SON DAKİKA

Bozkurtların Dirilişi!..

Bu haber 14 Eylül 2013 - 12:25 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

1923’te cumhuriyet kuruldu, 1948’de Millet Partisi kuruldu. O kapatılınca 1954’te Cumuhiyetçi Köylü Millet Partisi kuruldu. 1965’te Başbuğ CKMP’ye katıldı ve genel başkanı oldu. 1969 kongresinde parti MHP adını aldı.

1970’lerde MHP Ezilen, horlanan, dışlanan Türk Milletine umut oldu. Sosyalizmin yükselme ve milli solu kullanma yıllarıydı. 1978’de sistem güçlü bir çağrıyla uyarıldı. Ülkücüler bu yıllarda Kızıl ve istilacı Komünizm’i pençeleriyle durdurdu.

Sonra Atlantik ötesinin “bizim çocukları” 12 Eylül 1980’de Ülkücüler zindanlara tıktılar, işkenceler yaptılar, astılar, dağıttılar. Milliyetçilik darbeciler tarafından mahkûm edildi. Bu durum, bir bakış açısına göre “Bozkurtların ölümü”ydü.

Bu yıllar bizim, “Üşürüz, zindan soğuk üşürüz… Hele başım bir çıksın o zaman görüşürüz!..” dediğimiz yıllardı.

Gönüllerde, öğrenci evlerinde, dergilerde ve nihayet Ocaklarda Ülkücülük nefes almaya devam etti. Başbuğ’un içerde olduğu bu yıllar Ülkücüler için en sıkıntılı yıllardı. İlk kırılmalar, hizipleşme ve çatışmalar burada yaşandı.

1983’te sivil iktidar yeniden kuruldu. 1985’te Başbuğ zindandan çıktı. MÇP kuruldu. 1987’de yasaklar kalkınca genel başkan olup ilk seçimlere katıldı; MÇP 700 bin oy aldı.

1991’de seçim ittifakıyla MÇP parlamentoya girdi. 1993’te MHP, kendi ismine kavuştu. 1996’da başbuğ rahmetli oldu. 1997’de Devlet Bahçeli MHP Genel Başkanı oldu ve 1999’da % 18’le koalisyon ortağı olarak hükümeti kurdu.

Refah Partisi’nin yükselişine bir tepki olarak ortaya çıkan 28 Şubat sürecinde MHP, askerin siyasete müdahalesine karşı sivil ve demokrat bir duruş sergiledi. Aynı dönemde PKK terörü karşısında sert tedbirler alan merkez sağ hükümetleri destekledi.

MHP, kadroları artık yaş ve baş olarak da yetişen Ülkücülerden oluşmaya başlamıştı. 1970’lere göre “daha ocaklı” bir MHP vardı ve içimiz rahattı.

Ancak… 83’te başlayan liberal kapitalizm sürecinde yetişen ilk kravatlı hırsızlar, bankaları içerden soymaya başlayınca ekonomik hayatta güvensizlik başladı. Krizler yaşandı. Koalisyonun büyük ortağı yaşlı Ecevit’in partisi, dış kaynaklı bir operasyonla kundaklandı. Ülkeyi ağır siyasi ve ekonomik krizlerden korumak isteyen MHP, sorumluluğu “sine-i millete” devrederek, tercihini “erken seçim”den yana kullandı.

Dış borçlar, iç ekonomik çalkantılar, Ortadoğu’daki savaşlar ve terör karşısında tek başına direnen MHP liderliğinin “önce Ülkem ve milletim, sonra partim ve ben…” anlayışı bu tercihi, tek seçenek haline getirmişti.

2002’de millet, RP yükselişine eklemlenen ve kalıcı bir iktidar için global güçlerle uzlaşma taktiği güden AKP’yi iktidara getirdi. Yeni bir ANAP projesi gibi görünen bu siyasi yapı, kısa sürede ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin taşeronluğunu üstlenince Ülkücü Hareket, yeni bir milli yükü omuzlamak zorunda kaldı.

2005’e kadar klasik “merkez sağ” politikalarla Türkiye’nin AB yolculuğuna mevzuat tanzimiyle katkı sağlayan AKP, 2008 itibariyle TSK’nın ehlileştirilmesine yönelik ABD projesinin de beşinci kol faaliyetini üstlendi.

1 Mart 2003 tezkeresinden sonra generalleri terbiye etmek isteyen ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarları ile 27 Mayıs ve 28 Şubat’tan beri asker vesayeti ile hesaplaşma fırsatı arayan muhafazakâr sağın yolu, bu yıllarda kesişti.

AKP, Bürokrasi, Basın, Ekonomi, Yargı ve Ordu’da ABD’nin göz yumduğu, destek verdiği, “Türk Baharı” ayarında “Turuncu devrim” kıvamında yapısal değişikliklere giderek, devleti kalıcı bir iktidar için dönüştürme hamleleri yapmaya başladı.

Şimdi bütün Ülkücüler, 2008’e kadar hatta yargının, AKP’ye bağlandığı yani “Mülkün temeline dinamit konulduğu” 2010 Anayasa Referandumuna kadar yaşadığı, gördüğü, yaptığı, ettiği, bildiği her şeyi unutarak Ocağına ve Partisine yeni bir ruhla sarılmaktadır.

An itibariyle MHP ve Ülkü Ocakları, tepeden tırnağa yeni bir ruhla canlanmakta, “Bozkurtlar” her geçen gün artan bir sorumlulukla zafere doğru yürümektedir. Şimdi MHP’nin 1997, 1999, 2002, 2008, 2011 hatıralarıyla eleştireceği zaman değildir. Herkes, her şeye yeni bir ruhla, yeniden odaklanmalıdır.

İnanmayan işine baksın; ama bu, gerçekten de sıradan bir seçim süreci değil “Büyük Ülkü”müzün ilk hayat sahasını, “Türk Yurdu”nu düşmandan korumayı amaçlayan “Bozkurtların

Dirilişi”dir!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.