SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Bu sorunlar nasıl çözülecek?

Bu haber 07 Haziran 2017 - 22:58 'de eklendi ve 25 kez görüntülendi.

FETÖ yargılamaları ağır-aksak devam ederken, yeni bir darbe teşebbüsü iddiası ortaya atıldı. Ankara’ya gelen Almanya Dışişleri Bakanı’nın fütursuz açıklamaları ve İncirlik’ten çekilme resti, ABD’nin terör örgütü YPD ile Rakka’ya operasyon yapması, patlak veren Katar krizi Türkiye’nin zaten ağırlaşmış olan gündemini daha da yoğun hale getirdi. Bu meseleler nasıl çözülecek, ne yapmak gerekiyor, çıkış yolu nedir? Tespit ve öneriler yine sayın Bahçeli’den geldi. Bize de ayrıntıları haber sayfalarımızda yer alan bu veciz konuşmayı özetlemek düşüyor:

ARDINIZA BAKMADAN ÇEKER GİDERSİNİZ
Almanya’nın damgalı hainleri görmeyip, hukuk karşısında hesap veren sözde bir gazeteciyi mesele yapması kabul edilir şey değildir. Almanya’da iltica kararlarını bağımsız mahkemeler veriyormuş. Peki, Türkiye’de tutuklu bulunan terörist sevici sözde gazeteciyle ilgili kararın siyaset tarafından verilmesi nasıl beklenmekte, böyle bir yanlışa nasıl düşülmektedir? Bu pişkinlik, bu gafillik nasıl yorumlanmalıdır? Alman bakan diyor ki, “Türkiye bu durumda Alman askerlerini İncirlik’ten çıkarmak zorunda olduğumuzu anlamalı.” Türkiye’nin neyi nasıl anlayacağını tayin ve tespit makamı bir yabancı hükümet mensubunun işi ve görevi değildir. Herkes kendi işine bakmalıdır. Alman askerleri bu hafta veya gelecek hafta çekilecekmiş, diyeceğimiz odur ki, durduğunuz kabahat, hepinize uğurlar olsun. Başka ülke bulacaklarmış, ne oyalanıyorsunuz, neyi bekliyorsunuz, niye zaman kaybediyorsunuz? Konya’dan da tası tarağı toplar en yakın zamanda Ürdün’e mi gidiyorsunuz, Fizan’a mı gidiyorsunuz, ardınıza bakmadan çeker gidersiniz.

YPG’YE SİLAH VERMEK PKK’YA VERMEKTİR
Rakka operasyonun yöntemi sakattır. Bir terör örgütüyle aynı türden bir başkasını kullanarak mücadele etmek ne akla, ne vicdana, ne de hukuka uyacaktır. YPG’ye silah vermek PKK’ya vermek, namlular Türk milletine doğrultuluyor demek iken; ABD hala şeffaflıktan bahsedebiliyor. Bunların her yeri şeffaf olsa ne yazar, olmasa ne çıkar. Kato Dağı’na bakmak, mağaralardan çıkarılan silahları incelemek başlı başına kafidir. Bu silahları kim temin etmiştir? Kato Dağı sanki silah fabrikası, sanki hain panayırıdır. Sınırımızın hemen dibinde YPG’ye sunulan cinayet silahları, çok geçmeden ülkemize sokulmaktadır. ABD’nin YPG’yle aynı kareye girmesi, el ele tutuşup IŞİD’in üstüne gitmesi Türkiye’ye güç gösterisi, tuzak kurulmasıdır. İşin özünde YPG neyse IŞİD odur. PKK eşittir FETÖ’dür. Yılanın yılanı soktuğu nerede görülmüştür? Her hain korkak, her korkak satılık, her satılık da uşaktır. ABD’nin YPG’yle ilişkisi taktiksel ve dönemselmiş. Sahada işi bitince buruşturup bir kanara atacakmış. Bunların hepsi boş laf, hepsi teneke gürültüsü, asılsız ve anlamsız tesellidir. Şayet etkili ve çok boyutlu bir terörizmle mücadele planlanıp yürütülecekse, başta ABD ve batılı devletler olmak üzere, her ülke elindeki kanı yıkamalı, özeleştiri yapacak cesareti gösterebilmelidir. Haine hain, zalime zalim, teröriste terörist denilmedikçe; insanlık huzur ve barışa uzun yıllar özlem duymayı sürdürecektir.

