SON DAKİKA

BARAJ…

Gündem Yazıları

Milliyetçi Hareket

Gündem Yazıları

Bu Kadar Yalanla Dolanla Nasıl Uyuyorsun

Bu haber 11 Haziran 2014 - 17:00 'de eklendi ve 3 kez görüntülendi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Başbakan Erdoğan’ın belediye başkanlarıyla yaptığı toplartısında MHP ve Türk Milliyetçilerine yönelik edep dışı suçlamalarına sert cevap verdi.

YALÇIN, Senin temelin olmadığı ve kendini bayrağın sahiplerine mensup hissetmediğin için Türk bayrağına saldırıldı. MHP ve Ülkücü camianın bayrağı istismar ettiğini utanmadan söyleyebiliyorsun. Bayrağa sahip çıkmak ne zamandan beri istismar oldu? Şanlı bayrağımızı parti reklamının malzemesi hâline getirip asıl istismar eden sen değil misin? Başını yastığa koyunca bir Müslüman olarak hiç mi nefis muhasebesi yapmıyorsun?” diye sordu.

YALÇIN, “Sen MHP’yi Sivas’ın ötesine gidememekle suçlamaya devam et, idare ettiğin devleti Sivas’ın ötesine götüremeyen sensin. Senin korkaklıkla itham ettiğin MHP ve Türk milliyetçileri Türk milletinin ellerinden almaya çalıştığın haklarının yegâne savunucusu olarak her zaman ön safta olacaktır! O gün geldiğinde kimin korkak kimin cesur olduğu ortaya çıkacaktır” dedi

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Başbakan Erdoğan’ın AKP’nin Yerel Yönetimler İstişare ve Değerlendirme Toplantısında, MHP ve Türk Milliyetçilerine yönelik suçlamalarına yazılı basın açıklamasıyla cevap verdi.

Başbakan Erdoğan’ın utanıp sıkılmadan MHP’yi temelsizlikle suçladığını belirten Yalçın, “Asıl temeli olmayan sensin. Çünkü gömlek değiştirmek senin geleneğinde vardır. Sen aslında Türk milletine ve Türklüğe olduğu gibi o bayrağın da düşmanısın ama bunu saklıyorsun” dedi.

“Ey Tayyip Erdoğan” seslenen Yalçın yaptığı basın açıklamasında şunları kaydetti:

“İktidara geldiğin Başbakanlık koltuğuna oturduğun günden beri MHP’yi ve Türk milliyetçilerini kasıtlı ve ısrarlı bir üslupla “Türk ırkçılığı siyasi Türkçülük” yapmakla suçluyorsun.

Affedilmez bir kötü niyetle camiamızı ayrılıkçılar ve bölücülerle mukayese ediyor, kartalla sineği eşdeğer ve aynı seviyede göstermeye çabalıyorsun.

Bin yıldır Türklerle Kürtlerin ortak bir kültürün çatısı altında kardeşçe yaşayıp kaynaştığını ve kader birliği ettiğini bile bile, Türkiye’nin dümeni elinde, ayrılık rüzgârlarına yelken açıyorsun.

Her karışında kefensiz yatan şehitleri ve her santiminde konuşulan Türkçe ile yaşadığımız toprakların tapusunu hak eden aziz Türk milletini Türkiye’deki etnik unsurdan biri gibi göstermeye gayret ediyorsun.

ANADOLU TOPRAKLARINDA YAŞAYAN İNSANLARIN ADI BİN YILDIR TÜRK MİLLETİDİR

Türkiye Cumhuriyeti’nin yer aldığı coğrafya, adından da anlaşılacağı üzere Türklerin yaşadığı, vatan edindiği topraklardır.

Bin yıldan fazla süreden beri Türkler buradaki etnik unsurlarla kaynaşmış hemhâl olmuştur.

Türk milleti bu coğrafyada kendini kimseden ayrı görmemiş, asla ırkçılık belasına sapmamıştır.

Çünkü Türkler Müslüman’dır ve buna dinleri, inançları ve hatta töreleri izin vermemektedir.

Anadolu topraklarında yaşayan insanların adı bin yıldır Türk milletidir. Sonradan ailemize katılanlar bile bu bağın bir parçası olmuş, bizimle kaynaşmıştır.

Osmanlı Devleti’nin son döneminde de emperyalizme, müstevlilere karşı istiklal mücadelesi verenler, senin 36 etnik unsur diye göstermeye çalıştığın toplum kesimleri değil, topyekûn Türk milletidir.

12. ve 13. yüzyıla ait Venedikli ve Cenevizli tacirlere ait belgelerde bile Anadolu, Türk toprakları anlamına gelen “Turcomania” gibi kelimelerle anılmaktadır.

Ey Tayyip Erdoğan!

Yabancılar bile Anadolu’da milletimizi meydana getiren bütün unsurları bin yıldır Türk diye anarken; sen, 21. yüzyılda Türk milletinin varlığını ve egemenliğini inkâr ediyorsun.

İnkâr etmekle kalmıyor, onu etnik azınlık derekesine indiriyorsun.

Sende hiç Allah korkusu, vicdan ve merhamet yok mu?

Yoksa senin İslam’dan başka inandığın bir din, mensup olduğun ve bizden gizlediğin başka bir millet mi var?

Senin ısrarla inkâr ettiğin ve temelsiz tezlerine dayanak olarak gösterdiğin Birinci TBMM’nin ruhu yani 1920 ruhu da Türk milletinin eseri…

MEHMET AKİF, HANGİ IRKTAN VE KİMİN BAYRAĞINDAN SÖZ ETMEKTEDİR?

1920 ruhu, her fırsatta müracaat ettiğin Mehmet Akif’in yazdığı İstiklal Marşı’nda gizlidir.

Yoksa senin nazarında “Kahraman ırkım.” diye bir tabir kullanan Mehmet Akif de ırkçı mıdır?

Pekiyi kimdir Akif’in dile getirdiği bu “kahraman ırk”? “Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal!” diye seslenen Akif, hangi ırktan ve kimin bayrağından söz etmektedir?

Bilesin ki Akif, ırk kelimesine ırkçılıkla asla ilgisi olmayan öyle bir millet manası yüklemiştir ki senin gibi kendini Türk milletinden hissetmeyen ve Türklüğü sevmeyenlerin anlaması, idrak etmesi zordur.

1920 ruhu, Türklük şemsiyesi altında Ankara’da toplanıp kader ve karar birliği edenlerin ruhudur.

Cumhuriyet’i o ruh kurmuştur.

O ruhun tarifi, “Ne mutlu Türk olana!” değil, “Ne Mutlu Türk’üm diyene!” cümlesinde anlamını bulan sosyolojik ve kültürel bir gerçekliktir.

Bu gerçekliktir ki bütün insanlarımızı kendine râm etmiş, senin gibi ayrıştırıcılık ve bölücülük üzerinden iktidara gelinceye kadar milleti birbirine kenetlemiştir.

Ey Tayyip Erdoğan!

Sen Türk milletine ve onun uğrunda seve seve canını vereceği şanlı bayrağına sahip çıkmadığın için üç buçuk çapulcu ayaklanıp onu gönderden indirdi.

BAYRAĞA SAHİP ÇIKMAK NE ZAMANDAN BERİ İSTİSMAR OLDU?

Sen Türk milletinin değerlerini ayaklar altına almaya cüret edince palazlandırıp şımarttığın ve bitlerini kanlandırdığın bölücü terör örgütü de bayrağa el uzatma cesareti buldu.

Senin temelin olmadığı ve kendini bayrağın sahiplerine mensup hissetmediğin için Türk bayrağına saldırıldı.

MHP ve Ülkücü camianın bayrağı istismar ettiğini utanmadan söyleyebiliyorsun.

Bayrağa sahip çıkmak ne zamandan beri istismar oldu?

Şanlı bayrağımızı parti reklamının malzemesi hâline getirip asıl istismar eden sen değil misin?

MHP ve Ülkücü Hareket, şanlı bayrağımızı canından aziz bilmektedir.

MHP ve Ülkücü camia sen o bayrağa sahip çıkamadığın için ayaktadır.

Sen bilmez misin ki MHP ve Milliyetçi Ülkücü Hareket, o bayrak uğruna binlerce şehit vermiştir?

Bilirsin de işine gelmez elbette.

Çünkü sıkıştın; takken düştü kelin göründü, ipliğin pazara çıktı değil mi?

Huşunetin, saldırganlığın ve hiddetin ondan…

Utanıp sıkılmadan MHP’yi temelsizlikle suçluyorsun. Asıl temeli olmayan sensin. Çünkü gömlek değiştirmek senin geleneğinde vardır.

BAŞBAKAN TELAŞLANDI

Sen aslında Türk milletine ve Türklüğe olduğu gibi o bayrağın da düşmanısın ama bunu saklıyorsun.

MHP’nin bayrağa sahip çıktığını görünce telaşlandın değil mi?

Bu yüzden aklına ne gelirse, ne biliyorsan onunla bize saldırıyorsun.

Meseleyle hiç ilgisi yokken çatı adayı meselesini gündeme getiriyor, partimizi buradan vurmaya çalışıyorsun. Çünkü birlikten rahatsızsın.

Sen bayrağımıza saldıranların alnına kurşunu çakamadın ama MHP senin alnına çatıyı mıh gibi çakacaktır.

O zaman, hata ettiğini anlayacaksın ancak o zaman iş işten geçmiş olacak.

Ey Tayyip Erdoğan!

Ay yıldızlı şanlı al bayrak, Türk milletinindir.

Hani senin değerlerini ayaklar altına almaya çalıştığın, varlığını etnik azınlık derekesine indirmeye çalıştığın Türk milleti var ya, onundur.

Sen bilmiyor musun ki bayrak Türk milletinin egemenlik sembolüdür.

Senin adını anmaktan imtina ettiğin milletimizin varlık timsalidir.

Türk milleti o bayrak uğrunda yüzlerce yıldır nice şehitler verdi. Yaşadığımız topraklar da o şehitlerin mübarek kanlarıyla sulanarak vatanlaştı.

Bayrağımız, şehitlerimizin asil kanıyla kızıl renge boyandı.

Sen o bayrağa sahip çıkamadın ama Milliyetçi Ülkücü Hareket dün olduğu gibi bugün de sahip çıkmaya devam edecektir.

Senin 12 yılı aşkın bir süredir yok etmeye, egemenliğini ortadan kaldırmaya çalıştığın Türk milleti bütün değerlerine sahip çıkacaktır.

Türk milleti senin ondan çaldıklarının hepsini geri alacaktır.

Şimdi ayaktayız, müteyakkız durumdayız.

Öfkemiz sonsuz, yüreğimiz kan ağlıyor.

Çünkü ihanet, gaflet ve dalalet diz boyu…

SABREDİYORUZ

Varlığımıza, birliğimize, dirliğimize, bayrağımıza ve hasılı bütün mukaddeslerimize yapılan saldırılar tahammül sınırlarını aştı.

Ancak şimdilik sabrediyoruz.

Günü geldiğinde yine gözümüzü kırpmadan o bayrak için canımızı verecek ve senin ayaklar altına aldığın değerleri ihya edeceğiz.

Şanlı Türk bayrağına saldıranların, onu gönderden indirenlerin mezarını kazacağız.

Bayrağa el uzatan hainlerin ellerini kıracak, dil uzatanların dillerini koparacağız.

Ey Tayyip Erdoğan!

Daha önce de sorduk, bir daha soruyoruz. Türkiye’de var olduğunu öne sürdüğün 36 etnik unsurun birleştiği ortak ad nedir?

Senin mensup olduğun veya hizmetine soyunduğun milletin adı eğer Türk değilse nedir?

ASIL KORKAK SENSİN!

Sözde “Yeni Türkiye”nin vatandaşlarının pasaportlarında “etnik unsur” olan veya olmayan hangi ismi kullanmayı planlıyorsun?

Terörle mücadele ve sözde “açılım” konularında MHP’yi korkaklıkla suçluyorsun.

Asıl korkak sensin!

Nedenini söyleyelim.

Senin gerçek niyetin Türk milletinin egemenliğine son vermek ve içinde Türk adının olmadığı bir dikta rejimi ve teokratik bir devlet kurmak…

Ancak sen; alacağın tepkiyi ve cevabı bildiğin için gerçek niyetini gizliyor, suret-i haktan görünüyorsun.

Şuuraltındaki ön yargıları, düşmanlıklarını, yetiştiğin karanlık mahfillerde beynine ve gönlüne işlenen şartlanmaları saklıyorsun.

Türkiye’yi kuranların Türkler olduğunun inkâr ediyor, görmezden geliyorsun.

Eğer zerre kadar cesaretin ve yiğitliğin varsa, içinde sakladığın millet tanımını açıkla!

Gazi unvanıyla andığın ve zaman zaman istismara kalkıştığın Mustafa Kemal’in yaptığı Türk tarifini reddedip reddetmediğini açıkça beyan et!

Bir araç olarak kullandığın demokrasiye aslında inanmadığını ve saltanat rejimi heveslisi olduğunu itiraf et!

Ama hayır, sen buna kesinlikle cesaret edemezsin.

Nihai hedefe ulaşıncaya kadar milleti aldatmaya, pembe yalanlar söylemeye devam edeceksin.

Sen bu kadar yalanla dolanla nasıl uyuyorsun Sayın Başbakan?

Başını yastığa koyunca bir Müslüman olarak hiç mi nefis muhasebesi yapmıyorsun?

Kullandığın saldırgan ve ötekileştirici üslupla sen bu milletin cumhurbaşkanı olmayı hak etmiyorsun.

Çünkü Türkiye’de cumhurbaşkanı; sağduyunun, uzlaşmanın birlik ve beraberliğin sesidir.

Sen ayrışmanın bölünmenin, husumetin ve kindarlığın baş temsilcisisin!

Sen saldırgan ve garezkârsın.

Senin gibi sivri dilli ve küfrü politikanın yegâne vasıtası hâline getiren birinin cumhurbaşkanı olması o makama çıkması tehlikelidir.

Ey Tayyip Erdoğan!

Son günlerde yine muhalefetin bölünme korkusu olduğundan bahsediyorsun. Sözde açılım sürecini kastederek “Hani bölündük mü?” diye şişiniyorsun.

Şu anda Türkiye’nin güneydoğusunda bazı kentlerde ve kırsalda devlet yok.

Bölgede PKK’nın siyasi temsilcisi tarafından kazanılan belediyeler farklı bir devletin sınırları içindeymiş gibi hareket ediyorlar.

PKK-BDP’nin memurları vergi topluyor.

Hâlâ yol kontrolleri yapılıyor. Yollara hendekler kazılıyor.

Devletin savunma ve güvenlik konseptinin bir parçası olan kalekolların yapımı PKK tarafından engellenmeye çalışılıyor.

Masum halk militanlarca tahrik edilerek kalekol inşaatlarına saldırtılıyor.

Bölücü örgütün militanları hâlâ adam kaçırıp devlete isteklerin dikte ettiriyorlar.

İster resmî olsun ister sivil, hiçbir Türk vatandaşı orada istediği gibi dolaşamıyor.

Hangi etnik kökenden olursa olsun PKK’yı desteklemeyene güneydoğuda hayat hakkı tanınmıyor.

PKK yandaşı olmayan bölgeden göçe zorlanıyor.

Orada hiçbir vatandaşın can güvenliği yok.

Kısacası fiilen bölgede paralel bir devlet yapısı teşekkül etti.

Sen MHP’yi Sivas’ın ötesine gidememekle suçlamaya devam et, idare ettiğin devleti Sivas’ın ötesine götüremeyen sensin.

PKK, özerklik yolunda o kadar ileri gitti ki sözcüleri 30 Mart yerel seçimlerinden sonra aldıkları oylara güvenerek devletin çıkardığı petrolden pay isteme cüretini gösterdi.

Bütün bu olanlar bir tiyatro oyunu veya yanılsama değil, Sayın Erdoğan! Bunların hepsi hakikat…

Kimin ve neyin sayesinde? Senin “açılım” projelerin sayesinde!

Eğer dürüstsen, çık bunları açıkla bakalım.

Pekiyi Batı ve Orta Anadolu Karadeniz Akdeniz bölgelerinde durum böyle mi? Kimse kimsenin kökenine dünya görüşüne bakmıyor.

Herkes hoşgörü ve barış içinde yaşıyor.

Türkiye’de kardeşi kardeşe düşman eden, babayı oğuldan anayı kızdan uzaklaştıran ayrımcılığı sen güçlendirdin.

Bir tutam ot için dikildiğin yarın kenarına Türk devletinin bekasını da getirdin.

Bölücüleri sen cesaretlendirdin, ayrışma kültürünün değirmenine su taşıdın.

Demek ki sen müfterinin tekisin.

Sen Türk’ün bayrağına ve devletine sahip çıkma hakkına sahip değilsin.

Sen milletin gözlerinin içine baka baka yalan söylemekten usanmadın, ama bil ki milleti usandırdın.

Sen, egemenlik haklarını korumak için zamanı geldiğinde Türk milletinin gerekeni yapacağını bilmelisin.

Yok, saydığın, etnik azınlık derekesine indirmeye çalıştığın Türk milleti, günü geldiğinde seni Yüce Divan’a çıkaracaktır.

Türk milleti, zamanı geldiğinde, kendisine ihanet eden ve devlete başkaldıran bölücü eşkıyadan yaptıklarının hesabını soracaktır.

Eğer sen de yaptıklarının yanın kâr kalacağını sanıyorsan aldanıyorsun.

Türk milleti; senin yok etmeye çalıştığın çoğulcu demokrasinin içinde çareler tükendiğinde hem de şaşırtıcı bir çabuklukla kendi değerlerine sahip çıkacak ve bütün şer yuvalarını dağıtacaktır.

KİM KORKAK, KİM CESUR GÖRECEKSİN

Senin korkaklıkla itham ettiğin MHP ve Türk milliyetçileri Türk milletinin ellerinden almaya çalıştığın haklarının yegâne savunucusu olarak her zaman ön safta olacaktır!

O gün geldiğinde kimin korkak kimin cesur olduğu ortaya çıkacaktır.

Şimdi sen devletin imkânlarının ve milletin sana verdiği emanetlerin arkasında saklanarak cesaret gösterileri yapıyorsun.

Milleti gerim gerim geriyor, bütün toplum kesimlerini birbirine düşürüyorsun.

Etrafa ayrımcılık tohumları serpiyor, kin ve nefret fidanları dikiyorsun.

Bakalım, milletin hesap sorma günü geldiğinde de aynı cüreti gösterebilecek misin?

O gün belki uluslararası bağlantıların ve Yasin El Kadıların himmeti sayesinde kaçıp kurtulmayı başarabilirsin.

Ancak Kur’anı Kerim’de bahsi geçen hesap günü geldiğinde kimi nasıl kandıracaksın?

Yüce Allah’ın adaletinden nasıl kurtulacaksın?”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.