Asikurtlar©

BU OYUNU GÖR VE BOZ ÜLKÜDAŞIM

BU OYUNU GÖR VE BOZ ÜLKÜDAŞIM
16 Haziran 2016 - 8:39 'de eklendi ve 4416 kez görüntülendi.

 

 

 

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Kısacası, insan unutur…
Yaşadığımız her olay geçmişten bugüne intikal eden sebep ve sonuç örgüsüne sahip olduğuna göre Ülkücünün hafızasında nisyana, yani unutmaya yer olmamalı.
Özellikle de MHP ve Ülkücü Hareket’in bu manidar günlerinde bazı unutkan hafızaların pasını alabilmek adına kimi gerçekleri hatırlatmak vacip olmuştur.

AKP ve Fethullah Gülen şebekesinin 1980’den 2016’ya Milliyetçi Hareket üzerinde çıplak gözle görülebilen bir düzine operasyonla ilintisi bulunmaktadır.
Ülkücüler 1980 öncesinde Türkiye’nin Sovyetleşmemesi için vatan sathını kanlarıyla müdafaa ederken bugünkü AKP’nin altyapı kadroları cuntacıların Ülkücü kırımıyla boşalttığı üniversitelere ve devlet kurumlarına yerleştiler.
Fethullah Gülen ise 9 ülkücünün asıldığı ve binlercesinin insanlık dışı muamele gördüğü 1980 darbesinin gizli akıl hocalarından birisiydi. Darbecilerin cennetlik olduğunu söyleyecek kadar da cunta yanlısıydı. Hatta bir tarihte “12 Eylül’de yine millet kanlı bıçaklıydı. Millet birbirini öldürüyordu. Birbirini öldürerek bir yere varmaya çalışılıyordu. Bunların hepsi teröristti. O taraf da teröristti, bu taraf da.” sözlerini kullanarak şüheda âlemine intikal etmiş ülkücülere terörist deme küstahlığında bulundu.
12 Eylül 1980’in ezileni, çile çekeni Ülkücüler oldu. Sefasını sürenler ise AKP’nin temsil ettiği siyasal İslamcılar ve Fethullah Gülen camiasıydı.
***
MHP’nin DSP ve ANAP’la koalisyon ortağı olduğu 57.Hükümet zamanındaysa Fethullah Gülen cemaati DSP’yi destekliyordu. 1980 darbesi başarıyla gerçekleşince “Bizim çocuklar işi halletti” diyen ağabeyler hiçbir yabancı tasallutu kabul etmeyen Türk milliyetçilerinin koalisyon ortağı olmasına tahammül edemediler. Bugün artık suni olduğu apaçık ortaya çıkan 2001 kriziyle koalisyon masasının bir ayağını kestiler ve DSP-MHP-ANAP iktidarını sallantıya soktular.
Ardından gelen seçimlerle beraber DSP gemisi bir daha yelken açmamak üzere karaya otururken MHP baraj altına düşmüş, DSP’yi destekleyen Fethullah Gülen Cemaatiyse rotasını küresel güçlerden “Bizi kullanın” diyerek yetki isteyen AKP’ye çevirmişti.
1980 darbesinin sonuçlarına çok benzeyen bir senaryo yaşanmış, Ülkücüler mağdur edilirken AKP ve Fethullah Gülen hareketi kısa günü kârla kapatanlar olmuşlardı.
***
Sene 2010…
Tek başına iktidarın sekizinci yılını yaşayan AKP’nin yolsuzlukta nirvanaya ulaştığı ve gizli kapaklı görüştükleri PKK’lı teröristlere fiilen teslim olarak Türk devletinin şerefini alaşağı ettiği tarihlerdi. Bu kadar cürümle paçayı sıyıramayacaklarını anladıklarında iktidardan düşseler de yargıdan yırtabilmek için 2010 yılında anayasayı değiştirmek istediler.
Fethullah Gülen ise AKP-Cemaat ittifakının 2010 anayasa referandumuyla yargıyı tamamen ele geçirebilmesi için siyasi soytarılığa başlamış, mezardaki ölülerin bile dirilerek AKP’nin anayasa değişikliğine evet demesini isteyecek kadar çıldırmıştı.
Oysaki AKP’lilerin “Darbe anayasasıyla hesaplaşıyoruz” dedikleri anayasanın mucibi Kenan Evren geçmişte hastalanınca ilk ziyarete gidenlerden birisi AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan olmuştu. Bu nasıl bir hesaplaşmaydı?
Daha da ilginci cuntacı başı Kenan Evren’in bacanağı Yakup Hacıhabiboğlu 1980’lerde Fethullah Gülen cemaatine yakınlığıyla biliniyordu. Kenan Evren’e Gülen’in vaaz kasetlerini götürdüğü ve Evren’in de dinlediği iddia edilmekteydi.
İşte böyle bir atmosferde Erdoğan Ülkücü şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunu ağlayarak okuyor, cemaat medyası ise AKP-Gülen ittifakının yargıyı ele geçirme taktiği olan 2010 anayasa değişikliğine karşı “Hayır” duruşunu sergileyen Devlet Bahçeli’yi itibarsızlaştırmaya çalışıyordu.
Eski ülkücü sıfatıyla ortaya çıkan AKP-Gülen şebekesinin yeni müritleri, Ülkücüleri Devlet Bahçeli’ye tepki göstermeye ve anayasa değişikliğine evet demeye davet ettiler. Kısmen başarıya ulaşırlarken mağdur olan yine Ülkücülerdi ve kısa günü kârla kapatanlarsa AKP-Gülen şebekesi.
***
2010 referandumundan bir sene sonra 2011 genel seçimleri geldi.
En kötümser anket şirketinin bile MHP’nin oy oranlarını yüzde 17’lerde gösterdiği bir dönemde AKP-Gülen işbirliği yeniden MHP’yi ilga etme operasyonunu devreye soktu.
Gülen’in emniyet içerisinde “imamın ordusu” diye adlandırılan müritleri tertipledikleri düzeneklerle MHP’li bazı isimlere kaset tezgahı kurdular. Fırından yeni çıkan taze kasetleri millete servis etmekse mütedeyyin(!) AKP kadrolarına düştü. Zamanın başbakanı Erdoğan her mitinginde bu kasetleri diline dolayarak ima yoluyla halktan MHP’yi baraj altında bırakmalarını istedi.
İktidar yürüyüşü yaparken bir anda tezgâha düşen Ülkücüler yine mağdur oldular. Kısa günü kârla kapayanları ise tahmin etmişsinizdir.
***
Şimdi yıl 2016. Köprünün altından çok sular aktı. Eski çamlar bardak oldu. Türkiye’yi bölen, kutuplaştıran, BOP ve Dinlerarası Diyalog’a entegre eden AKP-Fethullah Gülen ittifakının kendi kendisini çökertmesinin üzerinden 3 yıl geçti.
Herkes AKP cemaati bitirdi, inlerine girdi derken AKP-Gülen işbirliği kimsenin tahmin bile edemeyeceği(!) bir olayda tekrar arz-ı endam etti.
MHP’nin kurultay sürecinde mahkemeye taşınan davasında, 3 AKP’li ve 2 cemaatçiden mürekkep Yargıtay Dairesi MHP Genel Merkezi’nin emsal kararlara dayanan savunmasını hiçe sayarak kongre kararı verdi.
Böylelikle Milliyetçi Hareket Partisi üzerindeki şirret ittifakı yine kendisini gösterdi. Birbirine dargın olan köyün koyunları(!) bozkurdu görünce birleşti.
Lafı çok dolandırmaya gerek yok. Perşembenin geleceği çarşambadan bellidir. Günün sonunda yine mağdur olarak ülkücüleri, günü kârla kapatanlar olarak da AKP ve Fethullah Gülen’i görmek istemiyorsan; bu oyunu görmeli ve bozmalısın ülküdaşım. Şehitler ve gaziler kervanı olan Ülkücü Hareket’e kurulan kirli tezgâhın köklerini unutma. Unutmak en büyük ihanettir…

Bahadır Çoban

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER