SON DAKİKA

BARAJ…

Gündem Yazıları

Milliyetçi Hareket

Gündem Yazıları

Çıkmaz sokak

Bu haber 02 Haziran 2014 - 12:07 'de eklendi ve 20 kez görüntülendi.

Kemalizmin 6 ilkesinden ikisi Milliyetçilik ve Devletçiliktir. Peki, özelleştirilerek önce yabancılaştırılan sonra da işten çıkarılarak işsizler arasına karışan binlerce kişi için; CHP Devletçilik ilkesini tutumlarında gösterdi mi? Hayır! AB’nin ilerleme raporlarında devamlı telkin ettiği ve hızlıca çıkarılan ve sadece bölücülüğe yarayan kanun düzenlemelerine; CHP, Milliyetçi ilke gereği itiraz etti mi? Hayır! Tam bağımsızlığı savunması gerekirken; git gide ağırlaşan, kalıcı ve yerleşik hâle gelen işgali CHP sessizce seyrederek onaylıyor. Ayrıca, partiye dış destekli doldurulan bölücülerle; vatanın bölünmez bütünlüğünü değil, ikili yapıda federasyonu arzuladıkları ortada. Sonuç olarak CHP de AKP ve BDP gibi devlet yıkıcılığına hazır bir suç örgütüdür ve düşmanın aparatlarından biridir…

 

Tüm partilerde tepeden inmecilik varken ve tabanın çoğu buna itiraz etmezken ve delege yapısını sömürgecilerin atadığı kuklalar belirlerken, hiç bir parti arıtılamaz; arınmayacak da acı gerçek bu. Tarih bunu kanıtladı. 1938’den beri ülkemiz ve her şey gibi CHP de hep daha kötüye gitti…

 

Mutlak diyalektik gerçek şudur: Hiçbir mükemmel oluşum, yine o oluşumun devamınca geçmişteki gibi mükemmel şekilde tekrar gerçekleştirilemez. Örneğin CHP, 1923-38 arası mükemmel dönemi tekrarlayamayacak. Bu nedenle, Türkiye’nin tam bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğü CHP’yle değil, CHP dışından olacak bir oluşumla ve hatta CHP’ye rağmen gerçekleşecek…

 

SOROS’çu, bölücü ve hurafeci CHP yönetimiyle yine onların gençleri arasında önceden kararlaştırılan danışıklı dövüşte; bir tarafta bakın biz gençler durumun farkındayız gösterisi yapılıyor ve güya sözüm ona CHP kurtarılıyor; öte yandan CHP’yi asıl kurtarması gerekenlerin gazları alınarak geride tutuluyor. Böylece, son toplamda; CHP’deki SOROS’çu, bölücü ve hurafeciler; yerleşip kalıcı hale gelecek. Ülkemizin işgal benzerinin küçüğü CHP’ye de uygulanıyor…

 

Hurafeci, hırsız, bölücü AKP’yle beraber muhalif görünümlüler de şurada-burada bol keseden özerklik dağıtıyorlar. Burası, babanızın çiftliği mi ki; sömürgecilerin, tetikçi, kiralık katil çetelerine özerklik vaat ediyorsunuz. Devletin sahibi, millettir millet. Avrupa yerel özerklik yasalarına konan çekinceler kaldırılıp kabul edilecekmişmiş. [1] Avrupa’daki Fransa, Belçika gibi AB üyesi ülkeler, yerel özerkliği imzalamadıkları hâlde; biz AB üyesi değilken ve hiçbir zaman üye olmayacağımız tamamen anlaşılmışken; ne diye Avrupa yerel özerkliğinden söz ediyor bunlar? Yoksa; 1995 AB Gümrük Birliği ihanet sözleşmesini imzalayan Doğru Yol-SHP hükümeti gibi, ülkemizi hançerlemek mi istiyorlar?

 

Biraz geride durarak bekle-gör-tavır al anlayışıyla hareket edenleri de; muhaliflere muhalif olan PERİNÇEK, BALBAY, Tuncay ÖZKAN, Soner YALÇIN gibileriyle oyalıyorlar. Hayır; önyargılı değilim, yüksek matematikle ilgilenen ve ispatları okuyup anlayan biri olarak; hangi gerçeğin, maddi kanıtlarla nasıl ortaya konulabileceğini teorik ve yöntemsel olarak biliyorum. Konuşmalarında, olmayan etnisiteye vurgu yapanlar ve böyle hayalet kabulleri olanlar, ülkemiz için en zararlıdır. Bu konudaki düşüncem kesin ve değişmeyecek. Bazı masum insanların yanına koyarak içeri tıktıkları bu kişileri; bilgi ve düşünce yoksunu inadına AKP’ye karşı duygusal kesimin gözünde önce bunları kahramanlaştırdılar. Sonra bu içi boş ve kof kişiler; dışarı salınınca birden gördük ki; hepsi Tayyip gibi, silah bırakılırsa genel af çıkarılır diyerek ÖCALAN’cı, açılımcı, barışçı, demokrasi havarisi bölücü oluverdiler. İsrail’in güvenliği ve Büyük Ermenistan için; bireysel çıkarları uğruna sömürgecilere gönüllü kiralık katil hizmeti verenler, sanki bağımsız iradeleri olan özne varlıklar da, biz bunlarla anlaşma uzlaşma yolları arayacağız. Kimse aklımızla dalga geçmesin!

 

Anayasa Mahkemesi’nin, HSYK kanun değişikliğini anayasaya aykırı bulması ve iptal etmesi elbette olumludur; ancak bu, hükümetin hukuksuz keyfi uygulamalarına, yargının geçmişe dönük koltuk değneği olma suçunu aklamaz. Hem HSYK kanun değişikliği iptali geleceğe dair yatırım çalışması da olabilir. Aaaa durun şurada biraz hukuk kalmış dedirtircesine, kalıcı şekilde hukuka güveni sarsılan insanları böyle tekil kararlarla rahatlatma oyununu oynuyorlar. Hukuk, kaptaki yemek değildir ve azı-çoğu olmaz; ya vardır ya da yoktur. Bir hukuk ihlali; hep hukuk ihlalidir ve tümünün iptalidir. Önümüzde, dehşet saçan MİT değişikliği var; bir de orada Anayasa Mahkemesi denenmelidir. Ancak sonuç ne olursa olsun; AKP de cemaat de aynı lağımın pisliğidir. Dolayısıyla; bunlar üzerinden birbirlerinin güya yanlışlarını görenler ve birbirlerini AKP’li-GÜLEN’ci şeklinde eleştirenler de işlevsizdir. Burada, CHP yönetiminin ve KILIÇDAROĞLU’nun ne dediği veya demediğiyle ilgilenmiyorum. O, genelbaşkan olmadan önce, mecliste bölücü Dersim çıkışını yaptığında benim için deşifre oldu ve bitti. Yok öyle demedim de; yok bunu demek istedim de diyenlerin; 55 yaşın üzerindekilerin; konuşurken elleri titreyenlerin üzerini çizin. Bunlar; bu yaptıklarıyla muhalifleri oyalayıp asıl düşünülmesi gerekenleri düşündürtmemeyi sağlıyorlar…

 

Başkomutan Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK; kurtuluş teşkilatlanmasını başlattığında 38 yaşındaydı. Günümüzde de; milletin bağımsızlığını ve vatanın bölünmez bütünlüğünü gerçekleştirecek, yetkin, tertemiz genç insanlara ihtiyaç var. Edilgenliklerinizden kurtulun. Bir araya gelin. Başkalarından bekleme ezikliğini, aşağılık hastalığını üzerinizden atın. Kendinize güvenin; ben yaparım deyin ve işe başlayın…

 

Bölücüler özerklik ilan ettiğinde; yargı harekete geçmezse ne yapacaksınız? “Yok canım olmaz, devlet kendi kendini korur, gerekeni yapar, bize ihtiyaç kalmaz” demeyin; resmi-sivil tüm organları işgal edilen devlet nasıl kendini korusun? Geçmişte bundan küçük benzer suçlara kurumlar nasıl tepkisiz kaldıysa, böyle büyük bir suça da sessiz kalacak. Bu yıkım gerçekleşirken ve hepimiz devlet enkazı hafriyatında hercümerç olurken; siz, sizi temsil ettiğini düşündüğünüz partilerin veya sermaye medya mensuplarının laf sokmalarıyla mı kendinizi avutacaksınız?

 

Kendinize ait gördüğünüz, eleştirerek, uyararak düzeltebileceğinizi düşündüğünüz partilerin yönetim kadroları, sömürgecilerin atadığı kuklalardır ve görevleri sizi alıştırarak dönüştürmektir. Yani; siz parti tabanları, partilerinizin değişip düzeleceği beklentisiyle zaman içinde olanlara alışarak bizzat kendiniz dönüşeceksiniz. Parti tabanları olarak, iyi-kötü şimdiki düşüncelerinizde samimi ve ısrarlıysanız; derhal partilerinizi terk eder ve kendiniz, tabandan saf, tertemiz bir oluşum başlatırsınız. Böylece; sömürgecilerin atadığı ve yalnız kalan parti yönetim kadroları da, 300-500 kişiyle hiçbir işe yaramaz. Yapılması gereken, önce herkes bulunduğu yerde noktasal olarak bir oluşum başlatmalı; sonra bu noktalar, ilerde milletin bağımsızlığı ve vatanın bölünmez bütünlüğünde birleşerek ve bir araya gelerek yönetim kadrosunu kendi içinizden bizzat belirlemektir. Bu yapılanma; tabandan yukarı gerçekleşeceği için, dışarıdan etkilenmesi veya yönlendirilmesi imkânsızdır. Çünkü herkes, somut tanıdığınız, ulaşılabilir, sorgulanabilir ve dış ülkelere gitmemiş gizli ajandası olmayan kişilerden oluşacak…

 

Yok öyle bedavacılık, be-leşçilik, tembellik, uyuşukluk, kurusıkı atmalar; gerekirse malımızı ve hatta canımızı vereceğiz. Kişiler veya gruplar için değil; milletin bağımsızlığı ve vatanın bölünmez bütünlüğü için; insanlık düşmanı sömürgeciliğe karşı olacak bu kutsal mücadelemiz. Burada, Başkomutan Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün şu hayati önemdeki sözlerini hatırlamalıyız: “Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa; genel şerefsizliğin enkazı altında, şunun bunun şahsi şerefi de parça parça olur. Biz o genel şerefi kurtarabilmek için harekete geçen millete, ruhumuzla katıldık. Katılmamızı önleyebilecek şahsi rütbeleri, mevkileri de genel şerefi kurtarmaya yönelik bir amaç uğrunda feda ettik. Bunu anlamayıp da, milleti hâlâ kendi kafalarının keyfine göre yönetmeye kalkışanlar artık birer beladır. Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü kalmadı…”

 

Şunu iyi bilsinler ki onların koyduğu kurallarla, onların istediği şekilde, onlarla burada asla birlikte yaşamayacağız. Ya bizi öldürecekler, ya da onları buradan söküp atacağız. Tek mutlak gerçek budur. Bunu yaparken şöyle düşünmeliyiz: “Umutsuzluk yok, çünkü ‘Ben’ varım. ‘Ben’ olmasaydım umutsuzluk olabilirdi. ATATÜRK: ‘Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.’ derken, bunu kast etti…”

Kaynak:

[1] http://www.sabah.com.tr/Gundem/2014/04/04/yol-haritasinda-dort-kritik-adim

Deniz KAÇAĞANkacagandeniz@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.