Asikurtlar©

BOSNA SAVAŞI VE ORTODOKS İTTİFAKI

BOSNA SAVAŞI VE ORTODOKS İTTİFAKI
12 Temmuz 2015 - 21:30 'de eklendi ve 4409 kez görüntülendi.

“Nefret korkmamaları için korkakların intikam şeklidir.” diyor İrlandalı yazar Bernard Shaw. Ayrıca korkmamak için topyekûn hareket etmek de kuvvet verir insana, hele bir de korkak iseniz bu yöntem oldukça etkilidir. Mesleğine bir hastanede psikiyatri uzmanı olarak başlayan savaş suçlusu Karadzic bundan yirmi yıl önce kendisine has yöntemlerle bu işi iyi başarmıştı. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı ayrımı yapmaksızın 880 bin Müslümanın şehadetine sebep olmuştu.

 

 

 

Sırp Ortodoks Kilisesi Batı’nın kalesi, Rum Ortodoks Kilisesi de Doğu’nun kalesi olarak kabul görmüştür. 1991 yılından beri Doğu Ortodox Kilisesi’nin ruhani lideri olan Rum kökenli patriark Bartelemeo aynı zamanda adına Constantinople dedikleri ve yeni Roma diye de adlandırdıkları İstanbul’un da ruhani lideri olarak dünyadaki 300 milyon Ortodox Hristiyan’a hitap etmektedir.

 

 

Oldukça aktif uluslararası girişimlere ve özellikle çevreci imza kampanyalarına destek veren tutumu nedeniyle ödüller ve altın madalyalar alan bu ruhani lider “yeşil papa” diye de anılıyor. İşte bu yeşil ruhani papa, gerek Bosna Savaşı sırasında ve gerekse savaş bittikten sonra Sırplara yönelik manevi desteğini sürdürmüştür.

 

 

 

Verilen destek, 1994 yılında, savaşın en yoğun olduğu dönemde, dört tarafı dağlarla çevrili Saraybosna’nın giriş çıkışlarının kapandığı, yiyecek ve suyun tükendiği, keskin nişancıların su bekleyen masum insanları dahi acımasızca katlettiği, pazar yerindeki insanlara bile bomba yağdırdığı günlerde deklare edilmiş ve hafızalarımızda pek acı bir şekilde yer etmiştir.

 
Ruhani lider, bugün savaş suçlusu olarak yargılanan Karadzic’i barış için çalışan, Tanrı (hâşâ) İsa’nın en seçkin evlatlarından biri olarak ilân edip onu 900 yıllık şövalye nişanı ve aziz Dionusius’un en iyi mertebesi ile onore etti. Ve akabinde de Sırpların Batı Ortodox Kilisesi’ni korumak için Tanrı tarafından seçilmiş özel bir topluluk olduğunu söyledi. Böylece Müslüman Boşnakların öldürülmesi için gerekli olan onurlu(!) sebepleri ve dini gerekçeleri de hazırlamış oldu.

 

 

 

Ortodox ruhani lider tarafından yüceltilen Sırplar ve kilise tarafından desteklenen Sırp milliyetçiliği artık öldürmek için haklı sebeplere de sahipti. Ortodoks haçlı dünyası el birliği ile çalıştı ve ezeli Yunan-Sırp kardeşliği bu savaş sırasında en güzel günlerini yaşadı. Greko-Serbian dediğimiz tarihi Yunan-Sırp dostluğunun temelinde tarihi kültürel müşterekler vardır. Millet olarak birbirlerinin kardeşidirler ve bu kardeşler aynı Ortodox kilisesine bağlıdırlar. Ve ruhani liderin de kışkırtmasıyla bu kardeşlik perçinlenmiştir.

 
Avusturya Üniversitesi’nden Profesör C. Wiebes’e göre Yunan milli istihbarat servisi 1990’ların ortasında NATO’nun Sırp mezalimine son vermek için yaptığı girişimleri durmadan sabote etti. NATO’nun planlarını sızdırarak Radko Mladic’e ulaştırdı. Ve yine Profesör’e göre; NATO, Yunanistan ile bilgi paylaşımına son verdi.

