SON DAKİKA

Bu neyin kafası Taşgetiren?

Bu haber 11 Nisan 2014 - 11:08 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

İnsan sabır taşı olsa çatlar. Koca koca adamlar yağ yapma, göze girme yarışında öyle şeyler yazıyor, öyle şeyler söylüyorlar ki, hiçbir değerle, hiçbir ölçüyle izah edemiyor, şaşırıp kalıyorsunuz.

Ahmet Taşgetiren yılların gazetecisi. Katılırız, katılmayız ama bir çizgisi var. Daha doğrusu vardı. Son zamanlardaki yazılarını okuyunca dehşete düşüyorum. AKP yanaşmalığıyla yetinmemiş, bir de MHP liderine akıl veriyor. Bahçeli, “Tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da cumhurbaşkanı olmaz. İster AKP’li, ister MHP’li, isterse de CHP’li olsun her vatan evladı cumhurbaşkanı olabilir, ne var ki Recep Tayyip Erdoğan olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez.” Diyerek, boş konuşuyormuş. Hatta bu sözler utanç vericiymiş. Millet isterse “Muhtar bile olamaz” denilen adamdan başbakan yapar ve millet isterse, “Muhtar bile olamaz” denilen adamı Çankaya’ya çıkarırmış.

Bu kafaya göre dolu konuşmak için bu yalan, talan ve ihanet düzenini onaylayıp, destek vereceksiniz. Başka türlü ne yaparsanız yapın, sözleriniz hakka, hukuka, vicdana, ahlaka, imana dayansa da, AKP’ye dayanmıyorsa fayda etmez. Ölçü bu olunca gerisi kendiliğinden geliyor. Ve sonuçta Taşgetiren laf söylediğini zannediyor, ama boş konuşuyor. Evet, millet Kenan Evren’i de yüzde 92 oyla istedi, fakat bu onun darbeci olduğu gerçeğini değiştirmedi. Esad, Kaddafi, Saddam, Mübarek’de seçimle ve yüzde 80 oyla geldiklerini söylüyorlardı. Hitler’i de milleti getirmişti. Bay Taşgetiren, sende çok iyi bilirsin ki, sandık başka bir şeydir, hukuk başka bir şey.

Millet istedi diye muhtar bile olmaması gerekenler başbakan oldu. Saygı duyduk, ama ülkenin hali ortada. Tarihin en büyük gerginlikleri, bölünmeleri, ihanetleri, kumpasları ve hırsızlıkları yaşanıyor. Allah korusun, ama ülke neredeyse bir iç savaşa gidiyor. Bütün dünyada rezil olmuş durumdayız. Üçüncü sınıf dünya ülkelerine bile alay konusu olduk. Demokrasi sıralamasında 41 ülke arasında sonuncuyuz. Adalet, hak, hukuk, demokrasi rafa kaldırılmış ve her şey bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak söze teslim edilmiş durumda.

Çok örneklerini gördük, BOP yolcuları gelir gider. Saman alevi gibi parlayıp söner. Duruma göre vaziyet alır, toplama menfaat ortaklıklarıyla günü kurtarırlar. Ama Devlet Bahçeli gibi politikacıların varlığı ve sözü tarih yazar. Davaları hep yaşar ve yükselir. Asırlar geçer, onların idealleri de, hedefleri de, varlık sebepleri de hiç değişmez.

Kendinden başkasına neredeyse hayat hakkı bile tanımayan, ülkenin yüzde 57’sini yok sayan, hakaret yağdıran, çete ilan eden despotik olmuyormuş, bu zihniyetle bir yere varılamayacağını söylemek CHP zihniyeti oluyormuş. Güler misin, ağlar mısın? Tam başbakanına layık bir yazar. Ya bizim gibi düşünüp, bizi onaylayacaksın, ya da CHP’lisin, paralel yapısın ve her türlü hakarete de, muameleye de müstahaksın.

Bu zihniyetin bir tipik özelliği de, kendilerini akıllı, alemi sersem zannetmeleridir. Milletin aklıyla alay etmekte en küçük bir sakınca görmez, sonra da döner, kahramanlığa soyunurlar. Şu cümleye bakar mısınız: “Şimdi Bahçeli, Tayyip Erdoğan’ın hangi rengine bakarak, “O Çankaya’ya çıkamaz” demektedir ve onun bu sözü “Hangi MHP” ile uyum arz etmektedir?”

Bahçeli’nin “o Çankaya’ya çıkamaz” sözünün, Erdoğan’ın hangi rengine dayalı olduğu çok açık ve kesin. Bay Taşgetiren’de bunu biliyor, ama akıllı ya, çarpıtıp kahramanlık edecek. Madem sordunuz, sayın Bahçeli’nin niçin Çankaya’ya çıkamayacağı sözlerini bir defa daha hatırlatalım:

“Buradan muhataplarına ilan ediyorum ki; Önce özerkliğe, arkasından Kuzey Kürdistan’a açık kapı bırakandan Cumhurbaşkanı olmaz. Türkiye’yi birbirine düşürmeye azmedenden, toplumu kamplara ayırandan Cumhurbaşkanı olmaz. Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapandan, teröristlere kucak açandan Cumhurbaşkanı olmaz. Vatanı bölme, milleti 36’ya ayırma hedefinde olandan Cumhurbaşkanı olmaz. Twitter’i engelleyen, Youtube’u kapatan, kişisel hak ve hürriyetleri budayandan Cumhurbaşkanı olmaz. Hukuka saldırandan, adaletten kaçandan, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat gerenden Cumhurbaşkanı olmaz. Villalara balya balya dolar yığandan, kamu arazilerini zimmetine geçirenden, evdeki parayı sıfırlarken haysiyet ve inandırıcılığını da sıfıra düşürenden Cumhurbaşkanı olmaz. TSK’ya kumpas kurandan başkomutan olmaz. Türklüğü reddeden, TC’yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkârcıdan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz, olamayacaktır.”

Bu sözlerde itiraz ettiğiniz nedir bay Taşgetiren? Şöyle sorayım: Bu özellikleri taşıyan birisinin Cumhurbaşkanı olması size göre uygun mudur? Hiç boşuna ümit etmeyin. MHP’nin tabanı, yönetimi, altı, üstü hep aynı şeyi düşünür, aynı şeyi söyler. Deniz Baykal ya da Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması sizin beklentinizdir. Kendiniz söyleyip, sonrada dönüp bunun üzerinden MHP’yi eleştirmek ise acınacak bir durumdur.

Doğrusu ben, bay Taşgetiren’den böyle zehir zemberek sözler işittiğimde, onun içine nüfuz etmiş başka birisi mi konuşuyor hissine kapılıyorum. Bu yazının neresinde hüsnü zan var? Su-i zan başka türlü nasıl olur? AKP kaç defa seçim kazanırsa kazansın gelip geçici olduğunu, iktidar nimetleri bittiği gün darmadağın olacağını; MHP’nin ise bu milletin çelik çekirdeği olduğunu ve ebedi yaşayacağını siz de biliyorsunuz. Bunu hazmetmeniz lazım, siyasetçinin de, yazarlığın da erdemi biraz da burada. Sürekli iktidar şakşakçılığı yapmak bugün kazandırır, ama yarın AKP yok olunca hangi kapıya yöneleceğinizi de şimdiden düşünmenizde fayda var.

Size son bir sorum olacak bay Taşgetiren. Elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin: Evinde milyar dolarlar istifleyen, sit alanlarına villa siteleri yerleştiren, medyayı satın almak için işadamlarından metazori para havuzları oluşturan, gemi filoları kuran, Mukaddes kitabımızla alay edenlerle el ele tutuşup balkona çıkan, düne kadar ittifak yaptıklarını işi bitince hain ve çete ilan eden, İmralı’daki bebek katiliyle şerefli görüşmeler yapıp ülkenin bölünmesine yol veren, devletin çivisini çıkarıp adaleti yerlerde süründüren bir zihniyete oy vermekte siyaseten bir sakınca görmeye bilirsiniz. Ancak, velev ki millet onaylamış bile olsa, “böyle bir anlayışa, böyle bir düzene, böyle bir yönteme dinen, vicdanen, ahlaken oy vermekte bir sakınca yoktur” diyebiliyor musunuz?

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.