SON DAKİKA

“Bunun Adı Destopluk Değil De Nedir?”

Bu haber 24 Haziran 2014 - 16:35 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı – Gaziantep Milletvekili Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın “Başbakan Erdoğan’ın partisinin Grup Toplantısında MHP’ye yönelik asılsız iddialarına” cevaben yapmış olduğu yazılı basın açıklaması.

Recep Tayyip Erdoğan gölgesiyle dövüşen bir adamdır. AKP’nin cumhurbaşkanı adayı sıfatıyla Köşk’e çıktığı takdirde ortaya koyacağı vizyondan söz etmek yerine eski defterleri açmaktadır. Başbakan Erdoğan’ın 57. hükûmet dönemine gönderme yaparak MHP’ye saldırması, çatı adayı hamlesinin başarısı yüzünden kimyasının ve planlarının bozulduğunu ortaya koymaktadır. Ortada bir genel seçim yoktur ve artık Tayyip Erdoğan’ın karşısında sadece MHP’nin değil, Türkiye’nin kabul ettiği saygın bir çatı adayı vardır.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine genel seçim havasında giderek, kutuplaştırmada ve ötekileştirmede ısrar ederek Erdoğan’ın varacağı yer hüsrandır. Keskin sirke küpüne zarar misali Erdoğan, zaten sorunlu olan imajına Ağustos ayı yaklaşırken bir de kutuplaştırıcı cumhurbaşkanı adayı sıfatı eklemektedir.

Türkiye’deki bütün muhalefet partileriyle, kendisine destek vermeyen sivil toplum örgütleriyle, sanat dünyasıyla kavga eden bir siyasetçinin; bırakınız cumhurbaşkanı olmayı, bu makam için aday dahi olması garabettir. AKP iktidarının bölücüleri başımıza çıkararak hem sosyal barışı hem de sosyal adaleti ortadan kaldıran 12 yıllık icraatından da ancak böyle bir cumhurbaşkanı adayı beklenir.

İçinde yaşadığı milletin var olma kudretini görmeyen Tayyip Erdoğan’ın mantık ve idrak sorunu vardır. Bu kafayla Köşk’e çıkması hâlinde Türkiye’nin meselelerini iyice içinden çıkılmaz hâle getireceğine şüphe yoktur.

Tayyip Erdoğan Avrupa turunda hızını alamamış olmalı ki partisinin grup konuşmasında da Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye ağza alınmayacak ifadelerle saldırmıştır.

“Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına despot diyen bir adam bunun hesabını verecektir. Eğer Türkiye’de böyle birileri aranıyorsa, aynaya baksınlar.” diyen Erdoğan, kendi yaptıklarının farkına varamayacak kadar akıl salabetinden mahrum ve biçare durumdadır.

12 yıllık siyasi ömrünü rakiplerini ve kendisini eleştiren herkese davalar açarak geçiren bir siyasetçinin “paranoyaklığı” artık ayyuka çıkmıştır.

Erdoğan’ın avukatları kapı kapı medya kuruluşlarını gezmekte ve İnternet’teki web sayfalarında dolaşarak korku salmaktadır. Başbakan’a “Gözünün üstünde kaşın var.” diyenler yandaş yargı aracılığıyla susturulmaktadır.

Bunun adı despotluk değil de nedir?

Önce Erdoğan kendi yaptıklarına ve avukatlarına yaşattığı hukuk ihlallerine bakmalı, hukuku nasıl çiğnediğini ve kamuoyu üzerinde nasıl bir baskı kurduğunu görmelidir.

Maalesef Başbakan Erdoğan’ın öylesine gözü dönmüştür ki Marmara depremi gibi 1999 Ağustos’unda Türk milletine derin acılar yaşatan bir afeti bile istismar etmekten kaçınmamıştır. 2014’ün Ağustos’unda ise asıl şiddetli deprem AKP’de yaşanacak, iktidar partisinin çatısı uçacaktır.

Sayın Devlet Bahçeli’ye iftiracı dese de asıl müfteri Başbakan’ın kendisidir. 12 yıldır iktidarda oldukları halde hâlâ MHP’yi 57. Hükümetin icraatı üzerinden eleştirmeye, vurmaya çalışmaktadır. Bu konuda Avrupa’daki konuşmalarının bir benzerini partisinin grubunda ezberci tembel öğrenciler gibi tekrarlamıştır. Erdoğan’da; eski defterleri karıştırma ve buradan rakiplerine ve siyasi liderlere yönelik iftiralar üretme, tutku ve hastalık hâline gelmiştir.

