SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

BARAJ…

Gündem Yazıları

Bülent Arınç: Erdoğan’ı Yüce Divân’a Göndereceğiz!

Bu haber 23 Haziran 2016 - 8:43 'de eklendi ve 38 kez görüntülendi.

Neden bu başlığı koyduğumu söylemeden önce, Manisa deyince bende tedai ettirdiklerini açıklasam iyi olacak. Manisa deyince her seferinde, Celâl Bayar, Manisa Tarzanı ve Bülent Arınç aklıma gelir. Nedense, Manisa Tarzanıyla Arınç daha çok yer edinmiş hafızamda. Biliyorsunuz bir kahraman asker ve bir tabiat tutkunu olan Manisa Tarzanı, aynı zamanda bir Manisa halk kahramanıdır da. Aklıma hep şu soru takılıp, kalıyor: Acaba Arınç da mı kahraman olmaya öykünüyor?

Ama bir türlü olamıyor, olamayınca da, o hırsla, işte böyle, Aydın Doğan ve BBC gibi ecnebi kanallarına düşüyor…

Neyse biz hadiseye dönelim, niçin böyle bir başlık attım?

Bu söz, doğrudan doğruya Bülent Arınç’ın söylediği bir söz.

Size hikâyeyi baştan anlatayım isterseniz…

Geçtiğimiz yılın 16 ve 17 Mayıs’ında, o sabık Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç memleketi Manisa’ya resmi bir ziyarette bulunur. Türkiye siyasetinin 7 Haziran seçimlerine kitlendiği, ortalığın kızıştığı, bütün muhalefetin, milli iktidara ateş püskürdüğü bir zaman diliminde yani.

Bülent Arınç, o gün resmi görevi dışında, bir yakının düğününe davetli olarak katılır. Bir düğün evinin misafir odasında, 7-8 kişi muhabbet etmektedir. Tabii olarak ekâbir takımından Arınç vardır. Kızgın seçim ortamının yaşandığı bu ortamda, gözler doğal olarak Arınç’ın üzerindedir.

Misafirler bir yandan düğün baklavası yiyip, diğer yandan muhabbet etmektedirler, daha doğrusu Bülent Arınç’ı dinlemektedirler. Her zamanki kravatsız takım elbisesiyle, kâh koltuğuna yaslanan, kâh sehpadaki baklava ve çaya uzanmak için eğilip, bükülen, yani canlı yayınlarda gördüğümüz hareketli ve seri konuşan, arada bir nefes alan, sakinleşen bir Bülent Arınç vardır.

Söze selamdan sonra, sen kimlerdensin, sen filanlardansın diye bir tanışma faslıyla başlayan Arınç, tanışma faslı bittikten sonra, tanışı ve yakını olan bu insanlara, Ankara kulislerinde rahatça söyleyemediği ama içinde ukde kalan şeyleri ve neler tezgâhladıklarını bir bir anlatmaya başlar.

Şöyle der Arınç:

“Biliyorsunuz arkadaşlar, önümüzde seçimler var, biz de buna göre hazırlanıyoruz. Seçimlerde, koalisyon olacak, CHP ile koalisyon görünüyor, biz buna hazırlanıyoruz. Neden bu kadar kesin konuştuğumu soracak olursanız, milletvekili listelerine, Tayyip Beyin adamları yerine 70-80 kadar kendi adamımızı soktuk, 40 küsur da öyle var, etti mi 128. Milletvekili. Bu kadar adamı nasıl listeye soktuğumuza gelince: Listelerin YSK’ya verileceği son gün Erdoğan Tahran’a gitti, biz de bu fırsatı değerlendirdik.”

Bu arkadaşlar, seçilmesi garanti yerlerden olduğu için, pek çalışmayacaklar. AK Parti tek başına iktidarı elde demeyecek.

“Koalisyon hükümetinde Türkiye rahatlayacak, Ak Parti Erdoğan’ın elinden kurtarılacak, sadece bununla da kalamayacak, CHP ve diğer muhalefetle anlaşıp, önce 4 bakanı, sonra da Erdoğan’ı Yüce Divan’a göndereceğiz. Ardından Sayın Abdullah Gül’ü tekrar Cumhurbaşkanı seçtireceğiz. Biliyorsunuz, CHP’nin Sayın Gül ile Sayın Cumhurbaşkanımızla arası hep iyi olmuştur zaten. Tayyip Bey, Batı’yla kavgalı, dikleniyor. Adam dünyayla kavga ediyor, bizi sıkıntıya sokuyor. Oysa bizim ekibimiz Avrupa, ABD ve dış dünyayla iyi geçinen bir ekip. Erdoğan tek adamlığa oynuyor, bu da herkesi sıkıntıya sokuyor. Bunun önüne geçmek lâzım artık.”

“Sayın Başbakanla (Davutoğlu) her konuda mutabıkız. Seçim sonrası programımız hazır. Ha Erdoğan koalisyona direnirse, bu 128 adamımızı istifa ettirir, bir başka parti kurar, yine koalisyona gireriz.”

Evet bu sözler noktası noktasına Bülent Arınç’a ait..

Şimdi bu sözleriniz başka açıdan doğrulayan gelişmelere bakalım. İlk önce benim Regionpost sitesinde yayınladığım seri yazının 2. Bölümünde, Erdoğan’ın milletvekili listesiyle nasıl oynandığını anlatmıştım.

-Şimdi bu tablo farklı olmazdı. Biz yedi düvele karşı savaştık. Buna rağmen ben AK Parti’nin her şeye rağmen başarılı olduğu kanaatindeyim. Çok da kötü neticeler elde edildi. Biz sahada çalıştık. Kimlerin çalışmadığını da biliyoruz.

-Kendi içimizle ilgili, nerede yanlış yaptığımızı görmek zorundayız.

-Kimlerin köşede beklediğini de biliyoruz. Bunları kendi işimizde konuşacağız.”

Siz dememiş miydiniz, yukarıda bahsettiğim sohbetinizde, “Arkadaşlar seçilmesi garanti, çalışmayacaklar” diye.

CHP ile koalisyonun kurulması için, Yeni Şafak kaçkınlarının sitesi ve operasyonda KARAR kılan çeteniz, AK parti tabanına ha bire Koalisyonun faydaları üzerine propaganda yapıp duruyordu. Bu koroya, diğer bir kaçkın olan ve Aydın Doğan’ın has adamlarından Akif Beki ve Ahmet Hakan da büyük bir katkı verdi. “CHP ile koalisyona giderek AK Parti uluslararası camiada meşrulaşacak(!)” diyordunuz ya.

CHP ile, bir restorasyon hükümeti kuracaktınız. Ama önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tasfiye edecektiniz. Erdoğansız bir Ak Partiyle size düşen rolü oynamaya devam edecektiniz.

Tevekkeli boşuna demiyordu, Kılıçdaroğlu, “Ak Parti koalisyonu istiyor ama Erdoğan engelliyor” diye. Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu’nun koalisyon istediğini; ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buna izin vermediğini iddia etti. (2 Ağustos 2015)

7 Haziran seçimleri olur, C. Başkanı Erdoğan siyasi tecrübe ve kıvraklığıyla, Türkiye’yi büyük bir badireden kurtararak, 1 Kasım seçimine götürdüğünde ise, Ali Babacan için, “1 Kasım sonrası gerekirse Ali Babacan’ı başbakan yaparız.“ dediniz.

Bu yazdıklarımızı doğrulayan başka bir haber de, dostu olduğunuz yasadışı Fetö’ye yakın “Haberdar” sitesinde yayınlandı: Habere göre, 7 Haziran’ı 8 Haziran’a bağlayacak gece, yani seçim gecesi; balkon konuşmasında mutlaka “koalisyon” kurulmalı mesajı verilecekti. Ama Siyaset dehası Reisin işe el atmasıyla, bu projeniz çöktü ve 1 Kasım zaferi geldi.

