Asikurtlar©

“Büyük Türk Milleti ve Protokol!”

“Büyük Türk Milleti ve Protokol!”
09 Ağustos 2016 - 19:50 'de eklendi ve 4037 kez görüntülendi.

 

 

7 Ağustos günü Cumhurbaşkanlığı tarafından İstanbul Yenikapı’da düzenlenen mitingin adı, “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ydi.
İktidarın ve konuya duyarlı muhalefet partilerinin birlikte katıldığı bu miting, adını ve temasını, 15-16 Temmuz gecesi silahlı darbecilere karşı silahsız olarak direnirken şehit düşenlerden alıyordu.
15 Temmuz’da özetle: Türk ordusunda komuta disiplininin kaybedilmesiyle tehdit altına giren demokratik rejim ve ülke güvenliği, Türk Milleti tarafından koruma altına alınmıştı.
Ordunun tekrar kışlasına dönmesi veya polisin altında tank yarısı ejderlerin olması sorunu çözmüyordu. Orduda ne kadar kripto düşman askeri olduğu bilinmiyordu.

Darbecilerin Fethullah Gülen’den talimat aldıklarının ve İncirlik üssünü kullandıklarının ortaya çıkması, sokaktaki tüm darbeci askerleri “düşman kuvvet” statüsüne sokmuştu.
Bu sıradan bir darbe girişimi değildi; işgal girişimiydi. Taşeron kuvvet kullanılarak yapılmış açık bir Amerikan saldırısıydı.
ABD’nin Kuzey Irak’ta yürüttüğü “Kürdistan siyaseti” çerçevesinde yaptığı ilk askeri saldırı da bu değildi.
NATO’daki müttefikimiz ABD’nin “Johnson Mektubu, Barış Gönüllüleri, 74 Ambargosu, 12 Eylül askeri darbesi, Yeşil Kuşak Projesi…” gibi hiç de dostluğa sığmayan hamleleri henüz hafızalardan silinmemişti.
Ancak aşağıdaki şu üç olay bile bizi nasıl bir tehlikenin beklediğinin habercisiydi:
1- 2 Ekim 1992’de ABD’nin Saratoga uçak gemisi, Ege Denizindeki bir tatbikat esnasında “Muavenet” adlı muhribimizi vurdu.

Olay, ABD’yle uyumlu giden ANAP döneminden sonra 1991’de kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetinin bu ülkenin Kuzey Irak’taki hareketlerine karşı politika geliştirmesiyle ilişkilendirilmişti.
2- Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, 17 Şubat 1993’te uçağına sabotaj yapılarak öldürüldü.
Şimdi bariz bir Amerikan saldırısı olduğu anlaşılan bu olay, Eşref Paşa’nın “ABD’nin Kuzey Irak’ta konuşlandırdığı Çekiç gücün PKK’ya yardım ettiği” iddialarını içeren mektubundan 7 ay sonra yaşanmış olması ilginçti.
3- Amerikan kuvvetlerinin Irak’a Türkiye üzerinden girmesi istemiyle hazırlanan 1 Mart 2003 Tezkeresinin TBMM tarafından reddedilmesinden sonra 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’deki Türk Özel Kuvvetleri karargâhı basılmış ve Türk subaylarının başına çuval geçirilmişti.
Bu üç olay da tabii ki kaza değildi, ancak bu kalleşliğe, gaz alıcı birkaç sinema filmi dışında hiçbir zaman “Büyük Türk

Milleti”nin şanına yakışır bir karşılık verilemedi.
“Ne notası müzik notası mı?” denildi.
İşte oralardan, taviz vere vere bugünlere gelindi.
Açık bir düşman saldırısıyla Gazi Meclisi vurulan Türk milletinin 15 Temmuz gecesi verdiği şehitleri anmak için yapılan mitingde Devlet Bey’in konuşmasına devlet protokolünün üstüne “Türk Milleti”ni koyarak başlaması, bu yüzden çok önemliydi.

Belki pek çok dikkatli gözün bile sadece siyasi bir hitabet tarzı olarak gördüğü bu girizgah, Hürriyet’in web sitesinde sansür bile yemişti.
Demek ki mesaj kısmen de olsa bir yerlere gitmişti!
Konuşmanın üç kelimeden ibaret olan giriş cümlesi, tarihi değere sahipti:

“Büyük Türk Milleti!..”
Günün en farklı, en aykırı, en önemli sahnesi, MHP Genel Başkanının, devlet protokolünün en tepesine “Türk Milleti”ni getirmesiydi.
Bu tercih, hem dâhiyane bir sitem, hem de son derecede kibar bir “fırça” hamlesiydi.
Bu hamle, aynı zamanda mitingin bundan sonraki konuşma ve eylem tercihlerinde olabilecek bir gayri medeni girişime mitingin en başından konulmuş bir “bloke”ydi.
Devlet bey, “yatın kalkın Türk Milleti’nin büyüklüğüne dua edin, yoksa protokol filan kalmamıştı!” der gibiydi.
Devlet Bey; “Milli ordunuza kumpas atılırken zalimden yana tavır alırsanız protokolün ilk sırasını kaptırırsınız!..” demek istemişti.
Bu başlangıç, neredeyse 15 Temmuz gecesi fiilen yaşanan “sine-i millet”in en kısa tercümesiydi!
Bir sayfa dolusu siteme bedel bu “Büyük Türk Milleti!..” sözü:
“Siz tehlike yaklaşırken uyaranı ‘kes lan’ diye susturursanız; sonunda sizi protokol subayınızın elinden büyük Türk milleti kurtarır!..” cümlesinin özetiydi.
Öğleden sonra trafik tıkanınca biz bir jesti kabul edip, AKP Kartal İlçe Teşkilatının zula teknesiyle karşıya geçtik.

Kısa bir sohbetimiz de oldu. Saygı, izzet ikram gayet samimiydi. İlgi ve alakalarına teşekkür ettik.
Yalnız mitinge bir saat kala daha Asya karasularından çıkmamıştık ki:
“Yoğunluk var, tekneler açıkta bekliyor yanaşacak iskele olmadığını bildirdi, biz geri döneceğiz; siz nasıl derseniz öyle yapalım hocam” dediler.

“Biz çıktığımız yoldan dönmeyiz; bizi başka bir iskeleye bırakın yürürüz!” dedim.
Sonunda kaptan bir göz yol buldu; sağ olsun tekneyi Yenikapı’ya yanaştırdı.
Olayın milli seferberlik boyutu, Devlet Beyin doktora seviyesindeki siyaset dersi bir yana…
Hiçbir Tarihçi, bu tarihi olayı kaçırmazdı!..
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER