SON DAKİKA

Bütün suç “gizli el” de!

Bu haber 13 Eylül 2013 - 11:00 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

ORHAN KARATAŞ

12 Eylül darbesinin 33’ncü yılı geride kaldı. Hiç şüphesiz bu darbe Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemidir. Büyük acılara sebep olmuş ve siyasetten sanata, eğitimden günlük yaşama kadar istisnasız her alanı derinden etkilemiştir. Bu darbenin en ağır bedelini ülkesini ve milletini sevmek, yükseltmek ve yüceltmekten başka bir niyeti de, hedefi de olmayan ülkücü ve milliyetçiler ödemek zorunda kalmışlardır. Darbenin istismarını yapmak ve bunun üzerinden siyasi rant sağlamak ise, darbe sürecini top oynayarak geçirenlere düşmüştür.

Gizli el nereden türedi?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TÜMSİAD Uluslararası Kobi Şurasında yaptığı konuşmada bu tespit bir defa doğrulanmıştır. Sayın başbakan konuşmasında 12 Eylül’ü değerlendirirken, “Bugün nasıl manşetler atılıyorsa o günlerde de aynı manşetler atılıyordu. Bugün nasıl bir el gençleri sokağa döküyorsa, o günde aynı eller gençleri sokağa döktüğünü göreceksiniz. Bugün demokrasiye sonuna kadar sahip çıkan bir iktidar var.” Dedi.

11 yıl tek başına iktidar olduktan sonra, bugünü 12 Eylül süreciyle bir tutmak aslında bir itiraftır. Sayın başbakan, “Bugün nasıl bir el gençleri sokağa döküyorsa, o günde aynı eller gençleri sokağa döktüğünü göreceksiniz” derken Türkiye’yi tekrar 12 Eylül şartlarına getirdiğini itiraf etmektedir. 11 yılın sonunda geldiğimiz nokta, gizli bir elin gençleri sokağa dökmesi ise, bu tamamen AKP’nin eseridir. İktidar demokrasiye sahip çıktıysa, hukuku işlettiyse, güzel işler yaptıysa, bu gizli el nereden türedi, nereden beslendi ve bu cüreti nereden buldu? Bir gizli el olduğunu biliyorsanız, gereğini neden yapmıyorsunuz?

Demokrasi ve medya

Sonraki cümleler daha da ilginç. Sayın başbakan “28 Şubat’ta sermayenin katkısı yok muydu? Medyanın katkısı yok muydu? 5’li çeteyi unuttuk mu? Onlar neden yargılanmıyor şaşıyorum.” Dedi. Bu soruların cevabı kendi içindedir. Sakın, 28 Şubat’ı katkı yapan sermaye, şimdi AKP’nin değirmenine su taşıdığı için yargılanmıyor olmasın? 28 Şubat medyasının dönüşerek bugün AKP medyası haline geldiğini bu ülkede yaşayıp da görmeyen ve anlamayan kaldı mı zannediyorsunuz? İktidarda olan sizsiniz sayın başbakan? Niçin yargılanmadıklarının cevabını siz vereceksiniz. Yeterli görmediğiniz yargının ve yargılamaların daha sonra ne hallere geldiğini de eminim kimse unutmamıştır. O 5’li çeteyi oluşturan kurumların mensuplarının daha sonra milletvekili olduklarını özellikle hatırlatmakta fayda görüyorum. Ne yazık ki, demokrasinin de, hukukun da sınırları AKP’nin menfaatleriyle orantılıdır. Bu değerler AKP’ye dokunmayıp, işini kolaylaştırdığı zaman önemli ve değerlidir. Aksi halde değiştirilmeli, düzeltilmeli, hatta ortadan kaldırılmalıdır. Bunun adı da demokrasiye sahip çıkmak oluyor.

Bedeli İslam alemi ödüyor

Suriye’de resmi rakamlara göre 110 bin insan hayatını kaybettiğine, 7 milyondan fazla insan evinden kaçmak zorunda kaldığına kimsenin bir itirazı olamaz. Ancak, bu yaklaşımla, bu anlayışla, bu siyasetle bu kanın durmasının mümkün olmayacağı, tersine daha fazla akacağı da ortadadır. AKP bu konuda da yanlış hesap yapmış, yanlış yerlere güvenmiş ve kaybetmiştir. Bu kaybın bedelini sadece Türk milleti değil, bütün İslam âlemi ödemek zorunda kalıyor. AKP’nin ümit bağladığı ABD ve batılı dostları için Esad ve Müslüman kanı akması hiçbir önem ve anlam ifade etmiyor. Yeter ki, İsrail’e bir şey olmasın. Kimyasal silahlardan bu kadar rahatsız olup devreye girmeleri bu yüzdendir. Bu tehlike ortadan kaldırıldığına göre, tehlike bitmiş demektir.

İsrail’in işi kolaylaştı

AKP’nin bu BOP’lu yolda Esad’ı devirme gayretleri, daha fazla kan akması ve Suriye’nin daha fazla bataklığa dönüşmesi dışında, tek bir sonuç doğurmuştur. O da, İsrail için çok uygun bir zemin oluşması ve bütün tehditlerden uzaklaşmasıdır. Bunun dışında ufukta ne Esad’ın gitmesi görünüyor, ne de bu zulmün sona ermesi. Görünen tek şey, Türkiye’nin çok daha zor durumlara düştüğü, yeni ve büyük tehditlerle karşı karşıya kaldığıdır. Suriye sınırımız ne acıdır ki kontrolden çıkmıştır ve bölgedeki il ve ilçelere giren çıkan belli değildir. Esad’ın yapacağı bir çılgınlığın başımıza hangi yeni belaları açacağını kestirmek bile imkansızdır.

Tarihin en zor dönemi

Bugün Türkiye, bölücülerin azgınlığı ve ihanetleri, iç huzurun polis gücü ve TOMA’larla sağlanmaya çalışılması, dış politikadaki büyük çöküş, ekonominin çığlıkları ve insanımızın ümitsizliği ile tarihinin en zor dönemini yaşamaktadır.

AKP ile geçen 3 dönemin sonunda geldiğimiz tablo ne yazık ki budur. İçi boş övünmeler, demokrasi hikayeleri artık fayda etmiyor. AKP artık, sadece Türkiye’ye değil, bölgesine ve İslam âlemine de yük olmaya başlamıştır. Varlığını ve devamını olağanüstü şartlara borçlu olanlara 3 değil 30 defa iktidar verseniz de, değişen bir şey olmayacaktır. Türk milletinin önüne konulacak ilk sandıkta bu gidişe bir son vereceğine olan inancımız tamdır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.