Asikurtlar©

Bugünümüzden Sorumlu Olanlar

Bugünümüzden Sorumlu Olanlar
18 Nisan 2016 - 20:50 'de eklendi ve 4086 kez görüntülendi.

 

 

Mardin’den acı haber 5 şehit. Şırnak’tan 1 acı haber daha… Bugün verdiğimiz şehit sayısı 6’yı buldu. Son 24 saatte şehit sayısı 8’e çıktı. Sur’da patlamada 5 Asker, 2 Özel Harekatçı şehit oldu… Bu ifadeler son 2 haftadır televizyon kanallarından, internet sitelerinden, gazetelerden takip ettiklerimiz. Bizi üzen, toplum olarak derinden yaralayan, Türk Milleti olarak karalar bağlatan, yüreğimize kan damlatan, aklımızın dumura uğradığını gösteren haberler… Peki neden? Neden bu akıl tutulmasını yaşıyoruz? Biz bunları yaşayacak, çekecek millet miyiz?

Çözüm süreci esnasında yaptıklarını, kendi ağızlarıyla itiraf edenlerin bütün bunların müsebbibi olduğunu nasıl unuturuz? Bir başbakan bunları söylüyorsa, “Çözüm süreci ilan edildiği zaman PKK 2 ay içinde silahları bırakacaktı, 2 yıl2 ay geçti hala bırakmadılar.” (Davutoğlu, 13-Ağustos-2015). Çözüm sürecinin başlatıcısı olarak kim diye soru sorup, karşılığında yine ‘ben’ diye kendi cevaplayan cumhurbaşkanı açıkça itiraf ettikten ve bunu, “Çözüm süreci içerisinde valilerimiz verdiğimiz talimat doğrultusunda şu andaki gibi operasyonlara girmiyordu.” diyerek dile getirdikten sonra ve bazı bakanların, milletvekillerinin, “PKK süreci yeniden güçlenmek, silahlanmak için sisice
kullandı. Her şeyden haberimiz vardı.” “Devlet 2.5 yıldır operasyon yapmazken örgüt her tarafa yığınak yapıyor, her tarafa terör estiriyor, adam öldürüyor.” demelerinden, açıkça ifşa ettiklerinden sonra, bugün bu olanlara, şehitlerimizin ardı sıra gelmesine sebep olanlar kimlerdir diye sorabilir miyiz? Zaten soruyorsak, adıyla, sanıyla, oluşuyla, hedefiyle, mantığıyla belli olan terörü araştıralım diyerek komisyon kurmak isteyen HDP ve bu fuzuli işe destek veren Yeni CHP’lilerden farkı kalmayan akıl tutulmasına, hatta daha ötesi işgaline uğramışlardan ne farkımız kalır?

Osmanlı’nın son döneminden ve İstiklal Harbinden bu yana yaşanan gayet net bir şekilde emperyalizmin ve milliliğin savaşıdır. Herkes saflarını, durdukları yer itibarıyla göstermektedirler. İnsanların, fikirlerin savundukları itibarıyla geçmişleri çok önemlidir. Ancak bugün nasıl bir tavır sergiledikleri, nerde durdukları çok daha önemlidir. İşte bu millilik ve emperyalizm mücadelesi Osmanlıyı da katarsak ülkemizde en az 250 yıldır sürmektedir.

Milliliği Türk Milliyetçiliği, Türk’e göre anlayış olarak Devlet alanına Cumhuriyeti ilan ederek kurduğu sistemin temel felsefesi haline sokan, getiren Mustafa Kemal Atatürk, bölgesine de sahip çıkmış ve bunu şu şekilde dile getirmiştir; “Ortadoğu’nun, batı emperyalizminin kölesi olmasına izin vermeyeceğiz!” (1937)

Bugün küresel dünyanın kabul ettiği politikalardan yana, kendi görüşlerini, isteklerini perdeleyerek koşanlar geldikleri noktayı şöyle ifade etmektedirler; “Ben Amerika’nın, Büyük Ortadğu Projesi eşbaşkanıyım!” (1910) Bu ifadeler Türkçülükle; içi boşaltılmış, ortaya atıldığı günden beri emperyalizmin oyuncağı, projelerinin parçası olmuş İslamcılığın büyük mücadelesinin varlığını göstermektedir.

”Ülkücüler insanlık alemi içinde ne uşak olmayı ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen,şerefli bir Bayrağın taşıyıcısıdır. Sizlere kolay bir başarı vaad etmiyorum. Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar. Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır. Bu çetin yolda dayanabilecekler bizimle gelsinler, cesur olanlar kuvvetli olanlar gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar. Dava adamları, o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşayamazlarsa O Davayı bir adım ileri götüremezler.”

Diyerek Milliyetçi Ülkücü Hareketi, cefalarla, çilelerle dolu çetin yollara davet eden Başbuğ Alparslan Türkeş’in izah ettiği gibi önümüze türlü engeller çıkarılacak, zaaflarımızdan yaralanılmaya çalışılacaktır. Hainler, önümüze makam, mevki, para, ilişki engellerini, istikbal kaygılarımızı, çoluğa çocuğa iş isteklerimizi çıkaracaklar, hatta çıkarmaktadırlar. Lakin biz bu yola girdiysek geri adım atmayacağız. Sağa sola sapmadan istikametimizi tam belirleyip, Allah yolunda nasiplerimize çok şükür diyecek, olmayanlara elhamdüllah diyerek tam bir teslimiyet içinde Başbuğun siyasetinin izinden giderek, Lider, Teşkilat, Dava, Tam Bağımsız Türkiye diyerek yola devam etmek isteyenlerle bu kutlu yola devam edecek ve iktidarında Büyük Türkiye’yi, önce bölgesinde, sonra dünya lideri olacak Türkiye’yi inşa edeceğiz.

“Bebek katili için barış ve özgürlük parçasıdır. Terörist değildir. Terörist olan Türkiye Devleti’dir. İnanın buna.” Diyen Şivan Perveri Diyarbakır Meydanında Barzani’yle birlikte karşılayıp sevinç gösterileri yapıp, onun elini havaya kaldıranlar… Kandırılmışız, aldatılmışız diyenler Türkiye’nin bugünlerinden sorumludurlar. Unutmayalım. Bir devlet yönetenler yaptıkları yanlışlardan, hatalardan böyle kolay kurtulamazlar… Bütün bunların bir bedeli olmalı!
Sağlıcakla kalın!

Fikri Atılbaz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER