SON DAKİKA

Bu Bizim Hikayemiz Her Virgülü Noktasına Kadar Gerçek

Bu haber 10 Nisan 2015 - 18:40 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Şehit Fırat Çakıroğlu’nun anısına, tüm Ülkü Ocaklılara, önce vatan diyen, sevdası Türkiye olan gençliğe selam olsun…

Bu bizim hikayemiz, sevdası ta Atilla’ya, Mete Hana, Tonyukuk’a, Oğuz Kağan’a, Bilge Kağan’a uzanan geçmişinde saklı… Selçukluda, Safavilerde, Osmanlı’da pişmiş Şubat 1969’un soğuk bir kış gününde, zemheride başlayan bu hikaye bizim hikayemiz. Şah İsmail’e de, Yavuz Sultan Selim’e de sahip çıkan bu gençlik bizim gençliğimiz.

Sokakların kurtarılmış bölge olmaya başladığı tarihlerde, o sokakları arşınlayan bizim gençliğimizdi. Okullar esaret altına alınıp, boykot bahanesiyle, derslere girmenin yasaklandığı günlerde, okula kahramanca girip, okumak isteyen, bunun için sınıflara giren bizim gençliğimizdi.

Sokaklarda kurşun yağmuruna tutulan, yurtları taranan, işyerlerinde sarı sendikacılık yoluyla baskı altına alınıp, el altından patrona çalıştırılan insanları uyandırmaya çalışan, bunun yüzünden kurşun yiyen gençler bizim gencimizdi. Tarladaki vatandaşın acısını paylaşan bizdik. Makinelerin başında, Nazım gibi “trrrrum tırak tiki tak” demeden, özüne yabancılaşmadan, üreten bizdik. Komünist söylemde olduğu gibi Nazım’ca makinalaşmadan.

XXX

Ümraniye içinde vurulmuş, öğretmen lojmanlarında taranmış, halk mahkemelerinde komünistler tarafından yargılanmış, Türk milletinin koruyucusu olmuş gençlik bizdik. Günler ilerleyip, gece dönüp sabaha, sabah akşam olanda, onlarca insan öldürüldü.

Terörün kutsallaştırıldığı günlerde, kırık dökük bir aletle Milliyetçi Türkiye yazan duvar önünde sırayla nöbet tutan bizim gençliğimizdi. İstanbul Teknik Üniversitesinin kapısına asılan haşa, ‘Buraya Muhammed’in piçleri giremez’ yazısının altından bugününün siyasal İslamcı tosuncukları içlerine sindirip gelip geçerken, bu durumu kabullenmeyen, yazıyı yok ederken şehit edilen bizim gençliğimizdi.

Bir vurduk, bin vurulduk… Yeniden doğduk binlerce. Ne devrim nikahlarında, ne de muta nikahlarında kaybettirmedik kızlarımıza hayatı gencecik yaşlarında. Namusa vatan dedik, vatanı namus bildik, kızlarımızı vatan gördük. Vatan diye de anılmak istedik.

Bizim gençliğimizdi afişlere bakıp sinemaya gidemeyen. Dinsizliği dinmiş gibi yutturmaya kalkanlara direnen, Beyazıt kulesinden kızıl bez parçasını indirip, yerine Türk bayrağı diken bizim gençliğimizdi. Allahsıza bile sığınak olan uykuya gece yarısı yatarken leşler, bir asker gibi; fakat silahsız nöbet tutan bizim gençliğimizdi., köşe başlarında.

XXX

Kavga ederken Marksist-Leninistlerle, mescitlerde, camilerde, akıncılık oynayan o Türklüğü inkar edenlerle mücadeleyi erteleyen bizim gençliğimizdi. İhanete varan davranışlarını durdurduk solun, sağ ile olan kavgamızı ertelemekle. Lakin o zaman bostanda yatar gibi büyüdü bu gruplar, serpildiler bugün.

Kurtulan Cumhuriyetti, ülkemizdi; ancak 12 Eylül bizim üzerimizden geçti. Ruhi Kılıçkıran’la başlayan şehitler kervanı 12 Eylül 1980’de durdu. Sonrasında askeri mahkemeler altın tepsi içinde sundular dokuzları kurban isteyen ilahlara. Binlerce genç Hak yolunda şehit oldu, yenileri girdi sıraya.

Biliyoruz yaşatmak için yaşamak lazım, dik durmak lazım, suyun uyuduğu, düşmanın uyumadığı anda, geceyi kucaklayan karanlığın gündüzü sarmaya başladığı anda yine biz düştük yollara.

Tıkıldığımız hücreler dar geldi bize, işkenceler yıldıramadı, C-5’in müdavimci sorgucuları delirdi, aklını yitirdi, biz ayaktayız hayat süren leşlere inat. Bugün bizden başka kalmadı bayrak dendiğinde meydanları dolduran. Sokaklara çıkmadan ülkenin sigortası olduğunu, tetikleyicisi olduğunu, emperyalizme karşı direnç noktası olduğunu haykıran bizim gençliğimiz.

XXX

Bölünmeye karşı, böldürmeyiz diyen,

Ezan sesini dindirmek isteyenlere dindirmeyiz diyen,

Vatan sevgisi imandandır diyen Peygambere ümmet.

Mezhep diyerek, etnik diyerek havlayan,

Kızıl köpeğe, ak köpeğe, birbirini ısırmayan it’e de

Etrafını sarmış olsa da kızılca kıyamet,

Liderinden işaret bekleyen bu gençlik bizim.

1969 Şubatının zemherisinde başlayan, tarihten gelen bitmeyen sevdanın yürüyüşü, bugün, “Bizimle yürü Türkiye”‘ye döndü, Türk milletinden destek bekliyor. Sönmeyen ateşin yüreklerdeki sahibi, ocağı içlerinde tutuşturup, Ülkü Ocaklarında pişen bu gençlik bizim gençliğimiz. Ve sonsuza dek devam edecek gerçek sevgimiz. Çünkü biz bu vatanı karşılıksız sevdik.

Bugün, bir Fırat daha düşüp suladıysa toprağı kanıyla, ne farkı var sorarım size Çanakkale’de şehit düşen Onbaşı Ali’den, ne farkı var Kurtuluş Savaşında şehit düşen Yüzbaşı Salih’ten? Farkı yok Önkuzu’dan, Duracık’dan. Vatan için toprağa düşen er’den, subaydan, astsubaydan. Türkü yine çığrılacak “Bir ölür, bin diriliriz. Tenler ölesi değil.” Cümle satılmışlara inat bu memleket bizim.

İşte bu bizim gerçek hikayemiz! ‘Biz Türklerle’ diye başlayıp, ‘Gök girsin kızıl çıksın’ diyerek ve “Ne mutlu Türküm diyene” diye sürüp giden. İşte bu bizim hikayemiz, her virgülü, noktasına kadar gerçek.

Sağlıcakla kalın!

Fikri Atılbaz

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.