Asikurtlar©

Bunun neresi Demokrasi?

Bunun neresi Demokrasi?
29 Kasım 2015 - 21:16 'de eklendi ve 4217 kez görüntülendi.

Pendik MHP İlçe Başkanı Serdar OKAY   1 Kasım seçimlerini ve gündemi Medya Pendik Gazetesi ne verdiği röportajda değerlendirdi.

-Medya Pendik Gazetesi okurlarının sizi daha yakından tanıyabilmeleri için kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

-1977 Pendik doğumluyum. Kaynarca Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Evliyim. 3 tane çocuğum var.

-Siyasi hayatınız ne zaman başladı?

-1992 yılında ülkü ocaklarında başladım, devamında da partinin çeşitli kademelerinde yer alarak bu günlere geldik.

-1 Kasım sonuçlarını değerlendirir misiniz?

-7 Haziran seçimleriyle beraber değerlendirirsek, bir seçim olmaktan çıkmış, bir inatlaşma uğruna devam etmiş, bir baskı, bir tehdit sürecinden insanlar geçirilerek, sonuçlara da tesir etmiş bir durumla karşı karşıyayız. Bununla birlikte istikrar korkusuyla, işsiz kalma korkusuyla, terör korkusuyla bir tehdit oluşturulmuş ve devamında da karşılaştığımız sonuç ortaya çıkmıştır.

-7 Haziran’da tek başına iktidar olamayan Ak Parti’nin 1 Kasım’da tek başına iktidar olmasını bu tehdit unsurlarına mı bağlıyorsunuz?

-Ak Parti’nin oynadığı çok güzel bir oyun vardı, o da özellikle koalisyon kurulması ile alakalı muhalefet partilerini suçlu algılanması noktasında. Cumhurbaşkanı ile beraber bir çalışma yürüttüler ve bunu da başardılar.

Milletimizde  de hükümet kurulmamasının sebebini muhalefet partilerine bağlayıp yanlış bir algı oluşturdular yoksa memleketin önünde bekleyen problemler noktasında bakıldığında müspet yönde değişen bir şey olmadığını, aksine menfi bir sürü konunun geliştiğini görüyoruz artan terör olayları,ekonomiyle alakalı menfi gelişmeler olmasına rağmen Ak Parti tek başına iktidar olmuştur bu ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

Bizimde parti olarak bu sorgulamayı yaptığımız bir dönemdeyiz, hem inceliyoruz hem de sebeplerini konuşuyoruz.

-Seçim çalışmalarında partilere ayrılan bütçelerde bir adaletsizlik var mıydı? Sosyal medyada buna dahil.

-Kesinlikle. Havuz medyası denilen bir medya gurubu var, bu medya gurubunun nasıl ortaya çıktığı, sahiplerinin kimler olduğu, kimlerle ilişkileri olduğu ortada. 7 gün 24 saat 77 kanalda milletimize taraflı bilgiler ve taraflı süreler verildi, buna herkes şahit,oluşturulan algıda da medya en önemli etkendi.

Devletin kanalı olan TRT’de bile muhalefete verilen süreler kısıtlı, bu da adil ve demokratik bir yarış değildir. Bir tarafta devletin bütün imkanlarını kullanan bir yapı diğer tarafta mümkün olduğunca engellenen bir muhalefet söz konusu, yapılan mitinglerinden tutunda, mitinglere ulaşılacak yollarda bakıyorsunuz o günlerde hummalı bir çalışma başlıyor,devletin imkanlarıyla miting alanlarına insanlar ücretsiz götürülüyor, bunun neresi demokrasi, neresi eşit şartlarda mücadeledir,bunu milletimizin değerlendirmesine bırakıyoruz.

-Bir söylemenizde, ülküdaşlarınızı seçim sonrası oyların çalınma ihtimaline karşı göreve çağırmış ve sandıklarına sahip çıkmalarını söylemiştiniz, oyların çalınmasına dair bir endişeniz mi vardı?

-Bunu geçen dönemlerde karşılaştığımız olaylar üzerine söylemiştik.

Özellikle yerel seçim ve 2011 seçimlerinde  sandık sonuçlarının birleştirme tutanaklarına geçirilmesinde sıkıntılar olduğunu gördük  ve buna önlem alma açısından da son iki seçimde, ilgili kurumları da ikaz ederek mümkün olduğunca  az hata yapılarak suistimal edilmesine karşı önlemlerimizi aldık, daha önce yapıldı bunlar, tabi bundan Ak Parti’nin başarısını buna bağlama sonucu çıkmasın ama art niyetli insanların olduğunu gördük, özellikle sandık başında fırsatını bulduklarında insanların neler yaptığına şahit olduk, önlem olması açısından da YSK’dan sandık başkanı ve sandık memurlarının belirlenmesinde hassas davranmalarını rica ettik, mümkün olduğunca bu iki seçimimizde az hatalı,karşılaştığımız bir iki ufak olay dışında bir şeyle karşılaşmadık bu sonucun aldığımız önlemlerden kaynaklandığını düşünüyorum.

Ülküdaşlarımızda sağ olsunlar bu konuda hassas davrandılar sandıklarına sahip çıktılar.

-MHP ile Ak Parti’nin koalisyon gerçekleştirememesinin sebebi neydi?

-7 Haziran seçimleri sonrasında bir koalisyon görüşme turları başlayacağından, hem MHP hem de Ak Parti tabanından beraber hükümet kurma isteği uyandı.

Fakat hükümet kurma isteğinin teklifinin yapılmadığını dile getiren muhalefet parti liderlerine şahit olduk, CHP yetkililerinin söylediği bir şey vardı bize koalisyon teklifinde bulunulmadı yine partimizde yapılan görüşmelerde de koalisyon kurma niyetiyle görüşülmediği, partimize bir koalisyon teklifi yapılmadığı, koalisyon istemeyenin Ak Parti olduğu apaçık ortada.

Bunu şuradan anlıyoruz  Ak Parti’nin üst düzey yetkililerinin defalarca dile getirdiği, Başbakan  Davutoğlu’nun da bizzat seçim kararı alınmasından hemen iki gün sonra yaptığı açıklamasın da dile getirdi siz tek başına iktidarı istiyordunuz, buyurun o isteğinizi dile getirdik şeklinde ifadeleri de var.

Üstelik 17 Ağustos’ta Ak  Parti’nin MHP ile görüşmesi var ama 15 Ağustos’ta meclise erken seçim ile ilgili toplantı talep ediyor, buradan da koalisyon istemedikleri anlayabiliyoruz. Ak Parti’nin kaybedecek bir şeyi yoktu tek başına iktidarı denemek düşüncesi ile konjektorü değerlendirip, devletin tüm imkanlarını kullanarak bir seçim çalışması sürdürdüler ve bunda da başarılı oldular.

-Siyasi partiler arasında ki çatışmanın sebebi nedir?

-90’lı yılları hatırlayan insanlar bilirler, siyasi parti liderlerinin bile televizyon programlarına katılıp, konuları halkın gözü önünde konuştukları programlara şahit olduk, devamın da Ak Parti ile başlayan bir kutuplaştırma yöntemi ile taraftarlarını sabitleştirme, kemikleştirme yöntemi uygulandı bu ülkede, olmayanı yok sayan ve karşıtlık psikolojisiyle taraftarlarını daha militanst hale getirme düşünce ile yaptığı, karşı tarafı yok sayan, hakaret eden ve karşı tarafa yaşam hakkı vermeyen bir strajedi üzerine bu kutuplaşma ve çatışmalar ortaya çıktı.

Toplumun her aşamasında Ak Parti’li olmayanın neredeyse devletle alakalı, kamuyla alakalı konularda sosyal ve iş hayatına da yansımış bu durum,  yani Ak Parti’ye üye olmayanın herhangi bir devlet kurumunda iş bulamamasına kadar yansımış. Hatta bunun sosyal yardımlara da yansıdığını düşünüyoruz.

Geçtiğimiz günlerde, Büyükşehir Belediyesinden yardım alan bir vatandaşımızın Ak Parti’ye üye olmadığı için yardımların kesildiğine şahit olduk, bununla ilgili Büyükşehir meclis üyelerimize bildirimde bulunduk onlar da konu ile ilgileniyorlar.

Pendik’teki sosyal ve iş hayatını incelerseniz maalesef bunu görürsünüz ve sorunun cevabı da burada gizli kendinden olmayanın yaşam alanının daraltılması ve ona toplumda yaşam hakkının verilmemesi, devlet kurumlarına iş alırken bile Ak Parti ile ilişkilerinin incelenmesi söz konusu, Pendik’te ki bütün büyük projelere bakın, belediyenin iş alanlarına bakın hepsi Ak Parti’li gözüküyorlar .

Öğretmenleri ele alalım, öğretmenlerin yaşadığı zulmü, öğretmenlere kadar indirilen siyaseti görürseniz  bu tahammülsüzlüğü daha iyi anlarsanız. Pendik’te  150’ ye kadar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumu var, bunların yöneticilerinin sadece üç tanesi iktidara yakın sendikadan değil, 147 tanesi iktidara yakın sendikaya üye olan yöneticilerden seçilmiş, zulüm eziyet bu boyuta çıkmış ve bu da insanlara yansıyor, bu kabul edilecek bir şey değil, geleceğimizi emanet ettiğimiz insanların dahi iş alanlarına bu müdaheleler  yapılıyor, ehil veya almış olduğu puanların hiç önemli olmadığı hatta sendikanızı değiştirin görevinize devam edin gibi tekliflerin dahi yapıldığı döneme şahit olduk biz, daha bunlar gibi anlatabileceğim onlarca örnek var Ak Parti’nin artık bu uygulamalardan vazgeçmesi gerekiyor.

İnşaallah almış oldukları bu oy oranı ve tek başlarına iktidar olmaları onları daha da şımarık ve vurdumduymaz hale getirmez, çünkü bu kutuplaşmanın sonucunun ülkede  değişik sıkıntılara sebep olacağını düşünüyorum, önümüzde önlem alınmaz ise  bir bölünme kaygısı, kardeş kavgası kaygısı duruyor bir de bu sosyal hayata yansıyacak olaylara sebep olacak kutuplaşmaları engellememiz gerekiyor.

-Sizce çözüm süreci amacına ulaştı mı?

-Çözüm süreci gereksizdi.Daha doğrusu Ak Parti’nin yapmaya çalıştığı çözüm süreci, MHP’nin tespitlerine göre bir daha çözülmemek üzere daha derin yaralar açılmasına ve daha da güçlenerek karşımıza çıkmasına sebep oldu,çözüm sürecini iyi anlamak için,olaya biraz daha geniş açıdan bakarsak bir gerçek önümüzde duruyor Büyük Orta Doğu Projesi denilen bir projenin Türkiye’yi ilgilendiren safhasıdır çözüm süreci.

Büyük Orta Doğu Projesinin Eşbaşkanı,Cumhurbaşkanımızın kendi ifadesi ile söylüyoruz bu bir idda değil, bu ülkenin başbakanı Büyük Orta Doğu Projesinin Eşbaşkanıdır ve Kuzey Afrika sorumlusudur diye kendisinin beyanı vardır. Büyük Orta Doğu Projesini’de çok fazla açmadan bunu özellikle altını çizerek söylüyorum vatandaşlarımız bu projenin ne olduğunu incelesinler, yaşadığımız çözüm sürecinin bizi getirmiş olduğu durumu daha iyi anlayacaklarına inanıyorum. Ak Parti’ye oy vermiş vatandaşlarımız Ak Parti yetkililerine duydukları sevgiden kaynaklı  Büyük Orta Doğu Projesi ve Çözüm Süreci ilişkini çok uzak görüyorlar ama iş öyle değil, bu ikisi arasında ki bağlantıyı kurmaya çalıştıklarında göreceklerdir, şuan terör örgütünün neler yaptığını görüyoruz, geldikleri pozisyonu görüyoruz ve şuan başlayan Terör Örgütü ile Mücadele çalışmalarında geç kalınmış.

