SON DAKİKA

Evet, Yine Bahçeli…

Gündem Yazıları

Yenikapı Ruhu….

Gündem Yazıları

Bu telaş niye?

Bu haber 08 Mayıs 2018 - 21:05 'de eklendi ve 3.141 kez görüntülendi.

Seçim günü yaklaştıkça, kaostan, karambolden, krizden ve olağandışılıktan medet umanların telaşı ibret verecek şekilde artıyor.Nereden geldikleri ve kime hizmet ettikleri malum olanlar, içi boş efelenmeler, trajikomik tehditler ve çıkardıkları gürültü ile siyasette kalmaya çabalıyorlar. Bütün bu gayretler beyhudedir ve millet ne olup bittiğini dikkatle izlemektedir. Günü gelince, herkesin boyunun ölçüsünü alacağından hiçbir şüphemiz bulunmuyor.

SİYASİ SEÇMEN AYAĞI NEREDE?

Her ne kadar birilerini çok rahatsız ediyor olsa da, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bu seçimlerin mihengi olacak bir değerlendirmede bulundu ve sorular sordu. Hiç kıvırmaya, oraya buraya çekmeye ve telaşlanmaya gerek yok. FETÖ denilen terör örgütü sinsi şekilde habis bir ur gibi her yeri sarmış. Girmedikleri bir tek kurum kalmamış. Nitekim, birçok ayağı ortaya çıkarıldı. Ordudan yargıya, ticaretten eğitime, sağlıktan emniyete, Üniversitelerden spora kadar her alanda uzantılarına rastladık ve mümkün olduğu kadar temizlik yapıldı. Sayısı yüzbini aşan tutuklamalar, görevden almalar, işten el çektirmeler yaşandı. Yargılanıp ceza alanları, kaçıp başka ülkelere sığınanları, itirafçı olanları ve hala kendini gizlemeye çalışanların olduğunu da biliyoruz. Peki, bunların siyasi ve siyasi seçmen ayağının olmadığını kim söyleyebilir? Sayın Bahçeli bu duruma dikkat çekiyor ve seçimler öncesinde siyasi seçmen ayağının organize olma ihtimalini gündeme getiriyor.

488 BİN OY ALDILAR

Hiç kimse siyasi seçmen ayağı olmadığını söyleyemez, çünkü bunu bizzat yaşadık. 2015’in özellikle 7 Haziran’ında yapılan seçimlerinde FETÖ’cü olduğu bilinen bağımsız adaylar çıktı. FETÖ’nün seçmen ayağını diri tutmak ve belirlenmiş adaylara yönlendirmek amacıyla organizasyonlar yapıldı. Sonuçta FETÖ’nün bağımsız milletvekili adayı olarak seçime soktukları, toplam 488 bin 226 oy aldılar. Bu, yüzde 1,08’e tekabül ediyor ve bu oran bugün sıfır ittifak kurduğunu söyleyen partilerin aldığı oy sayısının çok üzerindedir. Şu anda içeride bulunan veya kaçak halde dolaşanlardan Hakan Şükür, 48 bin 793 oy almıştı. Yakup Saygılı, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele eski Müdürü 33 bin 57 oy aldı. Ali Fuat Yılmazer, İstanbul İstihbarat eski Şube Müdürü, 59 bin 697 oy almıştı. İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün 41 bin 762 oy aldı. İstanbul Organize Suçlarla Mücadele eski Şube Müdürü Nazmi Ardıç 39 bin 881 oy aldı. Sadece İstanbul, İzmir ve Ankara’daki bağımsız adaylara 249 bin 67 oy verildi. 1 Kasım’da bu oran oldukça düştü, ama bağımsız milletvekili adayları yine de 51 bin 38 oy aldı.                                       

BUNUN NERESİ YANLIŞ?

Bu oyları verenler neye ve kime hizmet ettiklerini bilerek hareket ettiler. Açık ve aleni şekilde FETÖ’nün seçmen ayağı olduklarını gösterdiler. Sayın Devlet Bahçeli, bunu hatırlatıyor. Bu hatırlatmanın neresinde bir yanlış, neresinde bir haksızlık var? Bütün bunlar bu ülkede yaşamadı mı? Bu seçmenler buhar olup uçmadıklarına göre, hala varlıklarını sürdürüyorlar ve hala organize hareket ediyorlar. Hiç kimse aksini söyleyemez. Şimdi bu açık ve kesin gerçek orta yerde dururken, imza topladığını söyleyen adayların bu işin dışında kaldıklarını, bu kadar organize olan FETÖ seçmeninin kimseye imza vermediğini söylemek ne kadar gerçekçi olabilir?

SUÇLULUK HALİ

Burada sorun imza verilmesinden çok, bu şebekenin hala faal olması ve ortak hareket etmesidir. Bu aynı zamanda zamanını, ortamını, imkanını buldukları anda yeniden harekete geçebileceklerinin de ispatıdır. “Hayır bunlar bir daha harekete geçemezler, bir tehdit ve tehlike teşkil etmiyorlar?” diyebilen var mı? Birisi çıkıp bunu söylese dahi ne kadar gerçekçi olur? Bu şartlar altında imza toplayan adaylardan “biz bu işin dışındayız” diyebilen varsa, sorun yok. Ama bunu diyemeyenlerin meseleyi başka yere çekip, hakaret ve tehditler savurarak gerçekleri gizlemeye çabalaması aslında bir suçluluk halidir.

 

BU TESADÜF OLABİLİR Mİ?

Dikkatlerden kaçan, ama şahsımın bizzat yaşadığı bir başka bir gerçek daha var ve aslında her şeyi anlamaya da ve anlatmaya da yetmektedir. Birçok haber kanalında tartışma programlarına katılıyorum. Bu programlarda elbette siyaseti ve siyasetteki gelişmeleri tartışıyoruz. CHP’den SP’ye, Adalet ve Kalkınma Partisi’nden MHP’ye kadar seçime katılan, gündem oluşturan her parti konuşuluyor. Ağır eleştiriler oluyor. Bu eleştirileri biz de yapıyoruz, haksız olanlara cevap veriyoruz. Kendi gördüklerimizi, eleştirilerimizi sıralıyoruz. Sosyal medyada en küçük bir kıpırdanma olmuyor. Ama ne zaman İP’in sadece adını ağzımıza alsak, hatta dolaylı şekilde bir değerlendirmede bulunsak, ne olduğuna, ne dediğimize bakılmadan, haklı mı haksız mı olduğunuzu zerre kadar anlamadan, anında yağmur gibi mesajlar atılıyor ve ağır hakaretlere uğruyoruz. Bu bir tesadüf mü? Daha birkaç ay önce kurulmuş, kendi içinde dahi oradan oraya savrulan bir partinin bunları yapabildiğini kimse söylemeye kalkışıp aklımızla alay etmesin. Bilmiyorum, başka bir şey söylemeye gerek var mı?

 

İFŞA ETMEK GÖREVİMİZ

Siyaset yapmak elbette herkesin hakkıdır. Eleştiriler olacaktır, herkes bunlara cevap verecek, yaptıklarını, yapacaklarını anlatacak, iddiasını ortaya koyacaktır. Burada bir sorun yok. Ama terör örgütleriyle iş tutanları, onların siyasi ayağı olmakta bir sakınca görmeyenleri, bu millete anlatmak ve ifşa etmek de bizim görevimizdir. Bu ister PKK ve onun siyasi uzantıları olsun, ister FETÖ ve onun sahaya sürdükleri olsun. Hakaret ederek, trajikomik tehditler savurarak, bizi vazgeçeceğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.