SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Büyüme neye, kime göre…

Bu haber 19 Aralık 2017 - 20:56 'de eklendi ve 2.126 kez görüntülendi.

Çarşı Pazar karmakarışık…

Esnaf işsizlikten can çekişiyor…

Böyle bir iklimde 3. çeyrekte açıklanan büyüme rakamlarına yeniden dönmekte fayda var…

***

Hani derler ya; “Düşün düşün zordur işin”

***

Büyüme rakamları da böyle düşündürüyor.

Kâğıt üzerinde tamam, sıkıntı yok da.

Peki, sahada neden bu hava yok?

***

Enflasyon rakamları da bir garip geldi…

Kışın “dondurma” yazın “şemsiye” ile hesap edilen enflasyon bile çift haneli rakamlara ulaştı…

Gıda fiyatlarındaki artık enflasyon sepetine sığmamış olacak ki; bu kalemlerdeki artıştan söz edilmiyor.

Belki de TUİK bunları fark edememiştir…

Gıda da ciddi bir artış var…

Vergi indirimleriyle ayakta tutulan beyaz eşyayı geçersek, diğer tüketim kalemlerinin her birinde açıklanan enflasyonun iki katı üzerinde bir artış var…

***

Kısacası: TUİK’teki hesap tamam da, çarşıdaki hesap şaşmış durumda…

***

İşsizlik rakamlarına bakalım;

Her 5 gençten biri işsiz…

Kepenk kapatan esnaf sayısına istatistiklerden bakmaya gerek yok.

İstanbul’un en işlek caddelerini gezerken her yerde “kiralık ve satılık” ilanları var.

Kapanan şirket sayısında da önemli bir artış var…

İhracat rakamları düşük durumda…

Turizm yetersiz…

Doğrudan yatırım yetersiz…

***

Bunlara rağmen; 11.1’lik büyüme belki hesap şekline göre tamam bir büyüme olabilir. Fakat reel rahatlama getirecek bir büyüme olmamıştır.

Bilakis, ekonomik hacimde bir daralma söz konusudur…

***

Büyüyen ekonomi ne demek?

Bu veriler kimin sepetine göre yapılmış merak ediyor insan..

Böyle bir büyüme için doğrudan yatırım olması, istihdamın mükemmel olması, milli hasılası ve bütçesi denk olan bir bütçe iklimin olması gerekiyor.

2018 Bakınca halen denk olmadığı görülüyor…

***

Realiteye dönersek;

Büyüme rakamlarını hormonlu hale getiren birçok etken oldu.

KOSGEB kredileri…

Her patronun “bir işçi istihdam etmesi” kampanyası…

İhracatçıya yeşil pasaport meselesi…

Suriyelilerin işe alınması vs…

Sizce bu realite mi?

Bunlar geçici uygulamalar ve sürdürülebilir değildir…

***

Şimdi önümüzde 2018 yılı var…

Seçim ekonomisi yok dense de, makul birçok uygulama hayata geçecek…

Doğrudan yatırım ne oranda gelecek?

Yeni istihdam alanları nasıl yaratılacak?

***

Sayın Cumhurbaşkanı TOBB üyelerinden yeni dönemde “en az iki kişi istihdam edin” dileğinde bulundu.

Bu güzel ve olması gereken bir talep…

İş dünyası da kendi içinde tedbirler düşünmeli ve dünya pazarlarına ulaşmalıdır…

Ülke olarak elbette işsizliği yenmek için seferberlik halinde olmamız gerekir.

Gayret eldim ki; açlık ve yoksulluk kaderimiz olmasın.

Asgari ücret açlık sınırının altında kalmasın…

***

Ancak, Daralan yatırımlar sürerken bu istihdam nasıl olacak?

Bu psikolojik bir çıta, yatırım için güven veren gelişmeler olmalıdır.

Gerçek büyüme sağlanmadan rakamlara göre büyüdük demek gerçekçi olmaz.

***

Bal demekle ağız tatlanmayacağına göre, yatırım imkanları sağlanmadan da istihdam zordur…

Bu yüzden Türk işadamı sadece devletten beklemeden gerçekçi bir ekonomik açılım yapmak zorundadır…

Eğer ekonomi alanında makro ölçekli bir kalkınma planı acilen devreye sokulmazsa piyasa hareketleri 2018 de daha kötü olabilir…

***

Birde asgari ücret meselemiz var….

Siyasetçiler belki de bilmeden popülist bir yaklaşım içinde…

Asgari ücretler için 3 bin-5 bin-10 bin olsun filan diyor…

Bunlar pek gerçekçi değil, palyatif söylemler…

Oysa ekonomi gerçek verilere dayanan bir dengedir…

Keşke Ekonomimiz o hale gelse de işçiye 10 bin verilse…

***

Ancak, meselenin özü öyle değildir…

İşçiye çalışacak alan kalmadıktan sonra asgari ücreti 10 bin lira yapsanız ne olacak?

Önce esnaf, işadamı ve yatırımcı ayakta kalsın ki, istihdam dengeleri bozulmasın.

İşverenler SGK ve ücret artışlarıyla inletilirken istihdama dayalı bir büyüme nasıl olacak gerçekten merak ediyor insan…

***

Son söz olarak bir fıkra:

Baba oğlunu yaz tatilinde arkadaşının dükkânına işe gönderir.

Baba arkadaşına tembihler; aman ha bir şeyler öğrensin..

Arkadaşı, merak etme der…

Aradan üç ay geçer ve yaz biter…

Baba tekrar dükkâna gider…

Arkadaşına sorar; oğlum ne öğrendi diye…

Arkadaşı; oğluna sor der…

Baba, “oğlum iki çarpı iki daha kaç eder” der…

Oğul cevap verir; Baba alırken mi, yoksa satarken mi?

***

Bizim büyüme umarız böyle değildir…

Umarız TUİK böyle bir hataya düşmemiştir.

***

Hayırlı haftalar…

Mustafa Ertekin

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.