SON DAKİKA

Bu kafayla her şeyi yıkarlar

Bu haber 29 Ekim 2013 - 15:11 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

Sayın Başbakan birkaç gün önce “yol için cami bile yıkarım” demişti. “Ağaç ne ki, ben cami bile yıkarım” demeye getirdi. Bu defa da ağaç katliamını örtmek için camiye sığındı.

Gezi eylemlerinde gençler camiye sığınmışlardı da, başlarına gelmeyen kalmamıştı. Camide içki içtiler, falan filan… Müezzin, cami de içki içildi iftiralarına destek çıkmadığı için, Hadımköy’e kadar sürülmüştü.

Demek ki öyle her isteyen camiye sığınamazmış!

Ama Başbakan yanlış politikalarını eleştirenlerin önünü kesmek için istediği gibi sığınabiliyor!

Şimdi gelelim Başbakan’ın yol için cami yıkıp yıkamayacağı meselesine… Bu güne kadar bu iktidar kaç cami yıktı, ne kadarını kiliseye çevirdi bunu birkaç örnekle anlatalım:

AKP’li Malatya belediyesinin, Hollandalı bir şirkete 52 trilyona sattığı eski hal binası içinde bulunan cami, aynı şirket tarafından yıkılmıştır.

Denizli’de Çaybaşı ve İbadullah camilerinin yıkım kararları verilmiş yıkılmayı bekliyor.

2004 yılında AKP’li Honaz Belediye Başkanı 1924 mübadelesinde terk edilen ve daha sonra camiye çevrilen eski kiliseyi restore edip yeniden kiliseye çevirmeyi düşündüklerini açıklamıştı. Akıbetini henüz bilmiyorum.

15 Temmuz 2007’de İstanbul Piyalepaşa’daki Kur’an Kursu’nun yıkım emrini malum, Kadir Topbaş vermişti.

AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Silivri Ortaköy’de uzun yıllar cami olarak kullanılan yerin restore edilmesine karşı çıkarak “Burası eskiden Aziz Dimitrios Kilisesi idi, cami olarak değil kilise olarak restore edilmeli, zaten yeterince cami var” diye tepki göstermişti.

Yine Kadir Topbaş, Fatih’in İstanbul’u fethetmesinin sembolü olan Ayafosya’nın Cami olarak ibadete açılmasını ilginç bir şekilde değerlendirerek, 29 Şubat 2004’te yaptığı açıklamada, “Ayasofya turizme açılmış, tekrar camiye çevirelim demek gereksiz bir polemik” demişti.

İzmir Alaçatı ilçesi Pazaryeri Camii kiliseye çevrildi. Basına “hem cami, hem kilise görevi icra ediyor” şeklinde yansımıştı. Ancak şirk ile tevhidin bir arada olması on dört asırlık İslam geleneğinde olmuş bir olay değil… Kısaca burası cami olmaktan çıkmıştır.

Ayrıca satılık ilanı yapılmış camiler de var. Mesela 3 tanesi Üsküdar, bir tanesi Çengelköy’de olmak üzere, dört cami borçlarından dolayı AKP belediyelerince ya satıldı ya da satılmak üzere… İsteyenlere bu camilerin ada pafta numaralarını da veririm.

Başbakan’ın “yol için cami bile yıkarım” sözü asla hafife alınacak bir söz değil. Devlete ve millete ait olan gayrimenkulleri azınlık vakıflarına bağışlayan ve bununla övünen iktidar, acaba hiç kilise yıkmış mıdır?

Bu mümkün mü?

Yıksın demiyoruz, yanlış anlaşılmasın…

Kirli politikalarını örtmeye, camileri nasıl malzeme yaptıklarını anlatmaya çalışıyoruz. Cami, minare, süngü edebiyatıyla örtülen gerçekleri haykırıyoruz.

Bütün yıkık ve harabe olan kiliselere; milletin milyarlarını harcayarak, restore edip tekbirlerle açılışını yapanlar, camiyi borç bahanesiyle satabiliyorlar.

Ülkeyi satan bir zihniyet, camiyi bırakır mı?

Yıkılan camileri de, yol için yıkmadılar. Zevk için, rant için, AB için, kilise için yıktılar. Ve yıkmaya devam edecekler. AB’ye söz verdiler “kilise ve cami sayısını eşitleyeceğiz” diye…

Kırk bin kilise evini sayıları eşitleme mantığı ile açtılar. Bu zihniyet çok korkunç… Malatya’da cami yıktırılırken, savunmaları çok ilginçti. Güya Hz. Ömer de cami yıkmış. Utanmasalar “Hz. Ömer de AVM yapmış” diyecekler.

Bu kafayla Kâbe’yi bile yıkarlar. Onun içinde “Muaviye’nin oğlu Yezit’te Kâbe’yi yıkmıştı” diye bir fetva verirlerse hiç şaşmayın. Vekilleri “Biz Yezit’in tarafındayız” demedi mi zaten…

Yusuf Karaca  /

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.