Asikurtlar©

“Bu İşler” ve Varsayımlar…

“Bu İşler” ve Varsayımlar…
11 Şubat 2016 - 16:32 'de eklendi ve 3925 kez görüntülendi.

Teröristin aklını, nasıl düşündüğünü analiz etmek için terörist olmak gerekmez; ama bu işlerden biraz anlamak gerekir.
“Bu işler” derken yasadışılığı kastetmiyorum. Anti-terör ihtisasından bahsediyorum, zihinsel kapasiteden bahsediyorum. Dünyevi uyanıklık ve şuurdan bahsediyorum. Stratejik okumalardan, mümkünse saha deneyimlerinden, terör brifingleriyle aydınlanmış olmaktan bahsediyorum.
Eğer bir okuyan adam, 40 yıllık bir Ülkücü değilseniz, bunları bir yerlerden edinmeniz gerekir.
Ülkücülerdeki oto-didaktik (özünü eğiten) avantajları, maaşlı meslek ve ihtisas sahiplerinde bulmanız mümkün değildir.
İstatistiki bir fikir vermesi bakımından: PKK terörüyle mücadelenin ilk 30 yılında, verilen şehit sayısındaki polis oranı, % 035 iken AKP iktidarının son 6 ayında bu oran % 41 şeklinde gerçekleşmiştir.
Şehit polis sayısının “Binde 3,5″ten “Yüzde 41″e çıkması, hiç şüphesiz PKK’nın kır gerillası taktiğinden şehir gerillası taktiğine geçmesinin bir sonucudur. Ancak bize göre durum bu kadar basit değildir.
Uygulanan stratejiyi, tarafların amaçlarına göre okumaya çalışırsak: Devletin güvenlik stratejisinin “PKK’yı şehirlere çekip, HDP seçmenine korkunç yüzünü göstermek ve sonra da halkını kurtaran devlet olarak psikolojik üstünlük sağlamak” olabileceği kanaatine varabiliriz.
“Devletimiz çok güçlüdür” ön kabulünün ardından bu “varsayımların” ortaya atılması beklenebilir.
Nitekim bu keşif, bugünlerde özellikle hükümet yanlısı bazı yorumcular tarafından dile getirilmekte, hükümetin içten içe pişmanlık duyduğu “müzakere süreci”ne böyle parlak bir kılıf bulunmaya çalışılmaktadır.
Ancak, özellikle mayınlara karşı özel yapılmış “Kirpi” denilen zırhlı araçları bile ikiye bölecek kadar tahrip gücü yüksek EYP’lerin askeri güzergâhlara döşenmesini denetleyememiş bir hükümetin, süreci “kontrollü olarak şekillendirdiğini” kabul etmemiz mümkün değildir.
Son altı buçuk ayda şehit düşen 162 askerimizin 100’den fazlası, 20 Temmuz – 1 Kasım tarihleri arasındaki “tekrar seçim” kampanyası esnasında bu patlayıcılarla vurulan Mehmetçiklerimizdir.
AKP’nin yandaş medya sözcülerinin derinden derine anlatageldiği “taktik göz yumma”yı doğru varsaydığımızda şu neticeye varıyoruz:
7 Haziran kâbusundan sonra AKP Hükümeti, 24 Temmuz’da Kandil’i vurarak PKK’nın hücumlarını celp etmiş; böylece yiğitlik ve buna bağlı olarak batıya gelen şehitler üzerinden genel bir oy artışı sağlayarak 1 Kasım 2015’te “Yüce Divan kâbusu”na son vermiştir.
PKK da buna karşılık güneydoğu kentlerindeki seçmenine güven vermek amacıyla “Hükümet kuvveti” olarak gördüğü Polis noktalarına ve araçlarına karşı Iğdır’da, Şırnak’ta, Tunceli’de, Diyarbakır’da görülen moral saldırılarını yaparak HDP’nin oylarını korumaya çalışmıştır.
Yine varsayımlarımıza göre hükümet, bu “güven terörü”ne gençlerin kentlerde hendek kazmasına göz yumarak “karanlık yüz operasyonu”yla karşılık vermiştir.
PKK da buna karşılık, “bahardaki serhildan”a örnek teşkil etmek üzere Suriye’de staj yapmış keskin nişancılarını Sur, Silvan, Silopi ve Cizre’ye göndererek onlara “HDP’li seçmene moral konsepti” uygulamıştır.
Bir metrelik çukurla özerklik kazanılıp, iki metrelik barikatla devlet kurulamayacağına göre:
“Hendek, barikat ve sokak örtüsü” demek “devlet giremez” demek olmadığına göre PKK: “Özel harekât gelsin de uzaktan vuralım” demiştir.
“Asker-polis sokak arasına gelsin de gençlere kilise mazgalından serhildan stajı yaptıralım” demiştir.
Bu taktik, 70’lerden beri sırtına polis jopu, burnuna biber gazı yedirmek suretiyle yapılan “sol militanlaştırma” taktiğinin “şehir gerillasıyla ayaklanma”ya yönelik yeni bir boyutudur.
Hükümet de buna mahalle arasına tank sokarak, “kararlılık operasyonu”yla cevap vermiş; batıya gelen şehit cenazeleriyle “Yüzde 9’u kalıcı kılacak” hatta artıracak bir “konsept çalışma” içinde olduğunu göstermiştir.
Bu kararlılık gösterisi, hepimizin içini rahatlatsa da bahar ayları için kaygılarımız vardır.
Biz “kan dökülüyor” diye sevinen caniler değiliz. “Böyle yaparsanız daha çok kan dökülecek” diyerek bin yıllık kardeşliği korumaya çalışan akıllı Milliyetçileriz.
Vatanseverlik ve iç güvenlik ihtisasımız, muhteremlerin akıl sınırlarının ötesindedir.
Bu yüzden de çözüm sürecindeki kaygılarımızın ne kadar haklı olduğunun herkes tarafından anlaşıldığı şu günlerde ileride yine haklı çıkacak olmanın endişesi içindeyiz.
Kof akademisyenler, fos akil adamlar gibi el zayıflatan aktörler bu sahnede oldukça ve “bu işleri” yaşandıktan sonra anlayan çanak gazeteciler ekranlarda durdukça, yani AKP iktidarda kaldıkça bu ülkede kan akmaya devam edecektir.

Bu vesileyle, “bu işler”den en iyi anlayan Ülkücülerden olan ve aramıza bugün katılan Ümit Özdağ hocama “hoş geldiniz” diyor, Ortadoğu ailesini bu “eşsiz” kazanımdan dolayı tebrik ediyorum.
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER