SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Bu İhanete Atatürk Ne Diyor?

Bu haber 23 Kasım 2013 - 9:40 'de eklendi ve 2 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Diyarbakır rezilliğini bu millete hazmettirmeye çalışırken, Mustafa Kemal Atatürk’ün birinci mecliste söylediklerini emsal gösteriyor. İlkokul seviyesinde tarih bilen herkes çok iyi hatırlar ki, birinci meclis bir savaş meclisiydi. Osmanlı can çekişiyordu. Ülkenin her tarafı işgal altındaydı ve kurtuluş mücadelesi veriliyordu. Yani var olmak her şeyin önüne geçmişti ve önemli ve öncelikli olan bu mücadeleyi başarıyla tamamlamaktı. Kurtuluş savaşı böyle verilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti devleti böyle kurulmuştur. Nitekim, Cumhuriyet kurulduktan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Kürdistan” veya “Lazistan” gibi bir beyanı asla olmadığı gibi, bütün söylevleri, bütün değerlendirmeleri Türk ve Türklük üzerinedir.

Mustafa Kemal Atatürk’e sığınmak bu büyük ihaneti örtmeye de, masum göstermeye de yetmez. Eğer Atatürk’ü emsal alacak ve örnek gösterecekseniz, biz size yardımcı olalım sayın Başbakan. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hepsi kayda girmekle kalmamış, hayata da geçirilmiş olan sözlerinden bazılarını hatırlatalım. Eğer emsal gösterecekseniz, eğer örnek alacaksanız bunları alın. Hem siz kazanırsınız, hem ülke kazanır.

Türk ve Atatürk

“Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.”

-Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır.

“-Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir.

-Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.

-Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

-Taş kırılır, tunç erir; ama Türklük ebedidir.

-Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.

-Bu memleket tarihte Türktü, halde Türktür, ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.

-Türk, öğün, çalış, güven.

-Bir Türk dünyaya bedeldir.

-Ne mutlu Türküm diyene.

-Milletimizin, güçlü, mutlu ve güvenlik içinde yaşabilmesi için, devletin tamamen milli bir siyaset izlemesi ve bu siyasetin, iç kuruluşlarımıza tamamen uygun ve dayalı olması lazımdır. Milli siyaset dediğim zaman kastettiğim mana ve anlam şudur; Milli sınırlarımız içinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanıp varlığımızı koruyarak millet ve memleketin gerçek mutluluğuna ve bayındırlığına çalışmak… Genel olarak erişilmeyecek hayali emeller peşinde milleti uğraştırmamak ve zarara sokmamak… Medeni dünyadan, medeni ve insani davranış ve karşılıklı dostluk beklemektir.

-Milletimizin temel yararı ile ilgili konularda yabancıların bizce hiçbir önemi yoktur. Biz gidişimizi, yabancıların görüşlerine uydurma güçsüzlüğünü kötü görenlerdeniz.

-Bir takım özel ve saklı amaçları gizleyerek, kalbinde, vicdanında tutarak, sebep diye olur olmaz şeyler söylemek doğru değildir.

-Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.

-Bizi ekonomik yaşamımızı geliştirmekten, böylece bolluğa ulaşmaktan alıkoyan iki güç vardır; Bizi sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır. O da içimizden çıkması olası hainlerdir.

-Asya için, Avrupa için bizim konumumuz aynıdır. Tam bağımsızlığımızı korumak. Herşeyi Türk cephesinden değerlendirmek. Bu gerçekçi görüştür.

-Türk milletinin kuruluşunda etkili olduğu görülen tabii gerçekler şunlardır; Siyasi varlıkta birlik. Dil birliği. Yurt birliği. Irk ve menşe birliği. Tarihi karabet. Ahlaki karabet. Türk milletinin teşekkülünde mevcut olan bu şartlar diğer milletlerde hepsi birden yok gibidir.

-Milletin çok bariz vasıflarından biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.

-Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatları ile, yabancıların planlarıyla yükselsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. Tarihte böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.