SON DAKİKA

Çaputa Sarılmış Tabutlar ve Hala Kandırmaya Devam Edenler

Bu haber 18 Ocak 2013 - 19:31 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz
Adalet özünü yitirmiş, sadece adı kalmış. Rezilliğin bini bir para… Fransa’da PKK’lı bir güruh, o Başbakan Yardımcısının ah vah ederek üzüntüsünü dile getirdiği, öldürülen PKK’lı kadınlar için toplanmış. Tabutların üzerinde PKK çaputları… Ne bekliyordun diyebilirsiniz, tabiki farklı bir şey beklemiyordum. Fakat bu PKK çaputuna sarılı tabutlar Türk Havayollarına ait bir uçakla ülkemize getirildi. Uçakta nasıldılar veya uçağa nasıl kondular bilmem ama az öncesinde tabutu sarmalayan çaputlarla veda töreni yapıldı ve tabutlar Türkiye’ye indirildiğinde yine bu çaputlarla tören yapılacak. İşte hazmedemediğim bu… Bu durum biraz izan, feraset, vatan sevgisi, vicdan, Allah korkusu olan biri için kesinlikle kabul edilemez, derinlerde bir yerlerde yaralar açan, devlet anlayışını sakatlayan bir tablo.

Geçen günlerde ölen, Türkiye büyük Millet Meclisinde yapılan törene bütün devlet erkanının eksiksiz katıldığı Şerafettin Elçi’nin tabutu üstünde Türk bayrağı vardı. Ne büyük bir kandırmaca ki -Allahtan fazla uzun sürmedi- memleketine götürüldüğünde orada yapılan törende tabut yine PKK çaputuyla sarılıydı. Nasıl bir ülke olduk? Her tabuta Türk bayrağının konamayacağı hakkında yasal düzenlemeler yapılırken, bölücülük yapanların tabutuna bölücü çeteyi temsil eden çaputun asılması serbest. Bu hangi yasada var?

Evet, müptezelliğin bininin bir para olduğu bir durumdan geçiyoruz. Ve bu durum biraz sorumluluk taşıyan, yarınları düşünen, ülkesini seven insanları muzdarip etmektedir. Bir ülkenin geleceği göz göre göre ancak bu kadar tehlikeye atılabilir. Bir İmralı süreci kandırmasıyla yol almaya çalışanlar, bu yaptıklarında Türk milletini kaale almamakta, tabiri caizse takmamaktadır.

XXXXXXX

Başbakan talimat verdim televizyon da verilecek, diyor; Adalet Bakanı mahkum istedi, diyor; katilbaşıyla görüşen kardeşi ağabeyim televizyon istemedi, diyor… Bir televizyon hikayesi üç değişik görüş, kim doğru kim yalan söylüyor bilemeyiz; ancak bildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bugüne kadar böyle bir duruma hiç düşmediği gerçeğidir.

Aldatmaca, kandırmaca büyük bir traji-komedi yaşıyoruz. Bazı yetkililerin PKK’lılara döktükleri gözyaşlarını, vatanını seven, bayrağını, milletini sevenler şehitlerimiz için akıtıyor. Bugün yine bir şehit var, Mardin’de bir polis memuru şehit edildi. Peki, ne yapılıyor? Devlet bunları görmezden gelip, hala katilbaşının karşısına oturma telaşına düşmüş. Kendileri görmezden geliyor ya, millete de siz de görmeyin, nasıl olsa ateş düştüğü yeri yakar demeye getiriyor. Lakin unutulmasın ki, o ayrı ayrı ocaklara düşen ateş bir harlar ve hepsi birden tutuşursa, her yer yangın yerine döner, kurunun yanında yaşlarda yanar, çok büyük bir badireyle karşı karşıya kalırız. Bu durumu göz ardı edenler de çıkan yangının ortasında kalırlar.

XXXXXXX

Dedik ya göz göre göre, kim neyi ne kadar inkar ederse etsin adamlar söylüyor hem de kapalı kapılar ardında değil, herkesin gözü önünde konuşuyorlar. Barış görüşmeleri dedikleri sürece dahil ettikleri BDP eşbaşkanı Demirtaş şöyle diyor:

“Görüşmeler İmralı’da ve Oslo’da olduğu için bu isimler verildi. Eğer olacaksa, devam edecekse ve taraflar bu konuda bu konuda bir trafik başlatacaksa, belki doğru isim Hewler (Erbil) sürecidir. Hewler süreci PKK ile devlet arasında belki işleyebilir. Sayın Öcalan İmralı’da olduğu sürece de, Güney Kürdistan’ın başkentinde bu görüşmeler niye yapılmasın? Diğer tüm grup ve fraksiyonları da bu sürece katmalıyız. Onlarla bu süreçle ilgili bilgileri paylaşmalıyız. Bilgilendirme söz konusu olacak. Herkes şunun farkındadır. Sadece Türkiye’deki Kürtlerin kaderi çizilmiyor, bütün Kürdistan’ın kaderi çiziliyor. Kürtlerin birbiriyle hareket etmeleri, desteklemeleri gerekiyor. Kürt hareketleri halka karşı görevlerini yerine getirmek istiyorlarsa, ulusal taleplerde ortak hareket etmeliler.”

Bütün bunlara rağmen hala özerklik istemiyorlar, federasyon istemiyorlar, bağımsız devlet istemiyorlar yalanlarına inandık diye hareket ediyorlar ve Türk milletini de buna inandırmaya çalışıyorlar. Türk milleti siz ne yaparsanız yapın bu yalın gerçeği görmektedir. Onlar bu özerklik falan filan istemiyoruz diyebilirler; çünkü son aşamaya gelmişler onu istiyorlar; Kürdistan.

Yapılmak istenen gayet açık, artık takkeler düşmüştür keller görünüyor. Elbirliğiyle BOP kapsama alanında hizmetli, görevli olanlar nasıl varlık sebeplerinin gereğini yapıyorlarsa, hiç kimsenin şüphesi olmasın Milliyetçi Ülkücü Hareketin öncülüğünde Türk milleti de fıtratının gereğini yapacaktır.

Namık Kemal’in dediği gibi, “Fırat değişir sanma, bu kan yine o kandır ”

Sağlıcakla kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.