SON DAKİKA

Bölücü Faaliyetleri İnceleme Komisyonu Kurulmalı

Bu haber 20 Kasım 2012 - 18:03 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Neval KAVCAR

Gün geçmiyor ki ‘meclis darbeleri araştırma komisyonu’ ile ilgili bir haber kamuoyuna düşmesin. 28 Şubat başta olmak üzere, darbe denilen dönemin yetkileri meclise çağrılıyor ve günah çıkaran olursa, kamuoyuna duyuruluyor.

Bu komisyonun yetkisini aşan görüntüsü içinde, yapılmak istenenin ne olduğu anlaşılmıyor. Öznesi asker olan her araştırmadan sonra, TSK sanki biraz daha köşeye sıkıştırılıyor. İktidarın yanlış politikaları sonucu, dört tarafımız düşmanla çevrili hale geldi. Allah muhafaza bir savaş çıksa, hangi askerle gidilecek savaşa?

Terörle mücadele edenlerin cezaevine atıldığı, PKK’nın davul zurna ile karşılandığı Türkiye görüntüsündeyiz adeta. Açıklanan Oslo görüşmesinin üzerinde buğusu tüterken, AKP iktidarı geldiği andan itibaren tek fonksiyonları ‘Kürt Açılımı’ imiş gibi davranmakta.

2003 Haziranında CHP ile birlikte, bölünme şerhini düşmeden çıkardıkları ‘İkiz Yasalar’, sonra ‘Kürt Sorununu’ kabulle birlikte atılan diğer adımlar. Kürt Açılımı denilen, Lozan’da geçmediği halde Tayyip hükümetince başka bir millet olarak dizayn edilen ‘Kürtler.’ ‘Siz ayrı milletsiniz’ manasında tava getirilen bir kısım Kürtler ile PKK’nın yolu nasıl olup da kesişti?

Bölge halkını katleden PKK’yi niçin destekler hale geldiler? PKK’nın siyasi uzantısı olduğu aleni olan BDP ve öncesindeki siyasi partilerin yolunu açmak demokratikleşme midir, ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye atmak mı?

Darbe komisyonu denilince aklıma, Menderes Hükümetinin ‘Tahkikat Komisyonu’ geldi. Kuruluş sebebi oldukça ilginçti. Basın ve muhalefeti incelemek için kurulmuştu. Komisyon üyeleri sadece DP’li idi. Zaman geçtikçe bu komisyon yargı görevini de üstlendi. Komisyon kararlarını tanımayanlar, 6 aydan 3 yıla kadar hapsedilecekti meselâ.

Görüldüğü gibi Menderes Hükümeti, basın, muhalefet ve dolayısı ile halk üzerinde, kurduğu komisyonla da baskı oluşturmuştu. Yetkilerini aşan bu komisyon, DP döneminin suçlandığı konulardan biri olacaktı sonradan.

Türkiye niye acaba hep geçmişi yaşıyor? Dönüp dönüp aynı hataları yapıyor. Her başa geçen ‘vazgeçilmezim’ sanıyor.

Neyse efendim, asıl söylemek istediğim ülkede ‘darbe ‘ yapacak TSK mensubu kalmadığını söylemekti. Şimdi ki tehdit ise elle tutulur, gözle görülür cinsten. TBMM’de grubu bulunan tüm partilere vatandaş olarak ricam şudur ki “Bölücü Faaliyetleri İnceleme Komisyonu” kurulsun. Bugünden geriye gidilerek iktidarların icraatları incelensin. Sanki bölünmeye ramak kaldı. Bu iş nasıl başlamış, suçlu kim, iyice araştırılsın. Gereken yapılsın.

***

Müsavat Dervişoğlu

Ülkücü duruşu için teşekkür ediyorum. “10 Yıl İzmir il başkanlığı yaptım” diye başlayan konuşması sebebiyle değil şu anki satırlarım Geçtiğimiz haftalarda şehidimiz Halil Esendağ’ın annesinin cenazesi için gittiğim Gözlet Köyünde, Müsavat Beyin gönderdiği çelengi görünce hislenmiştim. Gösterdiği ince düşünceyle, ‘yoğun çalışmam dolayısı ile gelemesem de yanınızdayım’ der gibi gelmişti.

Lâkin şu söylemine katılmadığımı belirtmeliyim. ‘Liderlik ve ilacı’ aynı kategoriye almış. Son kullanım tarihi sadece ilaçta olur. Şimdi Müsavat Beyle aspirin aynı rafta olabilir mi?’ Biz Türkler siyaset denilen demokrasi oyunu hayatımıza girdiğinden beri, liderlik mefhumunun ne olduğunu unuttuk. Töre, devlet ve lider nedir, tekrar gözden geçirmemizde fayda var. Bazılarına göre hata olabilir. Lâkin ben MHP’yi siyasi parti ile sınırlı, maddi unsuru ağır bir oluşum gibi görmekten çok manevi yanını öne çıkardığım Türklerin kalbi olarak düşünüyorum.

Böyle bir oluşumun her safhasında görev alıp tutup kaldırmak yerine, ‘ben genel başkan olamazsam, batsın o parti’ zihniyeti ile adım atamayız. 80 Öncesi neydik deniliyor ya, o dönemde liderimize kesin itaatimiz vardı, yapılanı sorgulamak yerine bir ucundan tutup hedefe ulaştırma çabasındaydık.

O halde değişim geçirmiş ülkücüler başta olmak üzere, bir an önce tedaviye başlamalıyız.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.