KATAR’IN TECRİDİ
Körfez buhran ve bunalım döngüsüne girmiştir. Günlerdir tırmanan kriz Katar’ın ablukaya alınmasıyla farklı bir duruma ulaşmıştır.ABD Başkanı’nın Suudi Arabistan ziyaretinin üzerinden kısa bir süre sonra bu gelişmelerin ortaya çıkması etraflıca değerlendirilmeli, enine boyuna analiz edilmelidir. Katar’a uygulanan tedbirler; saldırgan, dayatmacı, izole edicidir. Ve bu tedbirlerin ABD’den bağımsız, İran’la da bağlantısız olduğunu düşünmek safça bir bakıştır. Suudi Arabistan’dan Basra Körfezi’ne uzanan bir yarımada olan Katar’ın tecrit edilmesi beklenmedik, öngörülmedik hadiselere kapı açabilecektir. Bu kapsamda İran’ın kuşatmaya alındığı, Katar’a uygulanan yaptırımlarla yeni bir sıcak temas ve çatışma atmosferinin doğduğunu söylemek temelsiz bir yorum olmayacaktır. Ülkemizin, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın zirve dönem başkanı olarak devreye girip katılaşan kriz düğümünü çözme konusunda yapıcı katkılar sunmasında yarar vardır. ABD Başkanı’nın Riyat’taki kılıç danslı silah anlaşması, dileğim odur ki, Körfez ülkelerine, tüm Ortadoğu’ya daha şiddetli bir darbe olarak inmesin, tarihi ve kültürel miraslara kast etmesin.

İNFİAL YARATAN DURUŞMALAR
249 vatan evladını şehit eden, polisi polise, askeri askere kırdırmak, milleti birbirine düşürmek için Pensilvanya’dan talimatlı barbarlar demir parmaklıklar ardındadır. Hal böyleyken, uzayıp giden mahkeme safahatları, kabul edilip reddedilen iddianameler, infial yaratan duruşmalar neyin nesidir? Suç bellidir, suçlu bellidir, hıyanet görünür, 15 Temmuz karanlığının cürüm ortakları açıktadır. FETÖ’cü darbeciler mahkemelerde üzerlerine atılı suçları inkarla meşguldür. Zannedersiniz ki, bu alçaklar sütten çıkmış ak kaşıktır. Hiçbir hain üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir. Bilahare zeytinyağı gibi su üstüne çıkmaya çalışmış ve çabalamışlardır. Bu namertler Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yuvalanmış, şerefli Türk askerinin üniformasına saklanmış teröristlerdir. Hiçbir ifadeleri bu gerçeği değiştirmeyecektir. Bunlar aynı zamanda milletine silah doğrultan, vatanına kumpas kuran, devletine komplo düzenleyen Haçlı kalıntılarıdır. Hiçbir masum poz, hiçbir ıslah olmuş gibi duran yüz hattı 15 Temmuz’un üzerini örtemeyecektir. Önemli olan FETÖ’cülerin ne söyledikleri değil, Türk adaletinin ne zaman ve hangi kati ve keskin hükmü vereceğidir.

GÖMÜLECEK YER BULAMAZLAR
Darbeciler konuştukça şehitlerimizin kemikleri sızlamaktadır. FETÖ’cüler algı oyunlarına tevessül ettikçe, şehit yakınları çileden çıkmakta, millet vicdanı isyan etmektedir. Üstelik süreç uzadıkça, iddianame ve duruşma enflasyonu yaşandıkça ihanet tavsamakta, somut delil ve belgeler yara almaktadır. Buna da kimsenin hakkı yoktur. Bu hainleri vatandaşlıktan çıkarma konusunda acele etmek hem erken, hem de mantıklı değildir. Çünkü bunların hepsinden mutlaka Türk adaleti önünde hesap sorulmalı, 15 Temmuz’un diyeti alınmalı, ihanetlerinin bedeli kesinlikle ödettirilmelidir. Yine darbe iddiaları dillerdedir. Eğer yeni bir darbe teşebbüsü olursa, eğer buna kalkışan, böylesi bir ihanete yeltenen çıkarsa bilinsin ki, bu aziz topraklarda gömülecek ne bir yer, ne de cesedinin başına dikilecek bir mezar taşı bulamayacaktır. Darbecilerin gelecekleri varsa görecekleri de vardır. Ve görecekleri yalnızca azap ve dehşet olacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.