Bütün bunların sebebi Başbakan’ın Köşk histerisidir. MHP lideri Sayın Bahçeli’ye buğzunun kininin, nefretinin arkasında da çatı aday formülünün fevkalade isabetli bir siyasi girişim oluşu ve Köşk hayallerini suya düşürmesi yatmaktadır.

Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli için “Ağzından salyalar akıyor.” demektedir ama kendi ağzından akan düşmanlık kanının, kin ve nefret cerahatinin farkında bile değildir. Erdoğan siyaset mücadelesinde demokratça bir tavırla yüreğini açmak yerine dişlerini göstermeyi tercih etmektedir. Zira bu, onun itiyadında ve fıtratında vardır.

Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli’nin “Pınarhisar’da yattığın günleri mumla arayacaksın.” sözünü de pek anlayamamıştır. O hâlde biz kendisine açıklayalım. Erdoğan Türk milletine yaşattıklarından ötürü ileride yüz kızartıcı suçlardan yargılanacak ve cezasını ona göre acı acı çekecektir. O zaman bu onun asaletinin değil, sefaletinin ve rezaletinin resmi olacaktır.

Erdoğan’ın, MHP’nin Pensilvanya’yı arkasına aldığına dair iddiası ise safsatadan ibarettir. MHP büyük Türk milletini arkasına almıştır. Çatı adayı Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu da Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin söylediği üzere bütün Türk milletinin adayıdır. Oysa Erdoğan Türk milletinin değil, BOP’un, küresel sermayenin ve İmralı canisinin adayı olacaktır. Erdoğan, Ağustos ayında İmralı canisinden oy dilenmek için şimdiden el ovuşturmaktadır. Çünkü cumhurbaşkanı seçilebilmek için PKK’dan ve onun siyasi kanadından başka medet umacağı kimse kalmamıştır. Tayyip Erdoğan Avrupa seyahatine de sadece orada yaşayan soydaşlarımızdan oy istemek için değil, Batı dünyasına yaranmak için çıkmıştır. 27 yaşındaki çömez ve tıfıl bir Bakanın karşısında küçülmesinin başka açıklaması var mıdır?

Sayın Devlet Bahçeli Tayyip Erdoğan gibi BOP’un, uluslararası aktörlerin ve küresel sermayenin imkânlarını kullanmamıştır.

Soruyoruz! Büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanı Devlet Bahçeli mi kendisi midir?

Erdoğan bugünkü grup konuşmasında “Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen…” diye çıkışmıştır. Buna “Hem kel hem fodul.” derler Sayın Başbakan!

AKP’nin İmralı canisiyle ve PKK’nin siyasi kanadıyla resmen görüşmeler yaptığını artık kundaktaki bebeklerle sokaktaki köpekler bile öğrenmiştir. Bunu kendisi inkâr etse de öteki hükûmet yetkilileri doğrulamaktadır. PKK’nin siyasi temsilcileri zaman zaman bu temasları gündeme getirmektedir. O hâlde bunun terör örgütünün elebaşıyla aynı sofraya oturmaktan ne farkı vardır?

Erdoğan, varlığının Türk milletinin birliği ve bütünlüğü için tehlike arz ettiğini her vesileyle ispatlamıştır. İktidarda kaldığı her gün milletimiz için zarardır. Başbakan Erdoğan’ın böbürlenerek “büyük davamız” diye nitelendirdiği şey ise Türkiye’yi federasyonlara ayırma ve PKK’ya meşruiyet kazandırma davasıdır.

Başbakan Erdoğan, “MHP liderine dava açacağım.” tripleriyle bizi korkutacağını sanmaktadır. Peki mahkemeye ne ibraz edecektir? Hiçbir şey!

Sadece “Bir siyasi partinin genel başkanı benim hatalarımı şiddetle eleştiriyor. Buna dayanamıyorum. Uykularım kaçıyor. Onu susturun!” diye talimat verecektir. Sonra da avukatları yine kanal kanal gazete gazete dolaşıp MHP haberlerini sansürlemeye devam edecektir. Tayyip Erdoğan işte böyle biridir; Elinden gelse partilere de avukat gönderip açıklamaları sansürletir. AKP’nin başı tam bir antidemokrat ve despottur.

“Allah Türk milletini AKP’nin cumhurbaşkanı adayının şerrinden korusun.” diyor; Erdoğan’ı, yok saydığı milletimizin ferasetine havale ediyoruz.

Erdoğan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ettiği galiz küfürleri aynen kendisine iade ediyor, cumhurbaşkanı adayı olmaya yeltenen bu ağzı bozuk ve nobran siyasetçiyi Türk milletine havale ediyoruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.