 

 

Ama greko-serb kardeşler kardeşliklerine devam ettiler ve Yunanlı paramiliter güçler Sırp kardeşleri ile Srebrenica’da Boşnak’lara karşı savaştılar. Radko Mladiç’in isteği üzerine Drina Kuvvetleri adını taşıyan bir askeri birlik kuruldu ve Srebrenica düştüğünde bu birliğin yaptığı ilk şey göndere Yunan bayrağını çekmek oldu.

 

 

NATO Sırp bombardımanını durdurmak için harekete geçtiğinde NATO üyesi olan Yunanistan buna şiddetle karşı çıktı. Hatta NATO’yu insani bulmadıklarına dair imza kampanyaları bile düzenlediler.
Bugün Yunanistan’da 15 bin Sırp yaşamakta. Savaş sırasında Yunanlılar tarafından Bosna’daki ve Hırvatistan’daki Sırplara, tonlarca insani yardım yapıldı. Otodoks Yunan Kilisesi ile Sırp Kilisesi’nin işbirliğinin ayyuka çıktığı zamanlardı o yıllar. İşte 1994 yılında ruhani liderin yapmış olduğu açıklama ile savaş suçlusu, katil Karadzic neredeyse Tanrı’nın oğlu ilan edilecekti; Müslüman kanı akıttığı için adeta kutsandı…

 
Savaş sırasında Müslüman katliamını durdurmak için havalanan NATO uçaklarını protesto eden tek devlet Yunanistan olmuştur.
Boşnak Müslümanları çok seven bir Yunanlı dostumun bana anlattığı kan donduran, tüyler ürpertici bir hadiseyi paylaşmadan edemeyeceğim; Yunan adalarından birine tatile giderler. Kaldıkları pansiyonun sahibi Sırp bir bey, eşi de Yunanlı bir hanımdır.

 

 

 

Kaldıkları süre içerisinde ahbap olurlar ve bir akşam Sırp pansiyon sahibi herkesin gözlerini yuvalarından çıkaran bir itirafta bulunur; geceleri uyuyamamaktadır; sebebi ise savaş sırasında elliden fazla Boşnak çocuğu kendi elleri ile öldürmüş olmasıdır… Sadece çocuklar…

 

Bu savaş psikolojisi nasıl bir psikolojidir ki, insanoğlu bu kadar acımasız olabilmektedir. Karadzic de hayatına bir psikiyatrist olarak başlamış ama öğrendiği incelikleri insanların hayrına değil de, onların canlarını almak için kullanmıştır.

 

 

Bu savaşın bedeli Boşnak Müslümanlar için çok ağır olmuştur. Aradan yirmi yıl geçmesine rağmen acılar hâlâ taptazedir ve her yıl çiçeklerle bezeli konvoydaki yerlerini alan şehidler dualarla Srebrenica’ya uğurlanmaktadır.

 

 

Dün Saraybosna’da yine hüzün vardı. Doksanlı yılların ortasında kim bilir nerede, kaç parça halinde ve ne şekilde bu dünyaya ve sevdiklerine veda eden 136 şehid Srebrenica’ya doğru yola çıkmak için Saraybosna’da toplandı. Konvoyun İskenderiye caddesini ağır ağır geçişi ile kasvetli bulutlar kapladı yine Saraybosna semalarını…

 

 

Bugün Bosna hazin, kalpler münkesir… Bugün saatler Srebrenica’yı gösteriyor…
Fotoğraftaki yaşlı teyzemin gözleri ıslak, yüzü çizgili ve acılar daha dün gibi taptaze ve dipdiri… Şehidlerimize dua ederken merhum Âkif’in dizeleri düşüyor gönlümüze;

bosna hersek savaş ortodoks kocaelihaber ayse semiha

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.

Ayşe Sâmiha

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER