SON DAKİKA

Evet, Yine Bahçeli…

Gündem Yazıları

Yenikapı Ruhu….

Gündem Yazıları

Cinnetle Siyaset Bir Arada Durmaz!

Bu haber 21 Kasım 2012 - 12:43 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

 

10. Büyük Kurultayında önce MYK’sını sonra da Başkanlık Divanı’nı yenileyen MHP, siyasi karakterini ve omurgalı duruşunu bozmadan ciddi muhalefet hamleleri yapılabileceğini, 19 Kasım 2012 Pazartesi günü gerçekleştirdiği Cumhurbaşkanlığı ziyaretiyle bir kez daha göstermiştir.

 

Bu görüşmenin, milli bir ders niteliği taşıyan “siyasi nezaket” tarafı bir yana, yerel yönetimler konusunda cari ağırlığı da bulunan 7başlıklı bir mektupla tarihe mal edilmesi, Milliyetçi Hareketin siyaset stratejisi bakımından daisabetli olmuştur.

 

Bu siyasi hamleyle, aynı makama, 21 Haziran 2010 tarihinde sunulan tespitlerin geçerliliğine ve tekliflerdeki isabete vurgu yapılması üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “MHP ana parti. Milliyetçi ve muhafazakâr yapısıyla bütün partilere analık etmiştir. Biz de feyz aldık” cümlesini kurmak zorunda kalmıştır.

 

15 Kasım’da CHP’nin Büyükşehir Yasası’nın veto edilmesi talebini iletmek üzere ziyaret ettiği Abdullah Gül’ün 19 Kasım’da en üst düzeyde gerçekleşen MHP ziyaretinden sonra 20 Kasım’da da AKP heyeti tarafından ziyaret edilmesi, bu makamın hak ettiği ciddiyeti ve saygınlığı kazanmaya başladığının güçlü bir belirtisidir.

 

Türkiye’de muhalefet partilerinin son 10 yılda hızlanan tarihe ve kötü giden talihebakarak benzer kaygılara kapılması, ortak söylemler geliştirmesi gayet tabiidir. Ancak her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Tilkilerle, çakallarla velev ki adına “aslan” bile deseler, vahşi kedilerle “Bozkurtları” birbirine karıştırmamak gerekir.

 

Eğer sizin için siyasi duruş, söylem ve eylem farklılıklarının bir önemi yoksa MHP’nin 43 yıllık şanlı tarihini bir tarafa bırakıp, maceracı oluşumların peşine düşmeniz işten bile değildir.

 

MHP’ye öteden beri CHP, İP, Ulusal sol, Kemalist sağ, HEPAR, Avar gibi söylemleri gerçekçi olsun ya da olmasın muhalif unsurların izleyiciye cazip gelen sert söylemleri üzerinden vurulmasına itiraz ettim. Bu itirazımı genellikle de ideolojik farklılıklar üzerinden yaptım. Bu grupların kültürel mayasındaki, ideolojik damarındaki ve siyasi omurgasındaki farklılıkları izah etmeye çalıştım.

 

MHP’nin AKP politikalarına karşı sert, cemaat faaliyetlerine karşı dikkatli ve bu ikisinin ortasından gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e karşı daha sakin bir üslupla gösterdiği kendine özgü yaklaşım, asla bir pasif tutum ve teslimiyet olarak değerlendirilemez.

 

Devlet Bahçeli, öteden beri, MHP’nin Başbuğ Alparslan Türkeş’le kazandığı, “devletin ciddiyetine ve milli makamların itibarına ehemmiyet verme” düsturunu, divanıyla birlikte bir kez daha millet menfaati için başarıyla kullanmıştır. MHP’nin siyasi açıdan Türk Milletinden başka hesap vereceği bir makam yoktur.

 

Geçmişten bugüne “sağdan asla oy alamayacağının” bilincinde olarak sağ seçmenin itibar ettiği bütün değerlere saldıranlar, başbakan idam eden 27 Mayıs darbesine “Ak Devrim” unvanını layık görenMakyavelist muhterislerdir.

 

Bu sahte demokratlar, işler kızışınca “iktidar namlunun ucundadır” sloganıyla Mehmetçiğe kurşun sıkabilen “derin muhalifler”dir. Sandıktan sonra silah da çözüm olmayınca “Ordu Göreve” sloganları atarak, darbe çağrısı yapan ve irtica karşısında tedirgin bulunan generallerin başınıderde sokan bu antidemokratik güruha nasıl omuz verebiliriz?

 

Aralarında “intikamcı” Ermenilerden, Rus ajanlarına, kindar Marksistlerden Amerikan ajanlarına, Dersimci devlet düşmanlarından gizli Hıristiyanlara kadar pek çok gayri milli unsuru birarada bulunduran ifrit sol muhalefetle MHP’nin muhalefet dilinin aynı olması mümkün değildir.

 

AKP seçmeninin % 80’i İslami söylemlere itibar eden Türklerden oluşmakta ve tabii olarak dürüst bir milli duruşu özlemektedir. Kamuoyu araştırmaları, bu seçmen grubunun % 70’inin ikinci tercihinin Milliyetçi Hareket Partisi olduğunu göstermektedir. Basit bir hesapla AKP’lilerin % 56’sı yani genel seçmen sayısının % 28’i “gözüm MHP’de” işaretini vermektedir. Söz konusu, “dindar cumhurbaşkanına gösterilen sempati” olduğunda bu rakam % 35’leri bulmaktadır.

 

Bu % 35’lik kitle, MHP’nin % 13’lük ana seçmen kitlesinin dışında yeni bir seçmen potansiyelidir. % 48’lik bu Milliyetçi zümreden CHP’nin veya başka bir sol partinin alacağı tek bir oy bile yoktur. Bu yüzden kendisine acı gelen bu tabloya bakarak solun, siyasi cepheyi militarize edip; MHP’yi de yanına alarak kaos yaratma arzusu içinde olması son derecede mantıklıdır.

 

Cinnet kokan bir sokak edebiyatıyla, sine-i millet ezberiyle, ufkunda MHP iktidarı olan bu tabloyu karikatürize etme girişimleri karşısında MHP yönetiminin izlediği “seçmene ve onun geçici tercihlerine saygılı muhalefet” yolu en tutarlı yoldur. Bu itibarla yapılan köşk ziyareti ve tarihe düşülen muhalefet notu, son derecede isabetli olmuştur. Dünkü ziyaretten sonra tarihin ve talihin, “Bozkurtların” bu soğukkanlı siyasetini karşılıksız bırakmayacağına olan inancımız bir kat daha artmıştır.

 

Tarih bize “cinnetle siyasetin bir arada duramayacağını” gösteriyor.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.