SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Cambaza Bak Siyaseti

Bu haber 30 Kasım 2012 - 9:50 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Mustafa Ertekin
Türkiye’de her alanda yaratılan o kadar bilinçli karmaşa var ki, o karmaşa arasında garip olayları maalesef fark bile edemiyoruz.
Türkiye de sanki her şey pür-i pak gibi gündemimiz suriye, mısır ve Afrika’ya yoğunlaşmış durumdadır.
Yeni cambazımız da her çarşambayı eve bağlayan ünlü dizi Muhteşem Yüzyıl olmuştur.
Dizi konusunda ağzı olan konuşurken cambaza bakan ahali altımızdan kayıp giden değerlerin farkında bile değildir. Adeta hipnoz ustası olmuş siyasi iktidar milleti”bir o yana, bir bu yana” türküsüyle uyutmaya devam etmektedir.
Tabi uyumayan aydınlar da var!
Bunlar da ikiye ayrılıyor; Birincisi uyumayan ama medya sansürü yüzünden sesini duyurmakta zorlananlar, gırtlaklarına basılsa da ses çıkarmaya çalışanlar.

İkici gurup ise aslında gelişmelerin farkında olan aslında uyumayan ama sıkıyı görünce “Tilki” uykusuyla numara yapan Aydıncıklar da var tabii.

Oysa gelişmeler açıktır. Türkiye Dış siyasette yalnızlığa itilerek Ortadoğu Bataklığının içine çekilmek istenmektedir. Suriye’nin karmaşık yapısının içine çekilerek püsküllü belalar bulaştırılmak istenmektedir.

Suriye konusunda Batının sessizliği, ABD’nin kurnazlığı ve ÇİN, RUSYA gibi dev devletlerin isyanını birlikte değerlendirirsek Türkiye’nin timsahın ağzına atılmak istediğini anlamak hiçte zor değildir.

Batı VE ABD karşısında Rusya ve Çin’i görerek geride durma stratejisine devam ederken, NATO’nun Türkiye’ye göndereceği petriot’ların asıl gerekçesinin Suriye değil İran olduğunu anlamak için siyasetçi olmaya gerek yoktur. Düz mantıkla düşünürsek; aslında ABD ve Batı ittifakı Tükürse Suriye sele kapılacak haldedir.

Çünkü Suriye içinde ciddi bir iç savaş hüküm sürmektedir.

Demek ki asıl mesele bu değilmiş!

Mesele Afganistan’dan başlayıp Ortadoğu’ya yayılan coğrafya sürdürülen modüler devletler yaratma projesidir. Bu projeye direnen Çin ve Rusya BM de veto yetkisine sahip olmasa Suriye, Ürdün, Fas gibi devletler yaratılan hormonlu Timsaha bir gecede yem olabilirler.

Bu bölgede Timsahın gırtlağına takılacak tek kılçık İran’dır bu sebeple Türkiye masada tutulmaktadır.

Suriye’deki etnik yapıya ve kültürel geçmişine bakınca, Türkiye’nin bu bataklıkta ciddi sorunlarla karşılaşması muhtemeldir.

Orada her dilden her telden etnik yapılar vardır ki, maalesef içimizdeki bazı marjinal guruplar da o yapıya yakın bir siyaset izlemekteler.

Şimdilik Suriye ve İsrail cambazlığını geçmek istiyorum, bu meseleye yarın tekrar döneceğim!

ANA DİLDE SAVUNMA YANLIŞI!

Milletimiz Düne kadar Suriye-İsrail cambazlığını sessizce izlerken meclis adalet komisyonundan bütünlüğümüze neşter atan bir madde geçti.

Bu madde PKK ve KCK gibi katil örgütlerin savunmalarını Kürtçe yapmalarının önünü açacak bir netliktedir.

Tasarı o kadar iyi süslenmiş ki sanki tasarıyı hazırlayanlar nezaketten kırılıyor. Taslakta yer alan ifade de “Kişinin kendini en iyi ifade edeceği dilde savunma yapmasının önü açılacakmış”!!…

Bu ilk bakışta masum gibi geliyor değil mi? Ama masum değil, cinin şişeden çıkarılmasıdır bu…

Bir milleti bir arada tutan halatın kesilmesidir bu…

Tasarının yazımı çok nazik ama içeriği hoyratça bir yanlıştır. Bu tasarını sağladığı kolaylık Askerlerimizi kınalı kuzularımız kalleşçe arkadan vuran yaratıklaradır… Bunu hiçbir vicdan kabul edemez.

Bu tasarıda yer alan “kendini en iyi savunacağı dil” ifadesi bu ülkenin vatandaşı olmayanlar için olsa bir sorun yok.

Bu tasarının hedeflediği açlık grevlerine bile neden olan PKK ve KCK’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyetin Bağımsız mahkemelerinde kendi dilinde savunma yapma dayatmasının karşılığı değil mi? Bu haydutlar bölmek istedikleri ülkenin mahkemesinde bu kadar rahat hareket etmemeli aksi bir durum vicdanları yaralayacaktır. Bağımsız mahkemelere, bağımsız yargıçlarımıza herkes saygılı olmalıdır.

Zaten Bu tasarı meclisten geçse de Anayasa mahkemesinden dönecektir. Çünkü Anayasamızın 3. maddesi anayasanın değiştirilemez maddeleri arasındadır.

Türkiye’yi yönetenler yapılan bu açılımları çözüm olarak sunarak ya büyük bir yanılgıya düşüyor, ya da ciddi bir planın pençesindedirler!

Kürt siyasetini temsil ettiğini söyleyen BDP Eş Başkanı Demirtaş’ın 35 vatandaşımızın ölümünden sonra söylediği “Bugün ülke bölünmüştür. Bugün emin oldum. Bu toprakların adı kürdistan” filan sözleri asıl niyetin dışarıya kusulması değil midir? Hadi oradan! Bu sözler ne çabuk unutulmuştur?

Bu sözleri unutup da kültürel haklar, özerlik, anadilde eğitim, ana dilde savunma hakkı gibi masum kılıflarla kimse kimseyi kandırmamalıdır.

Bunlar fasa fiso asıl istedikleri asla başaramayacakları Bağımsızlık hayalidir…

Bu sebeple milletleri ayakta tutan resmi dilidir, bu prensibi daha fazla zedelememek lazım.

Yoksa Allah muhafaza Anadilde savunma yapmak isteyen etnik farklılıklar çoğalır ise hatta aklımıza bile getirmek istemediğimiz yargılayanlar da Anadilde konuşmak isterse halimiz ne olur?

Allah korusun!

Yok, Bu yanlıştan dönmek Bütünlüğümüzü ve birliğimizi mutlak korumak zorundayız….

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.