Ak Parti’nin çözüm süreci başlar başlamaz yapmış olduğu en büyük hatalardan biri eline silah alan insanlara serbestlik tanıması oldu,Cumhurbaşkanının ifadeleri ile, bizim verdiğimiz talimatlar doğrultusunda terör örtüsü militanlarına müdahele edilmediğini söylemiştir, bunlar hem itiraflar hem de yapmış oldukları hataların tescilleri, devam eden süreçte görüyoruz 1 Kasım seçimleri sonrasında çözüm sürecinin ,çeşitli makyajlarla farklı bir alana taşınacağını görüyoruz ama sonucu yine Orta Doğu Projesi ile bağlantılı bir yere gidecektir.

Ak Parti yönetiminin kürt sorununun çözümünün bir federasyonla çözülebileceğine inanmış olmalarının çalışmaları bunla.Militan sayısı 1500 bile değilken şuan on binleri aştığı söyleniyor, aylardır 15 güne varan sokağa çıkma yasaklarının olduğu günleri yaşıyoruz, bu terörle mücadelede silahlı kuvvetlerimizin, emniyet kuvvetlerimizin de daha zayıf olduğunu gösteriyor.Neden? Çünkü nerede olduğunu bilmediğimiz bir terör örgütü yapılanması var, şimdi tekrar takip edilmeye başlandı. Maalesef bütün bu gelişmeler Türkiye’nin bölünmesi üzerine devam ediyor, devam edeceğe de gözüküyor.

İnşaallah Ak Parti tabanının, teşkilatının, seçmenlerinin baskısı ile bu hatadan dönülür, yapılan milletvekili yeminini bile içine sindiremeyen genel başkan yardımcılarını ve başbakan yardımcılarını görüyoruz,bunların hepsi o günlere hazırlık ve insanlar buna alıştırılıyor ama şunu bilsin milletimiz, güneydoğuyu, özellikle batıda,Ege’de,Trakya’da, büyükşehirlerde yaşayan insanlarımız,tehlikenin kendilerinden uzak, evlatlarından, nesillerinden uzak olduğunu düşünmesinler,bu Pendik’e çok yakın İstanbul’a çok yakın, çünkü bölünmenin son aşamasına gelinmiş durumda. Şunu bilsin milletimiz bu topraklarda dinini gerçekten bilerek yaşayan ve Türk kültürünü gerçekten yaşayan insanların bu topraklar üzerinde yaşamasını istemiyorlar çünkü Türk Milleti, hem islamın hem de ezilen milletlerin son umudu ve de temsilcisi, bu kavga ilelebet devam edecektir burada önemli olan Türk Millet’inin uyanık olmasıdır. İnşaallah uyanacağız ve bu hatadan geri döneceğiz diye umut ediyoruz.

-MHP Pendik Teşkilatı Pendik’te birçok kampanya ve etkinliğe imza attı. Bu etkinlikleriniz hakkında biraz bilgi verir misiniz?

-Biz imkanlarımız çerçevesinde Dünyanın her yerinde ezilen bütün milletler için yardım kampanyaları düzenledik. Türk Milleti necip bir millet, sokakta bile bir kavga görsek haklı ve ya haksız olduğuna bakmadan hemen dayak yiyen tarafın yardımına koşan, yardıma ihtiyacı olana el uzatan bir milletiz, biz yardım kampanyaları düzenliyoruz yaraya ne kadar merhem oluyoruz bilmiyoruz ama Müslüman  Türk milletinin, komşusu açken tok yatmayan, dünyanın her tarafında zulüm gören Müslümanların durumuna dikkat etmesi, el uzatması gerekiyor.

-Seçim sürecinde bir hedefiniz vardı. Çalınmadık kapı ,sıkılmadık el bırakmayacağız diye. Bu hedefinize ne ölçüde ulaşabildiniz?

