SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

BOP’un AKP’si ve PKK baharı

Bu haber 22 Mart 2013 - 20:10 'de eklendi ve 21 kez görüntülendi.

Hiç uzatmadan, dolandırmadan, kıvırmadan adını koyalım: Türkiye AKP ile saplandığı BOP yolunda, Irak,’ın, Libya’nın, Mısır’ın, Tunus’un, Suriye’nin yaşadığı türden bir ihanet baharı yaşamaktadır. Adına “Arap baharı” denilen şey, Arap coğrafyasına ne getirdiyse, bu “AKP-PKK baharı” da, Türkiye’ye onu getirecektir. Şu tesadüfe bakınız ki, nasıl da mevsimine uygun gelişti? Daha çok kan, daha çok belirsizlik, daha çok ihanet ve sonunda ayrılmış, lime lime olmuş, BOP’un eline geçmiş bir durum ortaya çıkacaktır.

AÇIKLAMANIN ÖZETİ

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti aylardır, haftalardır, günlerdir bir bebek katilinin ne diyeceğini kilitlendi. AKP güruhu günlerdir tek kelime etmiyor ve bu caninin ne söyleyeceğini bekliyor. İşte bütün Türk milleti ne dediğini duydu. Açıklamanın özeti şudur: “elimizdeki silahla söke söke bu iktidarı bir noktaya getirdik. Bize silahla yapamadığımızı siyaset yoluyla yapabileceğimizin sözü verildi. Şimdi bu sözün yerine getirilmesini bekliyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi seferber olup, bize istediklerimizi verecek. Elinde silah olanlar şimdilik Kuzey ırak’a çekilip, orada beklesinler. Bize verilen sözler tutulmazsa ve ihtiyaç olursa, yine devreye girerler.”

CANİ İSTİYOR, AKP YAPIYOR

Akıl sağlıyı yerinde olup da, bu açıklamadan bunun dışında anlam çıkaranlar kesinlikli iyi niyetli olamazlar. Türkiye AKP eliyle Arap baharı yaşayan ülkeler gibi bir yol ayrımına getirilmiştir. Ve artık ne yana sapılacağı ortaya çıkmıştır. Şimdi bütün mesele bu BOP’lu yolun sonunda ne olduğudur. Nitekim, aylardır bu soru soruluyor: İmralı’daki katille yapılan pazarlıklarda kendisine ne verildiğiyle ilgili AKP’den tek bir kelime gelmedi. Neyse ki, İmralı canisinin BDP milletvekilleriyle yaptığı görüşmenin tutanakları ortaya çıktı da, bu millet hangi ihanetle karşı karşıya kaldığımızı görme ve öğrenme fırsatı buldu. O tutanaklarda bebek katili ne diyorsa, bire bir aynı şeyler yaşanıyor, aynı gelişmeler ortaya çıkıyor. Tutsaklar serbest bırakılsın dedi, kalleş baskınlarla kaçırılan devlet görevlileri savaş esiri muamelesiyle ve rezil törenlerle serbest bırakıldı. AKP karşılığında KCK’lıları salıverdi, arkasından da meclise kanun sevk etti. Bebek katili, TBMM karar alsın dedi, AKP seferber oldu. Şimdi bunu nasıl yapacaklarını, hangi kılıfa saracaklarını düşünüyorlar. İmralı canisi komisyon kurulmasını istedi, AKP anında hazırlıklara başladı. Bu gidiş, bu ihanet sürecinin nasıl sonlanacağını net biçimde ortaya koyuyor. Zira, İmralı canisinin tutanaklarında da, Diyarbakır’a gönderdiği açıklamada da aynı şeyler var. Kürdistan ve Anadolu diyor. “Kürtler kendi kendini yönetecek” diyor.

NE OLACAĞINI BEBEK KATİLİ SÖYLÜYOR

İşte tam bu noktada dağdaki katillerin niye ellerindeki silahlarla dışarı çıkarıldığını da yine bu bebek katili açıklıyor: “Çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz. Ne ev hapsi, ne af, bunlara gerek kalmayacak. Herkes, hepimiz özgür olacağız. Başarılı olursam ne KCK tutuklusu kalır ne başkası. Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak. Ölen ölecek. Umarım AKP beni yanlış anlamaz, Anlarsa felaket olur.” Bebek katilinin sözleri bu kadar açık olmasına rağmen, buradan hala silahların susacağı, kanın duracağı sonucunu çıkaranların acil olarak bir akıl sağlığı merkezine başvurmaları gerekiyor.

AYNI YÖNTEM, AYNI SONUÇ

Arap baharı uğradığı yerleri ayaklanmalarla, isyanlarla yakıp yıkmış, sonra da o ülkeleri ele geçirmişti. AKP baharı ise tamamen PKK üzerinden ve İmralı canisi eliyle yürüyor. Yöntem aynı, hedef aynı, sonuç aynı. Bu gidişin varacağı yer, ne yazık ki Irak’dan, Mısır’dan, Libya’dan, Suriye’den farklı olmayacaktır. O ülkelere huzur geldiyse, birlik bütünlük geldiyse, demokrasi geldiyse, hukuk geldiyse, bize de gelir. Ne acıdır ki, o baharın uğradığı bütün ülkeler ya bölünmüştür veya bölünmenin girdabında çırpınmaktadır. AKP-PKK baharının sonunun da bu olacağını İmralı canisi ilan etmiş, AKP’de yaptıklarıyla ve yapacaklarıyla onaylamıştır.

MİLLETE YALAN SÖYLÜYORLAR

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en acı Nevruz’unu yaşadı. O meydanda Türk’e ait, Türkiye’ye ait, bu millete ait, dostluğa, birliğe, geleceğe ait zerre kadar bir şey yoktu. Barzani’nin Kuzey Irak’ının provası yapıldı. Buna karşılık ihanetin, bölünmenin, dağılmanın her işareti, her mesajı ve her türlü sözcüsü vardı. Tarih durdukça bu ihanet unutulmayacaktır. Bütün bu gelişmeler orta yerdeyken, Diyarbakır meydanı görüntüsüyle, diliyle, mesajlarıyla ayrılmanın, parçalanmanın, lime lime olmanın ilanını yaparken, birilerinin çıkıp hala bundan birlik ve beraberlik çıkacağını söylemesi, bu milletin aklıyla alay etmenin de çok ötesine geçmiştir. Bu ihanete ortak olmaktır ki, ihanetin kendisinden daha beter ve rezil bir durumdur. Bu tür değerlendirme yapanların çoğunu yakından tanıyorum. Bu gidişten hayırlı bir sonuç çıkacağını söyleyenlerin büyük bölümü asla inanarak söylemiyor. Ne olacağını, nasıl biteceğini ve neler yaşanacağını onlar da biliyor ve görüyor. Ancak, AKP’nin girdabına düştüklerinden varlıkları ve devamları bunu söylemeye bağlıdır. Belki de içleri kan ağlayarak çıkıp, İmralı canisine sözcülük yapıyorlar. Kalan bölümünün de düşüncesi ve varlık sebebi zaten İmralı canisinden farklı olmadığından ihanetin içinde olmayı görev sayıyorlar.

MİLLET NASIL HAZMEDİYOR?

BOP’a Eşbaşkan olmak belki AKP’yi kurtarmış ve iktidarının devamını sağlamıştır, ancak Türkiye’ye ağır bedeller getirmiştir. Adamlar boşuna ellerinde beyzbol sopasıyla mesaj gönderip, sifonun ipini hatırlatmıyorlar. İmralı canisi tutanaklarda, “AKP’yi 10 yıldır ayakta tutan benim” diyor ve buna hiçbir itiraz gelmedi. BOP’u ve İmralı canisini AKP’ye iktidar vermekle ne kadar doğru yaptıklarını görüyor ve hatta söylüyorlar. Devamını sağlamak için de ellerinden geleni yapıyorlar. Bunu anlıyoruz da, peki bu millet bunu nasıl hazmediyor. İşte bunu bir türlü anlayamadık ve hiçbir zaman da anlayamayacağız.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.