SON DAKİKA

BUNLAR KİMİN SÖZCÜSÜ?

Gündem Yazıları

Bu Şeref Bize Yeter

Bu haber 05 Kasım 2012 - 20:04 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

 

Bu yazı, kurultaydan sonra okunacak olsa da 3 Kasım Cumartesi gece yarısı yani Kurultay henüz başlamadan 10-12 saat önce kaleme alınmıştır. Tabiatın ve gazeteci takviminin bir gereği olarak köşe yazıları bir gün önceden gazeteye verilir. Ben de pazar günü salonda olacağıma göre pazartesi günkü yazımı şimdiden yazmalıyım.

Hayır, bu bir falcı kehaneti veya tahmine dayalı gazeteci hilesi değildir. Bizim açımızdan bu kurultayda neler olduğu/olacağı aşağı yukarı bellidir, çünkü bir Ülkücü için MHP Kurultayında yaşananlar, MHP kurultay salonunda yaşananlardan ibaret değildir.

Kurultayın en çok merak edilen iki yönü var: Bunlardan biri, Ülkücüye yakışan bir demokratik olgunluk içinde geçip geçmediği, diğeri ise delegenin sandığa yansıyan iradesi.

Yani Kongreyi kimin kazandığı…

Eğer gençlik yıllarınızı Ülkücü terbiye ve disiplinle değil de futbol takımı fanatizmi ile geçirdiyseniz sizin için en önemli hakikat, “maçın skoru”dur. Türkiye’de yaşayan hiç bir gencin, “1-0 olsun bizim olsun,” “Hatice’ye bakma neticeye bak!” veya “Önemli olan sonuç… İyi oyuna puan vermiyorlar” edebiyatından etkilenmemesi mümkün değildir. Oysa amacı, bir fırsatını bulup genel başkan devirmek veya eşe dosta kendi tarafının gücünü takdim etmek olmayan ve iktidar olma özlemini yüreklerinde hisseden Ülkücüler için Kurultay’ın sonucu kadar, sürecin nasıl yaşandığı da önemlidir.

Eğer Kurultayı söverek sayarak, belden aşağı vurarak, değerleri hiçe sayarak kazanmış olmanın marifet olduğunu kabul ediyorsak, bizim AKP’nin seçim ve iktidar performansı hakkında tek bir kelam bile etmememiz gerekirdi.

Elinden gelse rakiplerine “kaset yapacak” kadar hırçın bir muhalefet, kazanalım da nasıl olursa olsun anlayışıyla yapılan bir yayıncılık, yönetim değişsin de kim gelirse gelsin yaklaşımıyla kurulan “kutsal” ittifaklar, bize göre bu kurultaydan Ülkücü hafızaya kazınan en keskin izlerdir.

 

Adaylardan hiç birinin mevcut genel başkandan kaynaklanan bir intikam güdüsüyle hareket etmeye hakkı bulunmadığı halde özellikle bir adayın etrafını saran “çizgili desenli intikam lobisi,” kurultay sürecini Ülkücüye yakışmayan bir seviyeye indirmiştir.

MHP Genel Merkezinde görev yapan, soğukkanlı, uzun soluklu, dikkatli ve seviyeli Ülkücülere yapılan “Kargalar” yakıştırmasıyla başlayan ve sonunda “şeytan taşlama”ya vardırılan hakaret silsilesi, tabii ki benzer karşılıklar bulacaktı.

Burası Alman Yeşiller Partisi değil. Ne Yıldıray Çiçek ne de ben Harward’da, Bilderberg bursuyla Halkla İlişkiler okumadık; ikimiz de o çok önem atfettiğimiz Ocak’tan yetiştik.

Çok şükür Hıristiyan da değiliz ki; adam bize vurunca öbür yanağımızı uzatalım. MHP’de Ülkücüler olacaksa, böyle olacak. İstanbul il başkanı “solcu danışman alacağım” dediğinde ortalığı velveleye verenlere sorayım, patronunuzun yanındaki o “estetiksiz güzel,” hangi Ocağın başkanıydı ben çıkaramadım. Efendim? “Heybeliada Asenaları!”mı…

Bir Son Dakika Fitnesi

Ben burada ne kadar iyi niyetli ve kendi söylemlerinde dikkatli olurlarsa olsunlar adayların, yanlarındaki fitnecilerden, asparagasçılardan, sebepsiz saldırılarını insanların ailesine, cinsiyetine, namusuna iftira atmaya kadar vardıran şerefsizlerden sorumlu oldukları kanaatindeyim.

Filanca iftiracı kurultaya bir gün kala herkesten özür dilemiş.

“Duymadık!..”

Filanca fitneci, kurultay günü salona getirilmeyecekmiş. Geldi mi gelmedi mi?

“Bilmiyoruz!..”

Şunu biliyoruz ki; malum site son ana kadar fitne üretmeye devam ediyor ve benim başvurum bile olmadığı halde MYK üyeliğimin kesinleştiğini” yazıyordu.

Aklı fikri kulis, neşriyat ve tezvirat yaparak bir yerlere gelmek olan fanatiklerin, Şükrü Alnıaçık’ın mücadelesinden bekledikleri sonuç, tabii ki terfi etmek, ödül olarak da MYK’ya girmek olacaktır.

Oysa beni mesela dün Urfalı bir Ocak başkanının odama kendi odasına girer gibi pervasız dalarak kucaklaması ve yerel şivesiyle “yazılarınızı ilgiyle okuyoruz başkanım, Allah kaleminize kuvvet versin” diyerek gülümsemesi, kulislerle kazanılan bin MYK üyeliğinden daha değerlidir.

Hakkımda bu son uydurma MYK haberini yapanlar, yarın böyle bir netice çıkmadığında “Bahçeli Ülkücü Danışmanları çizdi” diye de iftira atacaklarından ben peşinen söylüyorum. MYK üyeliği için bir başvurum ve bilgim olmamıştır. Haber, her zamanki gibi TAN gazetesi misali, masa başında uydurulmuş asparagas bir haberdir, “bir son dakika fitnesi”dir.

MHP bizim hep birlikte üretebildiğimiz en büyük siyasi değerdir. MHP de çaycılık da şereflidir, genel başkanlık da… Bizim için 10. Kurultaya 10 saat kala olan olmuş, süreçten alınması gereken dersler alınmıştır. Ülkücülükte ümit en son terk edilen, şeref ise “asla terk edilmeyen”dir.

Bu yüzden sonuç ne olursa olsun, 10. Büyük Kurultaydan sonra kimseye küsmeyeceğiz…

Biz, kurultaylar boyunca bir Ülküdaşımızın, büyüğümüzün, dünyanın en dürüst liderinin yanında bulunmanın, ona destek olmanın şerefiyle yaşayıp, sadece bununla övüneceğiz.

MYK’lar, 1. Sıralar, koltuklar, makamlar sizlerin olsun.

Bu şeref bize yeter… Biz bu “Ocak ruhu”nu asla terk etmeyeceğiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.