SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

BU OYUN BOZULMALI

Bu haber 14 Ağustos 2017 - 20:38 'de eklendi ve 2.042 kez görüntülendi.

ABD, Ortadoğu’daki bütün kirli planlarını terör örgütleri üzerinden hayata geçiriyor. Irak’a müdahaleyi 11 Eylül saldırısını ve bu saldırıyı yapan El Kaide’ye yardım edildiği bahanesiyle yaptılar. Sonuç Irak’ı parçalanması ve Kuzey’de bir Kürt devletine gidecek yolun açılması oldu ki, zaten asıl hedef buydu. Sonra adına “Arap baharı” dedikleri içeriden çökertme planını devreye soktular. Libya, Tunus, Mısır bu yolla çökertildi. Bölge halklarının işi fark etmesi ve bu kirli plana itibar etmemesi üzerine yeniden terörü devreye soktular. Önce terör örgütlerini üretip ortalığa saldılar. El Kaide’de böyle ortaya çıktı, DEAŞ’da bu yoldan yürüdü. PKK’nın asıl sahibi de, PYD’nin hamisi de, FETÖ’nün garantörü de hep ABD oldu. Kimi bahane ettiler, kimini maşa gibi kullandılar ve kullanmaya devam ediyorlar. İşin acı ve vahim tarafı bütün bu planların ucunun gelip Türkiye’ye dokunması ve en ağır bedelleri bizim ödemek zorunda kalıyor olmamızdır.

AKDENİZ’E İNME PLANI
Suriye’deki bütün planlar şimdiye kadar DEAŞ üzerinden işledi. Bu kanlı örgütü bahane ederek, bölgeye yerleştiler ve PKK uzantısı PYD’ye tıpkı Irak’daki gibi bir devlet kurdurmak için harekete geçtiler. Kobani ilk hamle oldu ve arkası kendiliğinden geldi. Kobani’ye selam gönderen Serok Ahmet’i bu millet hiçbir zaman unutmayacaktır. Türkiye’nin 911 kilometrelik Suriye sınırının yaklaşık 800 kilometresi bu selam sayesinde bugün PYD’nin kontrolündedir. Cerablus üzerinden Afrin’e ulaşmak ve böylece PKK uzantısı PYD’ye Akdeniz’e açılan bir imkan sunma hamlesi, Türkiye’nin nihayet harekete geçmesi ve Fırat Kalkanı Operasyonu’nu yapması ile engellendi. Ancak, ABD’nin terör örgütlerini bahane etme ve kullanma planında değişen bir şey olmadı. Bu defa Rakka’yı DEAŞ’tan temizleme bahanesi ile PKK uzantısı PYD’ye bin 100 Tır dolusu ağır silah verdiler ve bu kanlı örgüte her türlü yardımı yaptılar. Şimdi de Akdeniz’e inme planı bu defa başka bir şekil üzerinden hayata geçirmeye hazırlanıyorlar.

ÖNCE İŞBİRLİĞİ SONRA BAHANE
Bu yeni planda bahane edilen terör örgütü, El Nusra’nın uzantısı olan Fetih el Şam’ın ana gövdesini oluşturduğu El Kaide’nin inisiyatifinde bulunan Tahrir uş-Şam’dır. Suriye’deki 30 civarındaki muhalif gurubu bünyesinde toplayan Tahrir uş-Şam İblid’de yerleşiktir. ABD önce muhalif gruplarla işbirliği yaptı, şimdi bu durumu bahane ediyor. İblid’in El Kaide’nin kontrolüne girmemesi gerektiğini söylüyor.Asıl yapılmak istenen İblid’deki El Nusra unsurlarını temizleme bahanesiyle, Fırat Kalkanı Operasyonunun sağladığı avantajı yok edip, PYD’ye Akdeniz koridoru açmaktır. Burada da işbirliği yapılan terör örgütü yine PYD’dir. Afrin’deki unsurlar işini çok kolaylaştırdığı gibi, kanlı planına da son derece uygun düşüyor.

ABD ARKADAN DOLANIYOR
Türkiye Fırat Kalkanı Operasyonu ile çok doğru ve yerinde bir hamle yaptı ve PKK uzantısı PYD’nin Akdeniz’e inme hayallerine set çekti. Ancak, Membiç’in temizlemeden geri dönülmesinin, Afrin’in PYD kontrolünde bırakılmasının başımıza iş açabileceğini her zaman söyledik. Ne yazık ki, geldiğimiz nokta budur. ABD, şimdi arkadan dolanıyor ve Fırat Kalkanı Operasyon ile sağladığımız avantajı boşa çıkarmak için yeni bir hamle yapıyor. İdlib’in El Kaide kontrolüne girme ihtimalini bahane eden ABD, İdlib’e bir operasyon düzenleme hazırlıkları yapıyor. Kara gücü olarak Afrin’deki PYD unsurlarının düşünülmesi, Türkiye’nin kontrolünde olan Azez-Cereblus hattının güvenliğini ve geleceğini tehlikeye atarken, bölgedeki bütün dengeleri de değiştirecektir.

ACİL TEDBİR ALINMALI
Türkiye, ABD’nin İdlib’e PYD destekli bir operasyon düzenlemesi ihtimaline karşı acil tedbirler almak ve bir oldu-bittiye izin vermemek zorundadır. Astana görüşmeleri ve Rusya-İran ve Türkiye arasında imzalanan çatışmasızlık anlaşması elimizi güçlendiriyor. İdlib bu çatışmasızlık bölgesi dahilindedir ve buraya yapılacak bir müdahale bütün emekleri yok edecektir. İdlib’in El Kaide unsurlarının eline geçmesinden gerçekten endişe ediliyorsa, buraya müdahale dahi göze alınmalıdır. Oradaki muhalif unsurların imkanları gücü ve sayısı dikkate alındığında bu çok riskli bir ihtimaldir. Ancak, Türkiye’nin gerek bazı muhalif gruplarla, gerek Rusya ile bu konuda işbirliği yapması imkan dalindedir.Türkiye’nin inisiyatif almaması durumunda ABD’nin El Kaide bahanesi ile Rusya’ya yanaşma ihtimalinin bulunduğu ve bu durumda çok daha ağır sonuçlar doğacağı da unutulmamalıdır.

KİRLİ HARİTALAR
ABD’ye sorarsanız Türkiye’nin hassasiyetleri ve uyarılarının dikkate alınacağını söyler. Bugüne kadar da hep böyle yaptı. Ancak uygulamada bildiğinden şaşmaz. PYD ile kurulan kanlı işbirliğinde bunun çok net biçimde bir defa daha gördük. Bir taraftan Türkiye’nin ağzına bir parmak bal çaldılar, diğer taraftan bu terör örgütüne bir devlet kurduracak her türlü imkanı, silahı ve yardımı sağladılar. Nitekim, ABD’nin hazırladığı sözde haritalar PKK uzantısı terör örgütü PYD’ye devlet kurdurma planlarını net biçimde ispatlamaktadır. Basına sızan haritalarda Fırat Kalkanı Operasyonu ile kontrole aldığımız bölgeler dahi PYD bölgesi olarak gösterilmektedir.

AKDENİZ KORİDARUNA İZİN VEREMEYİZ
Yapılan açıklamalardan hükümetin gelişmeleri yakından takip ettiği ve gerekli tedbirleri aldığını anlıyoruz. Dileğimiz ve beklentimiz, bu tedbirlerin lafta kalmaması ve gereğinin de mutlaka yapılmasıdır. Suriye sınırımızın tamamen PYD kontrolüne girmesi ve Akdeniz koridorunun tamamlanması Türkiye’nin intiharı demektir. Buna her ne pahasına olursa olsun izin veremeyiz. Bu oyun mutlaka bozulmalıdır. ABD’nin ne sözüne, ne de yaptıklarına güvenebiliriz. Hükümetin ihtiyaç duyacağı her türlü siyasi desteği, diğer partilerin de vereceği kanaatindeyiz. Önemli olan doğru hamleler yapmak ve mutlaka kesin sonuç almaktır. Hükümetin bu konudaki geçmişi bizi endişelendiriyor. Geçmişteki yanlışlardan ders alındığını, kuru laf üretmek yerine, gerekirse harekete geçileceğini ümit ediyoruz.

Orhan Karataş

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.