SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Miras

KÖŞE YAZILARI

Bu hükümetle artık yürümüyor

Bu haber 15 Mayıs 2013 - 11:20 'de eklendi ve 37 kez görüntülendi.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, AKP’de ısrar etmenin daha derin kaos, daha çok belirsizlik, daha ağır terör ve daha büyük yıkımdan başka bir şey getirmeyeceğini göstermektedir. AKP yılgındır, yorgundur, bitiktir, iflas etmiş ve zihnen ve siyaseten tükenmiştir. Israr ve inat AKP ile birlikte Türkiye’yi de eritmekte ve tüketmektedir.

ATEŞ ÇEMBERİ

Türkiye 11 yılın yanlış, güdümlü, sorunlu ve bağımlı politikalarının girdabındadır. Ortaya yeni ve büyük sorunlar çıkmakla kalmamış, gün geçtikte derinleşmiş ve büyümüştür. Yanlış ve teslimiyetçi politikalarla etrafımızda bir ateş çemberi oluşmuş ve bu ateş artık sınırlarımızdan içeri taşmaya başlamıştır. Yalanlar, içi boş övünmeler, yanaşma ve beslemelerin gayreti, susturma ve sindirme çabaları, aldatma ve karartma kurnazlıkları günü kurtarmaya yetse de, ülke büyük bir açmazın içine düşmüştür. Millet tedirgin ve ümitsizdir.

OBAMA’NIN SOPASI

Başbakan kendi sözleriyle Türkiye Cumhuriyeti’nin değil AKP’nin, Türk milletinin değil kendi dar ve sorunlu çevresinin hükümeti olduklarını itiraf etmek durumunda kalmıştır. Böyle bir anlayışın, böyle bir icraatın varacağı yer daha çok terör, daha büyük talan, daha yoğun yalan olmakta ve sadece içeride değil, dışarıda da büyük kayıplar yaşanmaktadır.

Türkiye’nin dış politikası kelimenin tam anlamıyla iflas etmiş ve çökmüştür. BOP’a saplanmış ve Obama’nın sopasının ucuna mahkum edilmiştir. AKP döneminde Türkiye’nin faydasına olan istisna cinsinden bir tek başarı göstermek mümkün değildir. Buna karşılık başımıza açılan belaların, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı belli değildir. Suriye konusunda yaşananları bütün dünya ibret ve hayretle izliyor. Sadece bu örnek hükümetin çapını da, anlayışını da, nereden gelip nereye gittiğini de, neye ve kime hizmet ettiğini de anlamaya ve anlatmaya fazlasıyla yeter. Sonuç vahamettir, rezalettir ve 51 can kaybıdır. Ortada yüzlerce cevap arayan soru varken, ülkenin başbakanı susturarak, sindirirek, karartarak ve azarlayarak durumu geçiştirebilmenin peşindedir.

YIKIM SEFERBERLİĞİ

Türkiye’nin iç politikası ayrı bir vahamettir. Koca ülke, Türk devleti İmralı canisinin insaf ve inisiyatifine, Kandilli sürüngenin takdir ve yönlendirmesine bırakılmıştır. Ülkenin belli bir bölgesi bölücü hainlerin kontrolüne girmiş ve bu rezillik millete “çözüm” diye yutturulmak istenmiştir. 63 aklı karışık adam varlıklarına, sicillerine ve görev verenlerin talebine uygun olarak İmralı canisini aklamak ve dışarı çıkarmak, ülkeyi federasyona dönüştürebilmek ve lime lime etmek için seferberlik halindedir. Türkiye’nin ekonomisi talan ve borç düzenine dönmüştür.

IMF borçlarını sıfırlamakla övünmek gibi komiklikler sonucu değiştirmemektedir. IMF borcunu sıfırlamakla övünenler, o borcun önemli bir kısmının da 2005 yılında kendileri tarafından alındığını gizleyerek, bu milletin aklıyla bir defa daha alay etmişlerdir. Türkiye’yi nasıl bir borç batağına düşürdüklerini, devasa boyutlara ulaşan cari açığın hesabını vermeyi unutmuşlardır.

ABD YOLLARI

Bu hükümetle, bu zihniyetle, bu siyasetle Türkiye’ye huzur gelmesi, itibar ve saygınlık kazanması, yarının bugünden daha iyi olması asla mümkün değildir. Ülkenin sorunları için çözümü Türk milletinin iradesi ve menfaati yerine, Obama’nın insafında arayan bir hükümetten hayır beklemek, güneşin akşamdan doğmasını beklemek gibidir. İktidarda biraz daha kalabilmek için nelerin feda edildiğini ancak acı sonuçları ortaya çıkınca görüyoruz. Sayın başbakan ABD yollarına düşmüştür. Ziyaret öncesinde yaşananlar tereddütlerimizi daha da arttırmakta ve başımıza yeni belaların açılma ihtimalini güçlendirmektedir.

TEREDDÜTLER ARTIYOR

MHP Grup toplantısında Sayın Devlet Bahçeli Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu çok veciz şekilde analiz etmiş ve yine çok hayati tespitler yaparak, mutlaka cevaplandırılması gereken sorular sormuştur. Reyhanlı’da patlayan bombaların başbakanın ABD ziyareti öncesine denk gelmesinin önemi üzerinde durmuş ve “zamanlama itibariyle tereddütlerimizi artırmakta, aklımıza Türkiye üzerinden komplolar yapıldığı hususu gelmektedir” sözüyle, muhtemel gelişmelere dikkat çekmiştir. Bu çarpıcı konuşmanın tamamı haber sayfalarımızda yer almaktadır. Biz sadece bazı soruları tekrar hatırlatmakla yetineceğiz:

CEVAP ARAYAN SORULAR

Görülmektedir ki, Suriye meselesi iyice çıkmaza yuvarlanmış, iyice yokuşa sürülmüştür. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı’nın tezleri, tahminleri ve dış politika konsepti iflas etmiştir. Bu şartlar altında Dışişleri Bakanı nereye kadar koltuğunda oturacaktır? Başbakan yardımcıları Beşir Atalay ve Bülent Arınç hala görevde kalacaklar mıdır?

Sayın Başbakan, sen Türkiye’deki bebekleri katleden alçaklarla pazarlık yaparken hiç mi yüreğin sızlamamıştır? Yoksa Banyas’daki bebekler, Türkiye’deki bebeklerden daha mı kıymetli, daha mı sempatiktir? Suriye’deki bebeklere sahip çıkarken, vatanımızda kundaktan çıkmadan tabuta giren yavrularımızı ne zaman hatırlayacaksın? Ne zaman faillerini itiraf edeceksin? Bebeklerin katilleriyle çözüm ve barış konuşurken hiç mi üzülmedin? Hiç mi vicdan azabı çekmedin? Hiç mi ‘ne yapıyorum ben’ diyerek özeleştiri yapmadın?

Sayın Başbakan, PKK’nın katlettiği bebeklerle ilgili sorgu ve sualin olmayacağını mı zannediyorsun? Cenab-ı Allah demeyecek midir ki; bebek katilleriyle ne işin vardı? Onlarla ne yapıyordun? Ne işler çeviriyordun? Ne tezgâhlar içindeydin? İlahi hesap gününde de çözüm istismarı mı yapacaksın? Barış masalları mı anlatacaksın? Başbakan Erdoğan madem bebeklerin, çocukların acısı karşısında susmaktansa Türkiye Cumhuriyeti Başbakan kimliğini kürsüye bırakmaktan bahsetmektedir, o halde ilk fırsatta bu sözünü yerine getirmeli ve Türkiye’nin başından bir daha gelmemek üzere süratle gitmelidir.

Sınırlarımızdan teröristlerin geçişine göz yummak, ortam açmak ve fırsat vermek işlenen suçlara iştirak olup ihanete payandalıktan başka bir anlama da gelmeyecektir. Başbakan Erdoğan anayasal suç işlediğinin farkında değil midir? Bundan böyle cezaevlerindeki kader mahkûmları var olan adaletsizliğe seslerini yükselterek kendilerinin de serbest kalmasını isterlerse buna kim ne diyebilecek, nasıl engel olabilecektir? Adalet bugün değilse ne zaman harekete geçecektir? Savcılar şimdi değilse daha ne zaman Türk milletinin hak ve menfaatlerini koruyacaklardır? Şayet olan biten tüm bu hainliklere sessiz kalınırsa bunu günahı sorumluluk noktasında olan herkesin üzerine olacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.