Asikurtlar©

CHP’den Said-i Nurs-i açılımı

CHP’den Said-i Nurs-i açılımı
24 Ekim 2016 - 0:02 'de eklendi ve 3299 kez görüntülendi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Said-i Nursi hakkında kendisine sorulan bir soruya şöyle cevap veriyor:

“Bir çok aktör var, alim var. Doğru zamanda doğru sözler söylemiş bir çok alim var. Bunların birikimlerinden yapıcı bir biçimde yararlanmak lazım. Yol gösterici olması bakımından bu önemli bir husus.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı’na göre Said-i Nursi, doğru zamanda doğru şeyler söylemiş, birikimlerinden yararlanılması gereken, yol gösterici bir şahsiyet.

Sezgin Tanrıkulu, bu ifadeleri kullanırken ağzından çıkanları kulakları duyuyor muydu bilemem ama varlığını cumhuriyetin temel değerlerini ve temel ilkelerini yıkmaya adamış bir kişiyi, üstelik başında cumhuriyet geçen bir partinin genel başkan yardımcısı nasıl böylesine “yol gösterici ve doğru zamanda doğru şeyler söylemiş” biri olarak takdim ediyor anlayabilmiş değilim.

Doğru zamanda doğru şeyler söylemiş olan Said-i Nursi’nin o sözlerinden bir demet aktarayım Sezgin Tanrıkulu’na:

“Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkârı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(…) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nuru iman ve Kur’an ışığıyla hakikati hali göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.” (Şualar 458-459, Siracun Nur- 247)

Said-i Nursi, başlangıçta şifreli olarak işaret ettiği Deccal’in kim olduğunu daha sonra şöyle anlatıyor:

“Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis-i Şerif-in ihbariyle Kur’a zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi.” (Emirdağ Lahikası I/278,Yirmi yedinci mektuptan Sabık Reisi Cumhura ve üç makama gönderilen istida)

Said-i Nursi, Mustafa Kemal’e yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar:

“…Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve Millet-i İslam için pek zararlı olduğunu efaliyle ispat eden ve Hadis-i Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu (yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde din yıkıcı Süfyan dediğimizi (…)?” (Emirdağ Lahikası I,50?51; Yirmi yedinci Mektuptan Mahkeme-i Kübra’ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226-227)

CHP’nin genel başkan yardımcısı iyi anladı mı?

Doğru zamanda doğru şeyler söylemiş olan Said-i Nursi’ye göre Atatürk Deccal’di!

Devam edelim.

Said-i Nursi Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki ittifakı şöyle anlatır:

“Müslümanlık-Hıristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hıristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.”(Emirdağ Lahikası I,s. 1712, Tarihçe-i Hayat s.434)

Sezgin Tanrıkulu’nun “yol gösterici alim” dediği Said-i Nursi, Nurcuları, Hıristiyanları ve misyonerleri ittifak halinde olmaya çağırıyor.

Yeni CHP acaba böyle bir açılım mı planlıyor?

Çan Kulesindeki Müslümanlar kitabında bunları ayrıntılarıyla yazdım ama Sezgin Bey’in “daha iyi sezmesi” için bir örnek daha vereyim:

“Mondros Mütarekesiyle savaş sona erince İstanbul’da bulunan Kürt liderler, Kürdistan’ın ulusal bağımsızlığını elde etmek amacı ile Kürdistan Teali Cemiyeti adıyla siyasi bir cemiyet kurdular. Bu cemiyetin kurucuları olan Said-i Nurs-i, Müküslü Hamza, Botkili Halil Hayali beyler, faaliyete geçerek cemiyete üye kaydetmeye başladılar.

Kürdistan Teali Cemiyeti yönetim kurulunda ilginç isimler vardı:

Birinci başkan: Şemdinanlı Seyyit Ubeydullah’ın oğlu Seyyit Abdulkadir.

Birinci başkan Vekili: Bedirhan Emin Ali.

İkinci Başkan Vekili: Süleymaniyeli eski Dışişleri Bakanı Said Paşa’nın oğlu Fuat Paşa.

Üyeler: Dersimli Miralay Halil Paşa, Babanzade Şükrü, Tüccar Fethullah, Mehmet Şükrü v.d.

Kabarık listeden bir bölüm aktardım sizlere. Asıl gayem Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kuruluşu değil, bu cemiyette yönetim kurulu seçilen kişilerin İstanbul’da bulunan ABD, İngiliz, Fransız işgal komiserlerini ziyaret ederek bazı taleplerde bulunmalarına dikkat çekmek.

ABD işgal komiseri ile yapılan bir toplantıya Seyyit Abdulkadir, Emin Ali Bedrihan, Prof. Mehmet Şükrü, Emin Ali Bedirhan ve ‘kavmiyetçiliğe güya karşı olan(!)’ Said-i Nursi de yer alıyor.

ABD işgal komiserinin karşısına çıkıp yalvar yakar ‘Kürt milli haklarının sağlanmasına yardımcı olmaları’ ricasında bulunan bu cemiyet üyeleri tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.” (Muharrem Bayraktar, Said-i Nursi’nin İstanbul’un işgalindeki vahim tavrı, 4 Nisan 2015, Yeni Mesaj, Kadri Cemil Paşa, Doza Kürdistan, (Zinar Silopi) Haz. Mehmet Bayrak, Ankara, 1992, s. 57.)

CHP’nin doğru zamanda doğru şeyler yaptı diyerek büyük alim olarak takdim ettiği Said-i Nursi, İstanbul işgal altında iken, İngiliz işgal komiserine giderek “özerklik talebinde bulunuyordu!”

Doğru zamanda doğru işler yapıyordu vesselam!

Ama şu CHP hiçbir zaman doğru zamanda doğru iş yapmasını beceremedi.

Beceremediği için de, şakirtlerinin bir damarından darbeciler çıkan, Atatürk düşmanı, İngiliz aşığı bir cahili “örnek alma” noktasına geldi.

Muharrem Bayraktar

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER