlerden sonra da Sayın Bahçeli’ye aynen şu cevabı veriyor:  “Şimdi bakıyorsunuz bazı siyasetçiler çıkıyor şunu söylüyor, güya şahsıma atıfta bulunuyor, ne diyor ‘sadece işte Araplar ile sadece Kobani’deki Tel Abyad’dakilerle uğraşanlar, Uygur Türklerini unutuyor’ diyor. O zata ben söylüyorum, sen Uygur Türklerinin yaşadığı yere hayatında bir kere gittin mi?”

Danışmanlar ne iş yapıyor?

Kaçak Saray’ın bin 150 odası var. Cumhurbaşkanlığı’nın kadrosu düşünüldüğünde bu odaların koruma ve danışmanlara tahsisi dışında bir işe yaramayacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Sayın Cumhurbaşkanının kaç danışmanı olduğunun sayısını dahi kimse bilmiyor. Bu kadar danışmanla çalışıp da bu kadar yanlışı yapabilmek, özel bir çaba gerektiriyor olmalı. Sayın Cumhurbaşkanı, MHP lideri Sayın Bahçeli’ye bu soruyu daha önce de sordunuz. Size, resimli, tarihli, ayrıntılı olarak bir açıklama yapıldı. Bu da yetmedi, İsmail Özdemir kardeşim, “SEN DAHA NEREDE OLDUĞUNU BİLMEZKEN DEVLET BAHÇELİ DOĞU TÜRKİSTAN’DAYDI” başlığıyla bir de yazı yazdı ve o yazı 8 Ağustos 2014 tarihli Ortadoğu Gazetesi’nde yayınlandı. Bütün okuyucularıma bir defa daha, bu yazıyı okumalarını özellikle tavsiye ederim. Hadi, sizin dikkatinizden kaçtı diyelim, bu kadar

danışman ne işe yarıyor? Niçin sizi uyarmazlar ve bu durumlara düşürürler. Şu kadarını hatırlatmakla yetinelim: MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli 2001 yılında Başbakan Yardımcısı olarak Çin’e gerçekleştirdiği gezi sırasında Doğu Türkistan’ı ziyaret eden ilk Türk lider olmuştu.

Hangi birini düzeltelim

Sayın Cumhurbaşkanı daha önce de benzer yanlışlarını ve bu yanlışlardaki ısrarını hayretle takip etmiştik. Muhtarlarla yaptığı bir toplantı da yine yanlış bilgilere dayalı açıklamalarda bulunmuştu ve 24 Mart’ta “Neresinden başlayıp neresini düzeltelim?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Hafızaların tazelenmesi için o yazının bazı bölümlerini tekrar hatırlatıyorum:

Kars’a Havaalanı 1988’de yapıldı

Sayın Cumhurbaşkanı, ülkeyi nasıl uçurduklarını anlatırken, aynen şu cümleyi kullandı: “Kars’a hava limanı olacak deseydik inanır mıydınız?” Karslı olmasam, o havaalanından defalarca yolculuk yapmasam, “acaba ben mi yanılıyorum?” diye düşünürdüm. Kaldı ki, çok basit bir Google bilgisi ile bile doğruyu öğrenmek mümkündür. Kars Havaalanı sivil Hava ulaşımına 1988 yılında açıldı. AKP’nin ortaya çıkmasından 12 yıl evvel Kars’ta havaalanı vardı ve hem de Türkiye’nin en büyük pistlerine sahipti. Şimdi, bu kadar açık ve kesin bir bilgiyi bile, bu kadar yanlış ve farklı sunabilen bir zihniyetin neler yapabileceğini varın siz hesap edin.

Köpeklerin çektiği kızaklar

Sayın Cumhurbaşkanı, başbakanlığı döneminde sık sık özellikle Güneydoğu’ya yaptığı işleri anlatırken, “oralarda artık hamile kadınları kış aylarında doktora yetiştirmek için köpeklerin çektiği kızakları göremeyeceksiniz” diyordu. Kış aylarının en uzun ve en sert geçtiği coğrafyada doğmuş ve büyümüş ve Türkiye’nin neredeyse bütün il ve ilçeleri gezmiş birisi olarak, ben köpeklerin çektiği kızağı bu ülkede ne gördüm, ne de duydum. Köpeklerin çektiği kızak belgesellerde ve ABD filmlerinde olur. Dervişin fikri neyse, zikri de o olurmuş. ABD ile yatıp, ABD ile kalkınca, insanın ruhuna işliyor. BOP Eşbaşkanı olmak kolay değil.”

Olağanüstü Hal’i MHP kaldırdı

Yine muhtarlara anlatıyor, sayın Cumhurbaşkanı: “Hükümet olduğumuzda bize, ‘olağanüstü hali kaldırın yeter’ dediler. 2 ayda olağanüstü hali kaldırdık.” Başbakanlığı döneminde de sık sık bunu tekrarlıyordu. Sayın Bahçeli bu açıklamanın ne kadar asılsız olduğunu şu sözlerle ispatlamıştı:

Olağanüstü Hal Uygulamasını son kaldırma kararını TBMM’ne teklif eden partimizin de ortağı olduğu 57. Cumhuriyet hükümetidir. Bu görüşmenin TBMM’deki oturum tarihi 19 Haziran 2002’dir. Son kalan iki ilde ise, uzatılması için yine 57. Cumhuriyet Hükümetince karar alınmadığından 30 Kasım 2002 tarihinde o sırada görevi devralmış 58. hükümet dönemine rastgelen tarihte bütün yurtta OHAL son bulmuştur.  Erdoğan’ın OHAL’in “kendileri tarafından kaldırıldığı” ifadesi yalandır.

Gömlek değiştiren kimlerdi?

Muhtarlara yapılan konuşmadan devam edim: Sayın Cumhurbaşkanı

“40 yıl önce ne söyledikse, şimdi de aynı şeyleri söylüyoruz.” Diyor. Bu durumda sormadan edemiyoruz: AKP’yi kurarken, “değiştik, dönüştük, şimdiye kadar söylediklerimizi bir kenara bıraktık. Gömlek değiştirdik” diyenler kimlerdi? “Kim ki etnik unsurları bir farklılık, ayrışma, husumet vasıtası olarak kullanıyorsa, bu topraklar üzerinde bin yıllardır muhafaza eden kardeşliğe ihanet içindedir.” Sözleri kulağa çok hoş geliyor. Ancak sormak gerekmez mi, milleti 36’ya ayırmak nedir? Bu topraklarda bin yıldır muhafaza edilen kardeşliği savunuyor ve tehditlere boyun eğmiyorsanız, İmralı canisi ile kurulan şeref masasında ne görüşülüyor? Neyi çözüyor, neyin pazarlığını yapıyorsunuz?

Saymakla bitmiyor

İmralı’daki bebek katilinin her istediğini verdiğinizi siz söylemediniz mi? Yattığı yeri 5 yıldızlı otele dönüştürüp, spor yapma imkanı sağlayacaksınız, arkadaş göndereceksiniz, televizyon vereceksiniz, bunları övünerek anlatacaksınız, sonra da dönüp “muhatabım değil” diyeceksiniz? Diyarbakır’da “Kürt sorunu benim sorunumdur” diye meydanı inleteceksiniz, Türk milletinin gazabına uğrama korkusu karşısında, şimdi de “Kürt sorunu yoktur” nutukları atacaksınız? “Türklükle benim karşıma gelmeyin” fırçası kayıp, milletini 36 etnik parçaya ayırdıktan sonra, “etnik unsurları bir farklılık, ayrışma, husumet vasıtası olarak kullanmak ihanettir” demek, nasıl bir siyasettir? İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren BOP’un Eşbaşkanı olmakla övünmek kimin sicili? Esad’la yakın arkadaşlıklar kurup, yapılan itirazlara ağır hakaretlerle cevap verirken şimdi de, “kaybeden Müslüman, kazanan başkaları” demek, ne kadar inandırıcı olabilir?

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER