SON DAKİKA

BARAJ…

Gündem Yazıları

Milliyetçi Hareket

Gündem Yazıları

Çanağa doğranan kaşığa geliyor

Bu haber 03 Nisan 2015 - 19:34 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Ülkeyi karanlığa, teröre, çözülmeye ve çöküşe mahkum edenlerin, medya ve muhalefeti hedefe koyarak kendilerini temize çıkarmaya çabalamaları, kendi sicillerine uygun olsa da, ibretlik görüntüler ortaya çıkarıyor.

DURUMA GÖRE VAZİYET
Anayasa başta olmak üzere, devleti devlet yapan bütün değerler, kurumlar, kurallar yerle bir edilmiş, tersine çevrilmiş veya işlemez hale getirilmiştir. Ayakta kalan, ümit veren, güven telkin eden tek bir kurum gösteremezsiniz. Sadece siyaseti değil, devleti de duruma göre vaziyet alan bir şekle dönüştürdüler. Tek ve değişmez ölçü, AKP’nin menfaatleri ve ne pahasına olursa olsun iktidarda kalabilmesidir. Durum AKP’nin kurduğu yalan, talan ve ihanet düzenini sürdürmek olunca, hukuka, meclise, demokrasiye ve diğer bütün kurumlara da buna göre vaziyet aldırılıyor.Menfaate uygun düşecek bir madde bulunursa, mesela bakanlar kurulunu kaçak sarayda toplamak gerekirse, Anayasa kaynak gösterilir. Ancak, sıra tarafsızlık ilkesine gelince, Anayasa hedefe konulup ayaklar altına alınır. Daha da ileri giderek Meclis kürsüsünden Anayasayı tanımadığını ilan eden bakanlara rastlanır.

SIRAYA GİRDİLER
Böyle bir siyasetten onurlu, ahlaklı, vicdanlı, ülke ve millet menfaatlerine uygun, birlik ve bütünlüğü sağlayacak bir sonuç çıkması eşyanın tabiatına aykırıdır. Nitekim, ülkenin hali ortadadır. Türkiye saatlerce karanlığa gömülüp ortaçağ manzaraları yaşarken, adaletin tecelli edeceği binalar teröristler tarafından basılıp, görevi başındaki savcı şehit ediliyor. Aynı teröristler, İstanbul Emniyetine doğrudan saldırı yapacak cüreti buluyorlar. Hiç kimse bu vahim durumu, AKP’nin 13 yıllık sicili dışında değerlendirmeye kalkmasın. Çanağa doğrananlar, şimdi kaşığa gelmektedir. “Çözüm” diyerek, ülkenin varlığını ve birliğini şeref masalarında pazarlığa açmanın, taşları toplayıp, köpekleri serbest bırakmanın elbette bir sonucu olacaktı. Bebek katilinin ininde yatarken elde ettikleri ve aldığı mesafe; şehirlerde, dağlarda, başka deliklerde yuvalanan kalleşler, hainler, katiller ve vatan millet düşmanları için bir emsal oluşturmuştur. Sıraya giriyor, paylarına düşeni almak için harekete geçiyorlar. Bunun böyle olacağını, ihanetin buralara geleceğini şimdi değil, daha işin başında söylemiştik.

BİRLİK BERABERLİK?
Yorum değil, yaşananları hatırlatarak tespit yapıyoruz. Bu tablo, bu geçmiş, bu sicil orta yerde dururken Cumhurbaşkanının ve Başbakanın birlik beraberlik mesajları verip, terörü lanetlemeleri, muhalefet partilerini ve özellikle MHP’yi kendileriyle ortak hareket etmeye çağırmaları ne kadar inandırıcı olabilir? Birlik beraberlik köşeye sıkışınca mı aklınıza geldi? Siz birliği beraberliği İmralı canisinde, Kan dilli katillerde aramıyor muydunuz? Kaldı ki, ne kadar samimi olduklarını, daha doğrusu bunun da duruma göre vaziyet almanın dışına çıkmadığını, yine kendileri ispatladılar.MHP’ye savcının şehit edilmesi üzerinden siyaset yapılmaması çağrılarında bulunup, yapılan haklı ve doğru eleştirilere ateş püskürdüler; ama kendileri tarafsızlık yeminine rağmen, gece yarısı taziye evinde parti mitingi yapmakta, siyasetin dibine kadar gömülmekte en küçük bir sakınca görmediler.

AKP’Yİ FIRSAT SAYIYORLAR
Başbakanın durumu daha da vahim. Güya ön alıyor, yön çiziyor, muhalefete ve medyaya ayar veriyor. Tıpkı Cumhurbaşkanı gibi o da, muhalefet liderlerini ve özellikle isim vererek MHP’yi, bu kanlı cinayet üzerinden siyaset yapmakla suçluyor. Siz, teröristlerle şeref masaları kuracaksınız, onların her istediklerini vermeyi barış ve huzur diye bu millete yutturmaya çabalayacaksınız.AKP’nin bu perişan halini fırsat sayan diğer katiller sıraya girip İstanbul’un göbeğinde Adliye Sarayına ellerini kollarını sallayarak girip, devletin savcısının kafasına silah dayayacak. Ortaya cevap bekleyen onlarca soru çıkacak. İnsanları takip etmekte, yıldırmakta, korkutmakta kullandığınız birimlerin hiç biri ortalıkta gözükmeyecek. Ülkenin ne hallere getirildiğini bütün dünya hayretle izleyecek. Ama suçlu muhalefet olacak, öyle mi?

BASINI SANSÜRLEDİNİZ, YA VİCDANLAR?
Basını yanlış yapmakla, ayıp etmekle suçluyorsunuz. Yayınlanan fotoğraflar üzerinden eleştiriyorsunuz. Bu tartışılabilir. Ancak, bu tartışma hükümetin yetersizliğini, yanlışlarını, teslimiyetini ortadan kaldırmaya yetmez ve şu sorunun cevabı olamaz: Devleti, savcısının başına silah dayanacak durumlara düşürmek mi, yanlıştır ve ayıptır; yoksa bu söylemek, yazmak mı ayıptır? Bu soruya makul ve mantıklı bir cevap veremediğiniz için, her zaman yaptığınızı yapıyor, en iyi bildiğinizi uyguluyor susturma, sindirme yolunu seçerek basına yasak koyuyorsunuz. Basını sansürlediniz de, vicdanları ne yapacaksınız?

HIRSIZLIK YAPMAK SERBEST, “HIRSIZ” DEMEK SUÇ
Yine geldik aynı yere. Bütün değerler, kurumlar, kurallar tersinden işliyor. Hırsızlık yapmak suç değildir, ama hırsıza, “hırsız” demek ağır suçtur. Şeref masaları kurup bebek katiliyle ülkenin varlığını ve birliğini müzakere etmek çözümdür, ama bunun ihanet olduğunu söylemek affedilmez yanlıştır.Anayasayı ayaklar altına alıp, kanun, hukuk, demokrasi tanımamak büyük başarıdır, ama hakkını aramak, hukuku hatırlatmak, anayasayı ortaya koymak büyük yanlıştır. Şehit savcının taziyesinde miting yapmak sizin hakkınızdır, ama muhalefetin yanlışlarınızı hatırlatması büyük ayıptır.Devletin savcısının kafasına silah dayatmak kabul edilebilir bir durumdur, ama bunu söylemek, yazmak, bühtandır.
Bütün bunlar son çırpınışlardır. Çırpındıkça batmanın bütün dünyanın hayretle izlediği görüntüleridir. Milletin aklıyla etmektir. Çok şükür ki, 7 Haziran’a, yani 13 yıldır süren ve artık fiziki bir hal alıp, ete kemiğe bürünen AKP karanlığının bitmesine, şunun şurasında 2 ay kaldı.
Orhan Karataş

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.