O haberden kısa bin bölüm:

“Balkon konuşması sürerken, arka tarafta morali bozuk olan vekiller Başbakan Yardımcıları arasında zaman zaman çok gergin anlar yaşandı. Konuşma sona erdikten Ak Parti’nin üst düzey isimlerinin genel merkezde kalmasını kısa bir değerlendirme toplantısı yapılacağını söyledi. Ancak kurmaylardan birçoğu araçlarına binerek yapılacak olan toplantıya katılmadı. Fakat genel merkezde kalan bazı isimlerle bir değerlendirme toplantısı yapıldı. Bu toplantıda da koalisyon kurulması için gerekli adımların atılması, görüşmelerin bir an önce başlaması kararı alındı.

7 Haziran’ı 8 Haziran’a bağlayan gece kuşçubaşıeşref ve Başkentçi twitter hesabından “Koalisyon kurulmayacak”, “Erken seçime gidilecek” tarzında 38’e yakın twitt atıldı. (…)

*

Bu arada, yani sizin bu sohbeti gerçekleştirdiğiniz günlerde; kendini İsa -Mesih zanneden Pensilvanyalı şarlatanın örgütü FETÖ’deki has adamlarından biri olan damadınız Ekrem Yeter, sizin ve ekibinizin desteğiyle, Kayseri çevresindeki illerde, AK Parti tabanına yönelik ve daha çok FETÖ elemanlarıyla siyasi toplantılar gerçekleştirip, duruyordu. “Erdoğan gidici, seçimden sonra koalisyon gelecek, Hocamız tekrar duruma hâkim olacak” sözleriyle konuşan damadınıza, bu cüreti nerden aldığı sorulunca, “Buraya Başbakan Yardımcısı ve kayın pederim Bülent Arınç’ın arzusuyla geldim” Ne hikmetse bu siyasi toplantılarda, o illerdeki güvenlik şubeden tek bir Allahın kulu polis yoktu, zabıt tutacak. Ama damadınız, 20-30 yıl aramadığı eski okul arkadaşlarını bile ısrarla bu toplantılara çağırıyordu. Nereden mi biliyorum? Benim azılı bir FETÖ düşmanı olduğumu bilen bir yakınım, kendisine gelen bu daveti, bana önceden söyledi de, oradan.

Fetö’nün elemanı damadınızın sizin üzerindeki etkisini, Ahmet Hakan 2 yıl önce şöyle anlatmıştı: “Dünden beri konuyu araştırıyorum… Paralel yapıda kalıp kalmamayı hala kendi nefsiyle tartışan eski bir arkadaş olayı şöyle anlattı; ‘Bülent Bey Fethullah Hocamın son kozuydu. Bülent Bey kızının, işinin ve özellikle damadının baskısına dayanamaz. Bülent Bey bu çıkışı yapmasa aile çok ciddi şekilde sorunla karşılaşır… Baba bir suretle ikna edildi.’… (23 Mart 2914)

Nedense Pensilvanyalı şarlatan, sizin üzerinizden Türk milletine, İslam ümmetine ve devletine büyük operasyonlar çekti. Bunlardan en önemlisi, Türkiye’nin savaş plânlarının düşmana verildiği “Kozmik Oda” soruşturması denilen, başrolünde sizin adınızın geçtiği FETÖ operasyonuydu. Emniyet, bürokrasi ve yargıyı sizin sayenizde ele geçiren yasadışı terör örgütü, 17-25 Aralık darbe girişimlerine kalkıştı. Yanisi şu: Bugün sadece Reisin başına değil, onun üzerinden millete, ümmete ve devlete musallat olan bütün iç ihanet ve belâlarda büyük bir rolünüz var.

Sayın Arınç, yukarıda bahsettiğim sohbetiniz var ya, inanın bana değme BBC ve CNNTürk kameramanı çekse, bu kadar gerçekçi ve inandırıcı olamazdı benim için. Bu sohbete katılan bazı insanlar, bana öyle şeyler anlattılar ki, başka hiçbir şeye gerek yok inanmam için.

Haber-Makale: Fazıl Duygun

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.