Asikurtlar©

Bölücü AKP iktidar süresini uzatmak için dış politikayı uluslararası rüşvet olarak kullandı

Bölücü AKP iktidar süresini uzatmak için dış politikayı uluslararası rüşvet olarak kullandı
30 Kasım 2015 - 20:03 'de eklendi ve 4517 kez görüntülendi.

 

 

Diğer ülkelerin iç işlerine karışmama ve sömürgecilerin de kendi dışında kalan ülkelerin iç işlerine karışmasına karşı çıkma, Türkiye’nin yararına olan bir dış politika ilkesidir. Bununla beraber, Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğü korunup savunulmalıdır. Çünkü biliniyor ki, bu ülkeleri bölmek isteyen sömürgeciler, aynı zamanda Türkiye’yi de bölmek istiyor. Bunu bile bile sömürgecilerle işbirliğine girerek demokrasi palavralarıyla kitleleri aldatmaya kalkmak ilgili yetkili ve yöneticilerin ülkelerine ihanetidir. Hem demokrasiye, barışa, kardeşliğe en aykırı oluşumları taşeron terör örgütleriyle gerçekleştiren, deyim yerindeyse despotluk ve zulmün bir numaralı kaynağı AB-D sömürgeciliğinin bizzat kendisi ve kukla yönetimlerinden biri olan Suudi Arabistan’dır. İnsanlığa demokrasi, barış, kardeşlik getirilmek isteniyorsa öncelikle bunlar değiştirilip ortadan kaldırılmalıdır. Savaş, sömürü, antidemokrasiyi uygulayıp bu suçlardan sabıkalı olanlar; demokrasi, barış, kardeşliği asla getirmeyecekleri gibi getirmek isteseler de böyle bir yetkinin verilebileceği son merci bile değildirler…

 

Demokrasi, gücün (yetkilerin) olabildiğince fazla kuruma paylaştırıldığı ve her birinin diğerleri tarafından döngüsel olarak denetlendiği, kuralların ihlal edilmeden çok sıkı disiplinle uygulandığı hukuk yapısıdır. Yasaları, yasama organı çıkardığından; doğal olarak demokrasi siyaseti de kapsar…

 

Bölücü AKP’lilere göre, Suriye’de demokrasi yokmuş, Beşar ESAD diktatörmüş ve Suriye’ye demokrasi götürülmeliymiş. Bi an için, bölücü AKP’lilerin hezeyanlarının doğru olduğunu varsayalım. Beşar ESAD, diktatörse ve Suriye’de demokrasi yoksa; bu ancak yukarıda, ilk paragrafta ifade ettiğimiz yapılanmanın gerçekleşmesiyle mümkündür ve tabii uzun yaşayabilmesi için de, bizzat ilgili toplumun iç dinamiklerinin kendi ihtiyaçlarına uygun üretecekleri çözümler çaredir…

 

Diktatör Beşar ESAD’ı devirip Suriye’ye demokrasi götüreceğini söyleyen sömürgeciler ve işbirlikçi AKP; Amerika’yla “ılımlı muhalifleri” eğit donat anlaşması imzaladı.[1], [2], [3], [4], [5], [6], [7], [8] “Ilımlı muhalif” dedikleri, El-nusra, El-kaide, IŞİD terör gruplarının dışında kalan cahil cühela topluluğu; bunların hiçbirinin akıl sağlığı olmadığı gibi, tek yaptıkları, uyuşturucu kullanmak, intihar saldırısı düzenlemek ve insan öldürmek. Bunlar mı “ılımlı muhalif”? Bunlar “Ilımlı muhalif”se ılımlı olmayan muhalifleri düşünemiyorum. Bölücü AKP’nin medyasında çıkan haberlere göre, Amerika’yla yapılan eğit donat anlaşmasının gereğince, 5 bin silahlı militan ülkemizde barındırılıp beslenecek ve Beşar ESAD’ı devirip rejimi değiştirmek için Suriye’ye gönderilecek. Aslında, söylenmek istenen, mart 2011 tarihinden beri Suriye’de çıkarttırılan iç karışıklığı devam ettirecekleridir…

 

Demokrasi ve dolayısıyla hukuk yapısı inşa etme, ne zamandan beri silahla yapılır oldu? Sömürgeciler ve işbirlikçileri AKP; demokrasi götürmeyi dolayısıyla hukuk yapısı inşa etmeyi iç kurumlarla değil de, silahla yaparlarsa, bu kural hâline gelir ve yarın kendilerine de aynısının uygulanmasına hak doğuracağını hatırlamalılar. Bizim asıl söylemek istediğimiz; ülkemiz, terör kamplarıyla doldurulup komşu ülkeye terör ihraç ederken, yarın bu terörün bize de yönelme olasılığının bulunduğudur. Burada yapılanların demokrasi götürmeyle hiçbir ilgisi yok; sömürgecilerin gerçek amacı, Irak’tan sonra Suriye’yi de bölmek. Ülkemizde, “çözüm süreci” denilen bölücü AKP’nin uygulaması da aynı konuyla bağlantılıdır…

 

Aklı başında, vicdanlı tüm insanlarımızı uyarmayı tarihi bir görev sayıyorum ve diyorum ki: Artık otçuluğu, yemciliği, yalcılığı bırakın. Yangın büyüyor ve her birimizi içine alması an meselesidir…

 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) yetkilileri 2014 sonuna kadar dünya genelindeki Suriyeli mülteci sayısının 4 milyon 100 bin’i; Türkiye’dekilerin ise 1,5 milyonu bulacağı ifade edildi. Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezi verilerine göre, 2 Temmuz 2014 itibariyle yakın coğrafyadaki Suriyeli mültecilerin %28’i Türkiye’de barınmaktadır…

 

Türkiye’deki 10 ilde kurulan 22 kampta, yaklaşık 220.000 (iki yüz yirmi bin) Suriyeli bulunuyor. Ancak kamplar dışında yaşayan 1 milyondan fazla Suriyelinin sadece 515.000’i (beş yüz on beş bin’i) kayıt altına alındı; yani kayıtsız şekilde ülkemizde yaklaşık 500 binden fazla Suriyeli var. Yine BM verilerine göre, Türkiye’nin Suriyeliler için bugüne kadar harcadığı para tutarı 3,5 milyar doları (eski parayla 8 katrilyonu) geçti…

 

Bunlar bedava her türlü imkândan fazlasıyla yararlandırıldıkları hâlde; kapkaç, fuhuş gibi adi suçları işlemekten de geri kalmıyorlar. Bazılarının ellerine tutuşturulan makineler de oyuncak değil ve yarın her birinize bunları döndürebilirler. İsrail’in güvenliği için, çevresinde oluşturulmaya çalışılan kiralık tetikçi çete devletine katkı sunan AKP’yi destekleyenler; hiç değilse bundan sonra desteğinizi geri çekin. Bu insanlık suçuna daha fazla ortak olmayın. Bireysel, anlık, geçici yaşamsal çıkarlarınıza yenilerek kendinizi satmayın. Haysiyetli, şerefli, onurlu olursanız uzun vadede yüz kızarıklığınızdan kurtulabileceğiniz gibi; kazançlı da çıkacaksınız merak etmeyin…

 

Şimdiye kadar desteklenen bölücü AKP, iktidar süresini uzatıp biraz daha hırsızlık yapabilmek için dış politikayı uluslararası rüşvet olarak kullandı. Sömürgecilerle işbirliği yapan AKP, Suriye’yi bölmeye yardım ve yataklık ederek Suriye’yi Rusya’nın kucağına itti. Bu durum, şu iki açıdan Türkiye’nin zararına yol açtı:

 

1- Suriye’yi bölmeye çalışarak dolaylı yoldan Türkiye’nin de bölünmesi için çalışıldı (içerideki, açılım veya çözüm hezeyanı da bunu doğrudan destekleyen özelliktedir)

 

2- Suriye, sömürgecilerle bölünmeye çalışıldığı için Rusya’nın nüfuz alanına terk edildi. Böylece, Türkiye karşısında bu kez Amerika’dan sonra ikinci büyük güç Rusya ile de gelecekte mücadele etmek zorunda kalacak. Oysa, başlangıçta da yazdığımız gibi; Irak ve Suriye’nin iç işlerine karışılmasa ve başkalarının da karışmasına izin verilmese bu ülkeler kazanılıp Türkiye ihracat ve ithalata dayalı ekonomik nüfuz alanını genişleterek güçlenecek; Amerika ve Rusya’yı da bölgeye sokmamış olacaktı…

 

Deniz KAÇAĞAN

 

Kaynak:

[1] 21 Şubat 2015 tarihli Milli Gazete

[2] 12 Ekim 2014 tarihli Ortadoğu gazetesi

[3] 15 Ekim 2014 tarihli Milli Gazete

[4] 14 Ekim 2014 tarihli Ortadoğu gazetesi

[5] 13 Mart 2015 tarihli Milliyet gazetesi

[6] 13 Mart 2015 tarihli Yeni Mesaj gazetesi

[7] 15 Mart 2015 tarihli Yeni Mesaj gazetesi

[8] 10 Ocak 2015 tarihli Milli Gazete

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER