SON DAKİKA

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

CHP nereye?

KÖŞE YAZILARI

Böyle olur AKP’nin 1 Mayıs’ı

Bu haber 02 Mayıs 2013 - 12:06 'de eklendi ve 34 kez görüntülendi.

Orhan Karataş
AKP’nin yalan, talan ve ihanet düzeni, her tarafından dökülmeye başlayınca kendilerine göre yeni tedbirler aldılar. Özellikle son döneme zulmü de sicillerine ve icraatlarına eklediler. Bugün artık “AKP” denilince akla, yalan, talan, ihanet ve zulüm geliyor. Şu tiyatroya bakın ki, bunun adına da “ileri demokrasi” diyorlar.

EN KARANLIK DÖNEM

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıllık tarihinde çok vahim, çok acı olaylar yaşandı. Elbette ki darbe dönemleri bunların en başında gelir. 1980 düzeni yaşı müsait olanlar için bütün sonuçlarıyla hafızalardadır. Ancak gelecekte siyaset tarihi yazılırken hiç şüphe yok ki, en karanlık dönem olarak AKP düzeni en başta yer alacaktır. Öyle bir düzen kurdular, öyle bir sistem geliştiler ki, bu ülkede yaşayabilmenin tek ve değişmez şartı AKP’ye biat etmek oldu. Eğer bunun dışına çıkıyorsanız, bir insanın başına gelebilecek her şeye hazırlıklı olmalısınız. Nerede bulunduğunuzun, kim olduğunuzun, ne söylediğinizin hiçbir önemi yoktur.

İSTİSNA BİR OLAY DEĞİL

AKP düzenine karşı olanların başlarına nelerin geldiğine bütün dünya şahittir. Bu ülkeyi terk etmeleri dahi istenmiştir. Fazla geriye gitmeden son iki gündür yaşananlar bu söylediklerimizi kanıtlamaya yeterlidir. Kamer Genç yıllardır TBMM’nin değişmez üyelerinden. Kendine göre bir üslubu, tarzı var. Beğenip beğenmemek, söylediklerini onaylayıp onaylamamak ayrı bir konudur. Ancak, bir milletvekilidir. Saygılı olmak, tahammül etmek zorundasınız. Varsa yanlışı, haddini aşan sözleri, meclis iç tüzüğünün bu durumlara özel tedbirleri var. Nitekim, uygulanıyor. Ancak, bir milletvekiline TBMM genel kurulunda ağza alınmayacak küfürlerle saldırmak, dövmeye kalkışmak, AKP zihniyetinin kendilerinden olmayanlara neyi reva gördüğünün ve nerelere kadar gidebileceğinin ibret veren bir örneğidir. Bu istisna bir olay değildir. Daha öncede komisyonlarda ve genel kurulda benzer şeyler defalarca yaşandı. AKP için sonuca gitmede her yol mubahtır ve böylesi ihtilal dönemlerinde bile görülmemiştir.

1 MAYIS TİYATROSU

Bir başka örnek de 1 Mayıs’tır. Bütün dünyada 1 Mayıs denilince akla gelen işçi hakları ve emektir. Bu vesile ile çalışanın hakları, bu alandaki eksikleri gündeme getirmek, konuşmak, çareler aramak, hükümeti bu konularda uyarmak, olması gerekendir. Ancak, ne acıdır ki Türkiye’de 1 Mayıs her zaman yeni gerginliklerin, yeni ihanetlerin gerekçesi olmuştur. AKP ile birlikte hepten zıvanadan çıktığını dün bir defa daha ibretle izledik. Böyle bir iktidarın varlığını ganimet sayanlar, her imkanı son sınırına kadar zorladılar. AKP “tedbir” diye, yaptıklarıyla, bu durumu teşvik etti ve azdırdı. Bu vesile ile “çözüm” denilen ihanet sürecinin hangi boyutlara ulaşabileceğini, ülke millet düşmanlarının Türkiye’nin her yerine yayılıp, meydan okuduklarını, hiçbir kural ve kanun dinlemediklerini ve bundan sonra çok daha ileri gideceklerini içimiz sızlayarak gördük.

AL SANA ÇAPULCU

1 Mayıs’dan geriye kalan işçi hakları ve emeğin sorunları değil, AKP zihniyetinin yeni ve vahim yansımaları, hainlerin cüreti ve İstanbul’un perişanlığıdır. İhtilal dönemlerinde dahi görülmemiş düzenlemeler hiçbir işe yaramamıştır. Koca bir metropol topyekün cezalandırılmış ve mahkum edilmiştir. Buna rağmen fırsatı ganimet bilenler geri durmamıştır. AKP Kandil’de olduğu gibi İstanbul’da da ihanete ve teröre teslim olmuştur. Sayın başbakan çapulcu arıyorsa bu ülkeye, bu bayrağa ve bölünmez bütünlüğe sahip çıkanları bıraksın da, dönsün 1 Mayıs’a baksın. Ülkeyi ne hallere getirip, kimlere meydan verdiklerini görsün.

AKP’NİN İLERİ DEMOKRASİSİ

Her şey gayet açık. AKP’nin ileri demokrasisi, sadece kendisiyle ve bu ülke ve milletle meselesi olanlarla sınırlıdır. Demokrasi akrabalar, yanaşmalar, beslemeler, yandaşlar ve yalakalar için işlemektedir. Dağdaki katiller, İmralı’daki cani, Kandilli Karayılan için vardır ve sınırsızdır. Eksik kalan yerleri, gerekirse TBMM sabahlara kadar çalıştırılarak anında tamlanır. Bu duruma itiraz eder, karşı çıkarsanız, muhalif tavır takınır ve millete anlatırsanız başınıza gelecekleri tahmin bile edemezsiniz. En azından her türlü hakarete uğrar, her türlü yakıştırmaya maruz kalırsınız. Hele hele şehit analarına, ülkeye, millete sahip çıkmak büyük suçtur ve en hafif şekliyle “çapulcu” damgası yersiniz.

ZULÜM İLE ABAT OLAN

Bu gidişten hayırlı ve faydalı bir sonuç çıkacağını beklemek beyhudedir. İstanbullu bunu dün bir defa daha ve bizzat yaşarak gördü. Türkiye Cumhuriyeti getirildiği yıkım uçurumunu iliklerine kadar hissediyor. Türkiye’nin en küçük köye varıncaya kadar her yerinde tedirginlik ve endişe vardır. Hükümet yılgın, yorgun ve çaresiz bir durumdadır. İmralı canisinden, Kandil katillerinden medet umar vaziyete gelmiştir. Huzuru ve güvenliği teröristin, ülke ve millet düşmanlarının insafında aramaktadır. Hiçbir meseleye sağlıklı ve soğukkanlı yaklaşılamıyor. Baskıyı arttırarak, zulmü büyüterek, hakaret ve yakıştırmalar yaparak bu durumu örtbas etmeye çalışmak, çırpındıkça batmanın tezahürü olmaktan ileri gidemiyor. Unuttukları şey, zulüm ile abat olanın, akıbetinin de berbat olacağıdır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.