SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

Bu Terazi Bu Sıkleti Çekmez

Bu haber 21 Nisan 2014 - 9:55 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Cumhurbaşkanlığı seçiminin yeni ve derin bir krize yol açacağı ve beraberinde hiç hesapta olmayan gelişmelerin yaşanacağı anlaşılıyor. Bu tespitimizi dayandırdığımız nokta, sayın başbakanın millet iradesini, teamülleri, ülke şartlarını, demokrasinin gereklerini bir kenara bırakarak, kendi özel hesabını her şeyin önüne daha şimdiden geçirmesidir.

Aklanmak şart

Sayın başbakan Türkiye’nin bildiği, sistemin kabul ettiği, demokrasinin uygun gördüğü bir Cumhurbaşkanı olma peşinde değildir. Kendi deyimiyle devlet başkanı olma hevesindedir. Her şeyden önce hakkında bu kadar ağır ve büyük iddialar olan birinin, yargı önünde aklanmadan böyle bir makama aday olması başlı başına bir kaos sebebidir. Dünyanın hiçbir yerinde, hatta hiçbir rejiminde bu kadar iddia ve suçlamaya muhatap olanlar, bir başka göreve talip olmayı düşünmek bir yana, o koltuklarda oturamazlar. Sayın Devlet Bahçeli’nin dediği gibi, siyasi görüşü, fikri aidiyeti, mezhebi ve yöresi ne olursa olsun, ister AKP’li, ister MHP’li, isterse de CHP’li olsun her vatan evladı Cumhurbaşkanı olabilir. Ancak bu suçlamalarla karşı karşıya kalan ve yargı önünde aklanmayanlar olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez.

Kılıçlar çekilebilir

Cumhurbaşkanlığı kimsenin cebinde değildir. 30 Mart seçimleri AKP’nin çıkaracağı adayın tek başına seçilme şansının bulunmadığını belgelemiştir. Buna bir de Cumhurbaşkanı Gül’ün son çıkışını ve siyasetin gelecek planları arasında bulunmaması açıklamasını ekleyin. Her tarafa çekilebilecek bu lafı, “ben de adayım” olarak anlamak mümkündür. Tek başına zaten Cumhurbaşkanı seçtirmesi mümkün olmayan AKP, bir anda ikiye bölündüğü bir seçimle de karşı karşıya kalabilir. Her ne kadar AKP içinde böyle bir şeyin olmayacağı söylense de, yapılan açıklamalar beklenmedik şeylerin yaşanmasının çok uzak bir ihtimal olduğunu göstermiştir. Daha adaylık sürecinde AKP’de kılıçlar çekilirse hiç şaşırmayacağız.

İki başlılık

Bu muhtemel gelişmelerin üzerine, bir de Anayasa ve sistem olduğu gibi yerinde dururken, bir başkanlık hevesi ortaya çıkmıştır. Anayasada Cumhurbaşkanına bir takım yetkilerin verildiği doğrudur. Bu yetkiler şimdiye kadar hiç Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmamıştır. Daha doğrusu kullanılamamıştır. Bu yetkileri Anayasaya koyduran ve kullanma hevesinde olan Kenan Evren olmasına rağmen, bunu hayata geçirememiştir. Çünkü kağıt üzerinde böyle bir yetki olsa da, sistem buna müsait değildir. İki başlılık ve yetki çatışması doğmaktadır ki, bu beraberinde büyük bir belirsizliği ve kaosu da getirmektedir. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi, bu durumu değiştirmeyecektir. TBMM Başkanı Cemil Çiçek’de yaşanacaklara defalarca dikkat çekmiş ve tecrübeli bir siyasetçi olarak neler olabileceğini bugünden ilan etmiştir.

Emanetçi başbakan olmaz

Bugüne kadar AKP ile ilgili öngörülerimizde hiç yanılmadık. Bir an için her şeyin Başbakan Erdoğan’ın hesaplarına uygun yürüdüğünü düşünelim. Başbakanın bir fiili durum oluşturup, Cumhurbaşkanlığını devlet başkanlığına dönüştürmesini, bırakın diğer partileri içinden çıktığı partiye dahi kabul ettirmesi imkansızdır ve pratikte hiçbir geçerliliği yoktur. Zaten bu yüzden sayın Abdullah Gül, emanetçi yakıştırmasını bile göze alamamış ve AKP’nin başına geçme kapısını peşin olarak kapatmıştır. Eşbaşkanlık uygulamasıyla başbakan ve parti genel başkanının ayrılması hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. İsmi ne olursa olsun, başbakanlık koltuğuna oturan yürütmenin başı olma yetkisini kullanacak ve bunu kimseyle paylaşmak istemeyecektir. Emanetçi bir genel başkan ve başbakan uygulamasının işlemediğini Özal-Akbulut, Demirel-Çiller dönemlerinde gördük. Cumhurbaşkanının yürütmeye müdahalesi durumunda neler olabileceğini de Ecevit-Sezer örneği çarpıcı şekilde belgelemektedir.

Genel seçim tablosu

Gözden kaçırılan veya dikkate alınmayan bir başka gelişme daha var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin üzerinden henüz bir yıl geçmeden genel seçimler yapılacaktır. Diyelim ki, AKP döneminde Cumhurbaşkanının yürütmenin başına geçmesine itiraz edilmedi. Genel seçimlerde AKP’nin yeniden tek başına iktidar olacağının garantisini kim verebilir? 30 Mart seçimleri genel seçim olsaydı, AKP tek başına iktidarın sınırlarında kalacaktı. Genel seçim atmosferinde bu kadar oy alamayacakları düşünülürse, bir daha tek başına iktidar imkansızdır. AKP dışındaki bir iktidarın bırakın başkanlık dayatmasına rıza göstermesini, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını kabullenmesi bile mümkün değildir.

Az oy, çok milletvekili hesabı

Zaten kendileri de AKP’nin son demlerini yaşadığının farkındalar ve seçim sistemiyle oynayıp, daha az oyla daha çok milletvekili çıkarabilmenin derdine düşmüşlerdir. Bu durum beraberinde yeni ve büyük tartışmaları getiriyor. Her şeyi göze alarak ve yine kaba kuvvet dahil her yola başvurarak, bu sistemi hayata geçirmek isteyecekleri anlaşılıyor. Bu AKP’nin hesabıdır, ancak bir de milletin hesabı var ve dar bölgeli sistemin hayata geçirilmesi durumunda dönüp AKP’yi vurması bizi şaşırtmaz. Ancak oralara gitmeden, daha önce benzer örneklerinde gördüğümüz gibi, demokrasiye de, hukuka da, Anayasaya da, vicdana da uymayan ve diktatörlüğün yeni bir adımından ileri gitmeyen böyle bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesinden döneceği iki kere ikinin dört ettiği kadar kesindir.

Her neresinden bakılırsa bakılsın, aynı yere varıyoruz. Bu terazi bu sıkleti çekmez. AKP’nin özel hesaplarının olması sonucu değiştirmiyor ve bu planlar tutmayacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.