– İstediğimiz ölçüde gerçekleştiremedik, gayret gösterdik, hedefimiz mümkün olduğunca fazla seçmene ulaşmak ,endişelerimizi, projelerimizi onlarla paylaşmaktı, partimizin Pendik’te ki gücü, imkanları elverdiği müddetçe bu hedefimize ulaşmak için gayret gösterdik,imkanlar kısıtlıydı,bir tarafta esnaf ziyareti yaparken bile yanında belediye başkan yardımcılarını gezdiren bir parti teşkilatı gördü vatandaşımız,belediye başkan yardımcılarının, o sıfatla ve mesai saatleri içerisinde esnaf ziyaretlerinde ne işleri vardı, tabi ki onlarında partileri belli ama kamu görevini yönetirken bir baskı unsuru,hem de seçim rüşveti dağıtma sebebi ile yanlarında getirildiklerini biliyoruz biz, MHP’de kendi imkanları nisbetinde vatandaşlara ulaşmaya çalıştı, elimizden geleni yaptığımıza inanıyorum, seçim sonuçları açısından baktığımızda ,evet istediğimiz sonuca ulaşamadık ama partimiz bundan sonrada daha fazlasını yapmak adına projeler üretecek, Pendik’in sorunları, problemleri adına çalışmalar yürüteceğiz, hem Pendik kamusunu,hem yerel yönetimin çalışmalarını takip edeceğiz ve bu kurumlarla ilgili sıkıntılarımızın üzerine düşeceğiz .

Siyasetin amacı milletimize hizmet etmektir, biz de bu noktada yetkililerin daha doğru, daha düzgün işler yapmasın da gayret göstereceğiz.

-Pendik Belediyesi’nin yatırımlarını nasıl buluyorsunuz?

-Pendik, İstanbul’un gözbebeklerinden biri. Havaalanın olduğu, önemli su havzası olan Ömerli Barajının olduğu, marinasının olduğu, sanayinin olduğu bir ilçe, yapılan güzel işler var onlar için Pendik Belediye’sini tebrik ediyoruz ama yeterli olmadığını düşünüyoruz.

Çok ciddi sıkıntılar var, yeşil alan sıkıntımız var, yeşil alanlarımızın çok fazla rantsal konulara kurban edildiğini görüyoruz, kent konseyinin daha tarafsız, vatandaşlarımızın yararına projeler üretmesi lazım,Pendik halkı ile daha çok istişare etmesi gerekir. Pendik’in trafik problemini zaten konuşmamıza gerek yok, bu sorunla ilgili projelerin bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz.Pendik merkeze insanların araba ile gelmeleri bir işkence haline dönüşmüş durumda,buna bir çözüm yolu muhakkak bulunmalı.

Belediye çalışmalarında gözle görülen bir israf var bunun önüne geçilmeli, sahil düzenlemesi güzel, insanlar faydalanıyor ama daha çok yakın mahalleler sahilden faydalanıyor,daha  yukarıda ciddi yeşil alan sıkıntısı var, Pendik’te imar problemi var, Pendik Belediye’si sürekli imar şikayetleri ile karşı karşıya kalıyor, düzenleme yapılırken vatandaş lehine çok az düzenleme yapıldığını görüyoruz, bu bizim belediyenin icat ettiği bir program değil ama çözüm noktasında eksik kalındığı ve eğer kamunun elinde bir yetki varsa bunu vatandaş lehine daha fazla kullanması gerekirken bu yetkinin kurum lehine daha çok kullanıldığını görüyoruz.

Belediyemizin vatandaş lehine daha çok işler yapması gerekiyor, bir arsaya veya bir yeşil alana baktığında rant değil vatandaşın yararlanabileceği  ne yapılabilir bakış açısı ile bakması lazım ama böyle olmadığını maalesef görüyoruz. Okul yapılması, yeşil alan yapılması gereken alanların, özel firmalara satılmasına kadar gidildiğini görüyoruz lütfen pendik’e baktıklarında rant değil, Pendik halkının yararlanacağı işler akıllarına gelsin.

-Peki siyasi kimliğinizi bir kenara bırakır isek,Serdar Bey nasıl bir eş,nasıl bir baba,nasıl bir evlat, nasıl bir arkadaş?

-İnsan bu konuda kendini nasıl değerlendirir bilmiyorum, eşe, dosta, çocuklara sormak lazım.

Bu bir sene boyunca seçim sürecinde görevimiz itibariyle onlarla çok fazla ilgilenemedik, şimdi seçimler bitti telafi etmeye çalışıyoruz ama siyasetle ilgilenen insanların özel yaşamına ayıracağı vakti çok az oluyor, bunun manevi hazzı bir tarafta dururken, eş olmanız gerekiyor,baba olmanız gerekiyor, onlara da vakit ayırmanız gerekiyor, biz  biraz hasret kalıyoruz sevdiklerimize ama telafi edeceğiz inşallah, önümüzde ki süreçte daha planlı bir çalışma yürütmeye gayret edeceğiz, ben iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir evlat, iyi bir arkadaş olduğumu düşünüyorum ama bunu daha çok değerlendirecek olan karşı taraf.

-Sizi en çok ne kızdırır?

-Yalan, riya ve samimiyetsizlik en kızdığım konulardır. Samimiyetin olmadığı, yalanın,riyanın olduğu konuları kabul edemeyen bir tarafım var,affedemediğim konulardan üçü bunlardır.

-Sizi tanımlayan özellikleriniz nelerdir?

-Sabırlı bir insanım, sabrın insanın sosyal hayatında çok önemli bir anahtar olduğunu düşünüyorum, çok fazla öfkeli ve kavga taraftarı değilim, hatta arkadaşlarımın sinirlerini aldırdın mı diye sorarlar ama bu özelliklerimden dolayı hiç pişman olmadım.

-Dünyada kendinize idol aldığınız lider kimdir?

-Her MHP’linin örnek aldığı lider belli, Başbuğumuz Alparslan Türkeş. Bize bu davayı, bu milleti sevmeyi,gerektiği gibi hizmet etmeyi o öğretti.

-Seçim sonrası ülküdaşlarınıza ve Asenalarınıza yaptığınız duygu dolu bir konuşma vardı. O konuşmanızı da bir hatırlamak babında son olarak ülküdaşlarınıza ne söylemek istersiniz?

-Seçim sonrası arkadaşlarımızda bir moral bozukluğu oluştu. Birileri siyaseten bir samimiyet görmek istiyorsa MHP’yi takip etmeleri, sadece çalışanlarını takip etmeleri yeterli. Neden? Çünkü partinin bütün safhalarında görev almış insanlar hiçbir ücret karşılığında çalışmıyorlar, seçim sürecinde 3 bini geçkin arkadaşımız görev aldı ve hiç birinin maddi bir karşılık beklemediğini gördük ,üstüne de varsa ellerinde bir şey bu seçim süresinde harcadıklarına şahit olduk, bu insanların yalın,saf samimiyetini gösteriyor, bu bizi de birbirimize bağlayan faktör, bröşürlerimizi vatandaşlara ulaştırabilmek için kilometrelerce yolu yürüyen hanımefendileri gördük, diğer partilere bakarsanız seçim çalışmalarını  sürdürenlerin özellikle iktidar partisine, ya kurum çalışanı, ya kurum vasıtası ile iş almış mütahitlerin çalışanları, ya da gerçekten yevmiye hesabı çalışan görevliler olduğunu ve ellerinde bir promosyon malzemesinin olduğunu görürsünüz  ama bizim arkadaşlarımızın elinde sadece partimizi tanıtan bir broşür veya sadece inandıkları davayı anlatacakları bir durum söz konusuydu.

Elinize bir hediye alıp dolaşmak çok kolay, biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik, MHP 80’ler öncesi toplumsal olayların olduğu bir dönemde bekar arkadaşların, nişanlı veya evli insanların ailesi olduğu için önüne atlayan samimi insanların oluşturduğu bir parti. Para ve zaman harcayabilirsiniz, bunlar elde edilebilecek fedakarlıklardır, bu hareketin 5 bini aşkın şehidi var, 80 öncesi kominizm belasının bu ülkeye bulaşmaması için mücadele etmiş ve evlerinde oturmak varken hayatlarını ortaya koymuştur.

Sizin aracılığınla hem samimi duygularla çalışıp partimize destek olan ülküdaşlarımıza hem de bu mesajımızı onlara iletmemize vesile olduğunuz için siz Medya Pendik Gazetesi’ne çok teşekkür ederim.

-Bizde Medya Pendik Gazetesi olarak röportaj isteğimize olumlu yanıt verdiğiniz için size çok teşekkür eder ve hayatınızda başarılar dileriz.

Röportaj: Hanife KÜSKÜ//MEDYA PENDİK GAZETESİ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER