SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Bölücü zihniyete taşeron olan “ESKİ ÜLKÜCÜLER”

Bu haber 25 Ocak 2013 - 19:20 'de eklendi ve 29 kez görüntülendi.

Yazı başlığı ne kadar tuhaf görünüyor değil mi? Ama artık bu süreçte tüm tuhaflıklar normalleştirilmiştir.

 

AKP iktidarı özellikle “Kürt Açılımını” başlattığı günlerde, 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen referandumda ve 12 Haziran 2011 tarihinde gerçekleşen seçim sürecinde “Eski Ülkücüler” etiketini verdiği bir koloniyi siyaset arenasında oluşturdu. AKP’lilerden çok AKP’li, Kürtçülerden çok Kürtçü olan bu koloni hala aktif olarak aldığı komutları yerine getirmektedir.

 

”Bölücülere Taşeronluk” ve “Ülkücülük” kavramı, bu ekip yüzünden aynı cümle içinde anılır oldu.

 

AKP’nin millete yaptığı hangi ihanet varsa bunların taşeronluğu sayesinde meşrulaştırılmak istenmektedir. AKP, Türk milliyetçilerinin ve Ülkücülerin en hassas olduğu milli konularda hangi ihaneti gerçekleştirecek olursa bunlar ön safa geçiyor ve o konularda “Eski Ülkücü-MHP’li” sıfatıyla iktidara propaganda desteği sağlıyorlar.

 

Geçtiğimiz günlerde Mümtazer Türköne’nin “Ya asmalı ya da önünü açmalı. Sizce bugün hangisi fayda sağlar?” cümleleriyle Apo’yu serbest bırakmaya yönelik zemin hazırlama yazısını ve Musa Serdar Çelebi’nin “Biz federasyondan yanayız” diyerek bölücülüğünü tam gaz sürdüren Kürtçü Kemal Burkay’ın Türkiye’ye dönüşünü “Kemal Burkay’ın dışarıda olması bir ayıptı, dönmesi hayırlı oldu” şeklinde değerlendirmesini güncel taşeronluk adımları olarak görebiliriz.

 

Bunların bu tür konularda sicili bir hayli kabarıktır.

 

Bir PKK’lının, bir Kürtçünün içerisinde bulunacağı talepler, bunların kaleminden ve ağzından rahatlıkla çıkmaktadır.

 

Olayın ilginç yönüyse bunlar her yazdığında, her konuştuğunda “Eski Ülkücü, Ülkücü kökenli, Ülkücülerin önderi, Ülkücülerin abisi…” gibi sıfatlarla medyada yer bulmaktadır. Bir başka deyimle AKP’nin ihaneti meşrulaştırma stratejisinde bu şekilde pazarlanmaktadır.

 

Mümtazer Türköne, Musa Serdar Çelebi bu kullanılma sürecinde yalnız değildir.

 

Kürt Açılımında ve referandumda AKP’ye siyasi maskot olan Ramiz Ongun, ”Kürt Açılımı Türkiye’nin iradesidir.” diyen Nevzat Kösoğlu, Kürt açılımına AKP’nin gazete ve televizyonlarını kapı kapı gezerek destek yağdıran bunlara benzer bazı isimler ile AKP’nin kurdurduğu ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Bağımsız Ülkücüler Örgütü” şeklinde tarif ettiği oluşum, ihanetlere resmen taşeronluk yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.

 

Geçmişte Ülkücülük sıfatını almış, Ülkücü Hareket ve MHP içinde bulunmuş birinin AKP’nin gerçekleştirmeye çalıştığı “PKK açılımına” destek vermesi insanın düşünce omurgasının taşıyamayacağı bir yüktür. Ama AKP işte bu bahsettiğimiz kişilere bu yükü taşıtmaktadır.

 

Nasıl bir karakter, nasıl bir anlayış, nasıl bir düşünce sahipleriyse Türk milliyetçiliğine düşmanlık felsefesiyle kurulmuş AKP’nin komutlarıyla hareket edebiliyorlar.

 

Geçmişte AKP’nin bir benzeri olan Anavatan Partisi de aynen bugün AKP’nin kullandığı gibi Ülkücü kökenli bazı kişileri o dönem politikalarını meşrulaştırmak için kullanmıştı.

 

Anavatan Partisi’nin misyonunu sürdürdüğünü söyleyen AKP “Eski Ülkücüleri” neredeyse PKK’nın ve Apo’nun sözcüsü haline getirmiştir.

 

“Apo’yu serbest bırakalım” propagandasını onlara yaptırıyor, Kürtçü Kemal Burkay’ı onlara kutsatıyor, PKK açılımını onlara savunduruyor,Habur’da PKK’lı teröristleri kahraman gibi karşılamayı onlara övdürüyor, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Anayasa değişikliği önerimiz açılım projemizin, milli birlik ve kardeşlik projemizin önemli bir parçasıdır. Açılım kapsamında atacağımız adımların önünü açıyor, alt yapısını hazırlıyor.” şeklinde itiraf ettiği referandumun amacına hizmette onları köle gibi kullanıyor.

 

Türkiye AKP iktidarında adım adım bölünme sürecini yaşamaktadır. Çok acı bir şekilde bu tarifini yaptığımız “Eski Ülkücüler” bölünme sürecine taşeronluk yapmaktadır.

 

AKP, ABD’nin bölgedeki taşeronu, bazı ”Eski Ülkücülerde” AKP’nin Türkiye içindeki taşeronu durumundadır.

 

Bunların MHP ve Devlet Bahçeli’ye olan nefretleri de MHP’nin milli konularda tavizsiz ve dimdik duruşundan kaynaklanmaktadır.

 

Kendilerinin AKP elinde lastik gibi her yöne, her yere sünmeleri karşısında, MHP’nin omurgalı duruşu bunların çıldırmalarına vesile olmaktadır.

 

MHP çizgisinde değişmeyen-eskimeyen Ülkücüler Türkiye’nin bölünmemesi için gösterdiği dirençle, AKP’nin çizgisindeki “Eski Ülkücülerde” bölünme çabalarına verdikleri destekle tarihe geçecektir. Ve tarih MHP’yi her zaman haklı çıkarmıştır.

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.