SON DAKİKA

BÜYÜK ‘DEVLET’ ADAMI

Bu haber 25 Temmuz 2017 - 17:33 'de eklendi ve 3.410 kez görüntülendi.

FETÖ ile mücadelede, akıllarda cevap bulmayı bekleyen çok sayıda soru işareti vardı. İşte bu sorular MHP’nin muhalefet şerhinde birer birer kayda geçirildi. MHP ve onun Lideri Devlet Bahçeli, FETÖ ile mücadele konusunda üzerine düşen görevi hakkıyla ifa etti. Omuzlarına yüklenen tarihî sorumluluğu, “devlet adamı” gibi yerine getirdi. Devlet Bey, “büyük devlet adamları” silsilesinin 21. yüzyıldaki son halkasıdır.

Devlet Bahçeli, Kozmik Oda hakkındaki sorularına tatminkâr bir cevap alamadı ancak tezgâhın da peşini bırakmadı.

Bahçeli, 17 Mart 2015 günü düzenlediği basın toplantısında, “Arınç’a suikast yalanlarıyla kozmik odalara girilmiş, devletin mahremindeki en gizli belge ve bilgiler kopyalanarak Türkiye düşmanlarına servis edilmiştir.” dedi.

TBMM Darbe Komisyonu Raporuna MHP’nin koyduğu muhalefet şerhinde Kozmik Oda meselesine de yer verilmesini istedi.

26 Mayıs 2017’de açıklanan TBMM Darbe Komisyonu Raporu’nda bazı konularda eksiklikler tespit edilmişti ve Kozmik Oda kumpası da karanlık noktalardan biriydi.

Aslında MHP, 15 Temmuz gecesine ait birçok sırrın karanlıkta kaldığını düşünüyordu.

FETÖ ile mücadelede, akıllarda cevap bulmayı bekleyen çok sayıda soru işareti vardı.

İşte bu sorular MHP’nin muhalefet şerhinde birer birer kayda geçirildi.

Muhalefet şerhinde, “Eski Emniyet Genel Müdürü Sn. Mehmet Kılıçlar’ın Anlattıkları ve FETÖ” başlığı altında FETÖ’nün siyasi ayağı hakkında bazı sorular yeniden soruldu:

“Komisyonda dinlenen Eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar göreve başladığında 65 il Emniyet Müdürünün FETÖ’ cü olduğunu görevden ayrılırken bu sayının da 75 olduğunu ifade etmiştir. Kılıçlar konuşmasında bu durumu bilmesi gereken herkesin de bildiğini ifade ederek 75 il emniyet müdürünün FETÖ’cü olmasının kendisinin tasarrufunda olmadığını söylemiştir. Bu husus önemlidir. Ancak raporda yer verilmemesi de manidardır. Burada şu soruları da sormak kaçınılmazdır

Eğer FETÖ’nün Siyasi ayağı yoksa bu kadar Emniyet Müdürünü bile bile kim atamıştır?

Bu atamaları yapanlardan hesap sormak için neden beklenilmektedir?

Darbe Girişimini gerçekleştirenler dinlenmemiştir. Bu manada raporda en eksik kalan alanlardan birisi de FETÖ’nün yurt dışı bağlantılarıdır. Bu sebeple;

“Hangi yabancı istihbarat örgütleri hangi destekleri vermiştir?” sorusu cevapsız kalmıştır.”

MHP’nin muhalefet şerhinde, raporda eksik görülen hususlar da şöyle dile getirildi:

Raporda 30 Mart Yerel Seçimleri Başta olmak üzere FETÖ’nün AKP’ nin aleyhinde sürdürdüğü siyasi faaliyetlerden özenle bahsedilmiş ancak 2010 referandumunda haklı bir şekilde uyarılarını sıralayan MHP’den ve Devlet Bahçeli aleyhine FETÖ’ün sürdürdüğü “siyasi faaliyetlerden” bahsedilmemiştir.

Özellikle örgütün siyasi ayağının ve 15 Temmuz gecesi darbeciler adına bildiri okutan Yurtta Sulh Konseyi’nin tam olarak ortaya çıkartılmaması, bu minvalde yapılmak istenen çalışmalarımızın ve önergelerimizin bir şekilde Komisyon Divanı tarafından engellenmesi yeni şüpheleri beraberinde getirmiştir.

Örgütün mali ayağı ile ilgili somut adımlar atılmamış bu kadar güçlü bir mali ayağın oluşmasında “katkısı” olanların araştırılması tam anlamıyla yapılmamıştır.

Darbe gecesi yaşanan olayların karanlık noktalarının aydınlatılması da sağlanamamıştır.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar’ın bütün ısrarlarımıza rağmen komisyona çağırılmaması sebebiyle darbe girişiminin yaşandığı gün veya öncesinde devletin herhangi bir birimine veya üst düzey yöneticisine bir ihbarın gelip gelmediğine bile netlik kazandırılamamıştır.

Bylock kullanan üst düzey bürokratların ve siyasilerin listesinin MİT tarafından komisyona iletilmesi tarafımızca talep edilmiş ancak bu talebimiz; Komisyon divanı tarafından adli soruşturmanın sürdüğü gerekçesiyle yerine getirilmemiştir.
Mehmet Partigöç, Mehmet Dişli ve Akın Öztürk gibi darbe girişiminin en önemli aktörlerinin dinlenilmesi yine adli soruşturma gerekçe gösterilerek, komisyon başkanlığı ve AKP’li komisyon üyelerinin oylarıyla engellenmiştir. Bu durum;

Darbe başarılı olsaydı siyasi ayağın kimlerden teşekkül ettirileceğinin ortaya çıkarılmasını engellemiştir.

Darbe bildirisinin altında ismi bulunan Yurtta Sulh Konseyi’nin kimlerden oluştuğunun öğrenilmesi engellemiştir.

Darbe girişiminin ardında bulunan dış desteklerin kimlerden ve hangi uluslararası kuruluşlardan oluştuğunu öğrenmemizi engellemiştir.

Bu tutum FETÖ üyelerinin yurt dışında kimlerle bağlantıda olduğuna ilişkin bilgilere ulaşmamızı engellemiştir.

Darbe girişimi öncesi belediyelerden FETÖ’ye ciddi kaynak aktarıldığı kamuoyunun malumudur. Ancak komisyonumuzun çalışmaları içerisinde Belediyelerle ilgili hiç bir işlem ve araştırma yapılmamış, Belediyelerdeki FETÖ yapılanmalarıyla ilgili hiçbir çalışma sürdürülmemiştir.

Özerk bütçeye sahip üniversiteler üzerinden FETÖ’ye kaynak aktarıldığı, FETÖ mensuplarına ciddi kadrolar kullandırıldığı, akademik ünvanlar verildiği, yurtdışı kadroların FETÖ mensuplarına tahsis edildiğine dair kamuoyunda ciddi ve gerçekçi iddialar bulunmaktadır. Ancak komisyonumuz tarafından bu konunun üzerine de gidilmemiştir.”

Muhalefet şerhinde; “Raporun 184 ve 185. sayfalarında, Fethullahçı Terör Örgütü kontenjanından bazı isimlerin milletvekili olarak siyasi mecrayı dizayn etme çalışması yaptığından bahsedilmiştir. Bu isimlerin kimler olduğundan bahsedilmemiştir. Bu durum bazı soruları da beraberinde getirmiştir.”denildikten sonra cevap aranan bazı sorular şöyle sıralandı:

2011 Milletvekilliği Genel Seçimlerinde FETÖ iktidar partisinden milletvekilliği kontenjanı kullanmış mıdır?

Böyle bir kontenjan varsa iktidarı elinde bulunduran AKP kadrolarında bu kontenjandan kaç isim milletvekili seçilmiştir?

Örneğin FETÖ lideri Fetullah Gülen’in ilk öğrencilerinden olan, yani çekirdek kadroda yer alan, İlhan İşbilen kimin veya kimlerin talebi üzerine AKP’den milletvekili yapılmıştır?

Raporda olduğu söylenen FETÖ kontenjanından milletvekili seçilen isimlerin yanında Belediye Başkanı seçilen isimler de var mıdır?

Yerel yönetimlerde FETÖ kontenjanı uygulamasıyla seçtirilen isimler hakkında şimdiye kadar ne gibi işlemler yapılmıştır?”
MHP’nin muhalefet şerhinde, “Vatansever TSK Mensuplarının FETÖ Tarafından Yıldırılması” başlığı altında TSK ile ilgili aşağıdaki değerlendire yapılarak bu konuda da cevaplanması gereken sorular olduğunun altı çizildi:
“Raporda FETÖ’ nün TSK içindeki faaliyetlerinin ve ele geçirme girişimlerinin anlatıldığı bölümlerde “FETÖ mensubu olmayan veya bu örgüte boyun eğmeyen TSK’daki birçok subayın ise verilen notlar ile sicilleri bozulmuş, terfileri engellenmiş, sicilleri bozulan bu subaylar gelecek beklentileri kalmadığından ya ayrılmak ya da emekli olmak zorunda kalmışlardır.” ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu ifadeler gerçeği yansıtmaktadır. Ancak hala cevap bekleyen sorular bulunmaktadır.
Tüm bunlar yaşanırken Genelkurmay ve Birlik Komutanları ne yapmıştır?

Bu yıldırma politikaları FETÖ tarafından sürdürülürken TSK’nın içinde yaşanan bu utanç verici olayları engellemesi gerekenler ne gibi tedbirler almışlardır? Ya da neden hiçbir tedbir almamışlardır?

İstihbarat Teşkilatları TSK içindeki vatansever kişilerin yıpratılmasıyla ilgili, 15 Temmuzdan çok önceleri açık istihbarat şeklinde eski TSK mensupları tarafından yazılan ve içinde ciddi iddialar bulunan kitapları hiç mi fark etmemişlerdir?

Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı, Askeri Casusluk Davalarının mağdurlarının feryatlarını hiç mi duyan olmamıştır?”

BAHÇELİ, FETÖ İLE MÜCADELE KONUSUNDA ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ HAKKIYLA İFA ETTİ

MHP’nin; Darbe Girişimi Komisyonu Raporu’yla ilgili muhalefet şerhinde, bazı çözüm önerileri de sunuldu.

Bunlardan bir kısmı aşağıdadır:

“Kamudaki FETÖ Mensuplarının tamamen temizlenmesi sağlanıncaya kadar bu mücadele devam etmelidir. Ancak bu mücadele yapılırken FETÖ’nün ekmeğine yağ sürecek, mücadeleyi sulandıracak yeni mağduriyetlere zemin hazırlanmamalıdır.
Bu mücadeleden istifadeyle devleti ele geçirmeye çalışan yeni paralel yapılara müsaade edilmemesi de elzemdir. Muhalefet şerhimizde yer verdiğimiz Eski Diyanet İşleri Başkanı Sn. Ali Bardakoğlu’nun görüşleri ile Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Cevdet Saral’ın görüşleri bu doğrultuda yol gösterici olacak içeriğe sahiptir.

Millî birliğimizin ve bütünlüğümüzün, vatandaşımız ile devletimiz arasındaki yakınlaşmanın sağlanması ve ön yargıların ortadan kaldırılması için önemli gördüğümüz din eğitimlerinin devlet eliyle okullarda verilmesi uygun olacaktır.
Bundan sonra kamuya personel alınırken ehliyet, ihtiyaç ve liyakata göre, Türk Devletine ve Türk milletine sadakat noktasında şüphe duyulmayacak insanların alınması mutlaka sağlanmalıdır.

Tayin ve terfilerde de liyakat, kıdem ve devlete sadakat kıstasının esas alınması sağlanmalı ve birilerinin adamı olmanın bir yerlere gelmek için yeterli olunmasına son verilmesi gerekmektedir.

İstihbarat Teşkilatımızın Türk Devletinin ve Türk Milletinin İhtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılması zaruridir. Bugün terörle mücadele başta olmak üzere yaşadığımız sıkıntıların temel sebebinin istihbaratın FETÖ tarafından çökertilmesinin sonucu olduğu göz önünde tutulmalıdır.

Yeni paralel yapıların ve FETÖ benzeri terör örgütlerinin ortaya çıkmaması için güçlü bir İstihbarat Teşkilatının oluşturulması gerektiği muhakkaktır.”

Sonuç olarak; MHP ve onun Lideri Devlet Bahçeli, FETÖ ile mücadele konusunda üzerine düşen görevi hakkıyla ifa etti.

Omuzlarına yüklenen tarihî sorumluluğu, “devlet adamı” gibi yerine getirdi.

Devlet Bey, “büyük devlet adamları” silsilesinin 21. yüzyıldaki son halkasıdır.

SEMİH YALÇIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.