Asikurtlar©

BÖLGESEL HESAPLAR KIZIŞIRKEN TÜRKİYE’YE YÖNELEN TEHDİTLER ARTIYOR

BÖLGESEL HESAPLAR KIZIŞIRKEN TÜRKİYE’YE YÖNELEN TEHDİTLER ARTIYOR
25 Nisan 2016 - 8:49 'de eklendi ve 4087 kez görüntülendi.

 

 

Suriye’de 24 Şubat’ta başlayan ve IŞİD ile El Nusra’yıdışarıda tutmak suretiyle tüm tarafların olur verdiği ateşkesin ömrü kısa oldu.
Aynı şekilde Cenevre’de BM gözetiminde yürütülen görüşmeler de sonuçsuz kaldı.
Zaten ateşkesin, muhaliflerle Esad rejimi arasında sürdürülen görüşmelerin somut ve sağlıklı bir sonuca ulaşması için kilit rolü taşıdığı herkesçe kabul ediliyordu.
Birinin çökmesinin diğerini boşa düşüreceği, domino taşlarının devrilmesi misali neticeyi de çökerteceği açıktı.
Öyle de oldu…

Şimdiki durumun ortaya çıkardığı sonuç ise önceki durumlara göre daha karmaşık ve tehdit seviyesi daha yüksek.
Bu doğrultuda kimlerin nasıl bir adım atmaya başladığını gözeterek, durumun nereye varabileceği açısından genel bir değerlendirme yapılması önemli hale geliyor. Özellikle de günden güne başkanlık seçimi tartışmalarının ülke gündemine oturduğu ABD’nin…
Öncelikle sahada herkesin (görünürde) ortak düşman olarak kabul ettiği IŞİD’in gücünün büyük ölçüde kırılmaya başlandığı gözlemlendiğini söylemek gerekir.
IŞİD hala yok edilme aşamasında değil, ancak geçmiş dönemlere nazaran ilerleyemediği, hatta kontrolü altında tuttuğu sahaların bazılarını (özellikle Türkiye sınırına yakın olan bölgeleri) kaybetmeye başladığı anlaşılıyor.

IŞİD ise bu hamlelere karşılık, ısrarla Türkiye’yi hedef alarak karşı bir hamlede bulunuyor. Kilis’e neredeyse hergün bir biri ardına fırlatılan Katyuşa roketleri, Başika üssüne yönelik düzenlenen saldırılar bunu açıkça işaret ediyor.
Şayet bu durum Türkiye’yi, Suriye’ye çekmeye çalışan sinsi bir oyunun parçası değilse, IŞİD koalisyon uçaklarının kullandığı üslerin Türkiye’de bulunması ve Musul’un geri alınmasında devreye girecek güçlerin kırılması amacını taşımak sebebiyle Türkiye’ye yönelik saldırıları artırmıştır anlamına gelir.

Elbette aynı mantıkla, bu terör örgütünün Türkiye içerisinde aktif halde bulunan hücrelerini “yeni canlı bombalı saldırılar” yapmaları konusunda devreye sokabileceği sonucu da doğuyor.
Neresinden bakarsak bakalım, Türkiye için yoğunluklu terör tehdidinin ortadan kaldırıldığını söylemek güç olur, hatta mücadele daha yeni başlıyor da denilebilir.

ABD’NİN YENİ DÖNEM STRATEJİSİ
Gelelim ABD’ye…
ABD Başkanı Obama geride bıraktığımız günlerde IŞİD’le mücadelede önemli bir seviyeye gelindiğini işaret etti ve somut anlamdaki ilerlemenin 2016 yılı sonlarında görüleceğini açıkladı.
Obama’nın ifadelerinden IŞİD’e yönelik operasyonlarda Musul (Irak) ve Rakka’nın (Suriye) geri alınmasının da aynı zaman zarfı içerisinde olmak suretiyle hedeflendiği anlaşılıyor.

ABD yönetimi, ilerlemesi durdurulduğu açıklanan IŞİD’in tümüyle ortadan kaldırılması için sahadaki hareketliliğini artırdı.
Bu zamana kadar sınırlı sayıdaki askeri danışmanlarını, hava taarruzlarını ve PKK-PYD gibi “müttefik” olarak gördüğü terör örgütlerine silah desteği sağlayarak IŞİD’le mücadeleyi sürdürüyordu.

ABD’li askeri yetkililer bu çabaları, stratejinin ilk adımı olarak değerlendirirken, şimdi ikinci aşamaya geçildiğini açıklamaya başladılar.
Bunun somut emareleri de gelmeye başladı.
İlk olarak Irak’ta IŞİD’in elinde bulunan (Musul başta olmak üzere) alanların geri alınması için son derece önemli olan ve sürekli göz ardı edilen bir konuyu ABD yönetiminin ele aldığı gözlemleniyor.

IŞİD’e destek veren Sünni aşiretler ve Saddam döneminden kalma, yine bu örgüt bünyesinde kalabalık ve aktif bir şekilde bulunan Baasçılarla, ABD’li istihbaratçıların temas kurduğu bilgisi, örgütün çözülmesi için mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir adımdı ve Washginton bu adımı atmaya koyuldu.
İkinci olarak ABD yönetimi yine geride kalan hafta içerisinde Irak ve Suriye’de, IŞİD’e karşı görev yapacağı açıklanan (bir kısmı askeri danışmanlık yapacak, kalanı operasyonlarda bulunacak) 200’ün üzerinde asker ile 8 adet Apaçi taarruz helikopterini bölgeye göndereceğini açıkladı.
Bu iki adımın ortaya çıkardığı sonuç, ABD’nin bölgedeki görünürlük ve aktiflik seviyesini kademeli bir şekilde yükselttiğidir.

TÜRKİYE’YE YÖNELEN YENİ TEHDİTLER
Fakat Washington’un çabaları sürerken iki konu Türkiye için soru işaretlerinin oluşmasına neden oluyor.

Bunlardan ilki ABD’nin, IŞİD içerisindeki Sünni aşiretlerle temas kurarken, bunu olabildiğince Türkiye’den gizlemeye çalışma girişimleri, ikincisi ise bölgeye yeni askerler ve hava saldırılarında bulunacak helikopterler gönderilecekken, Türkiye sınırına yakın alanlarda, Suriye topraklarında bulunacak şekilde PKK-PYD’den hava üsleri temin etmeleridir.

ABD’nin yeni dönemde IŞİD’e karşı askeri hareketliliğini daha da artıracağı gibi, buna paralel olarak sahada partneri olarak kabul ettiği PKK-PYD’ye olan desteğini yükselteceği, yanına yeni çözüm ortakları katarak, Türkiye üzerindeki baskısını tahkim edeceği gözlemlenebilir.
Bu baskının neler olduğu ise artık herkesin malumudur.

Sözde çözüm sürecine geri dönülmesi, PKK-PYD’nin Suriye’deki kazanımlarına ve ilerleyişine ses çıkarılmaması, IŞİD’e karşı mücadelede daha aktif tutum sergilenmesi, Irak’ta müsaade edilen sınırın aşılmaması akla ilk gelen konular.
Bununla beraber ABD yönetimi, PKK-PYD ile Esad rejimi arasında çatışmaların başlaması ile Suudi Arabistan başta olmak üzere Suriye krizine bu ülkeyle aynı ölçüde yaklaşan diğer tarafların gönlünü alabilmek adına “ılımlı muhalifler” olarak tanımlanan gruba bazı yeni silahların ulaştırılmasına ses çıkarmadığı gibi teşvik edici konumda da bulunabilir.

MANPAD olarak adlandırılan ısı güdümlü hava savunma füzelerinin ılımlı muhaliflere verilmeye başlandığına yönelik haberler bu görüşü teyit eder niteliktedir.
Fakat böylesi bir durumda, örneğin Halep’i kuşatan Esad rejimine destek veren Rusya’nın savaş uçaklarına karşı aynı füzeler kullanılır ve sonucunda bazı Rus savaş uçakları düşürülürse, bu durum ne gibi bir sonuç doğurur?

Rusya böylesi bir olay karşısında sahadaki gruplar haricinde diğer taraflar ve ülkelere nasıl tepki verir?
Suriye’de ne gibi yeni saha koşullarını ortaya çıkar?
Bu soruların cevabı şimdilik belirsizdir.
Ancak kesin olan tek konu, Suriye ve Irak’ta yaşanan savaşın hiç olmadığı kadar büyük bir çapa ve şiddete ulaşması ihtimalinin günden güne arttığıdır.
Böylesi bir durumda olumsuz olarak etkilenecek olan ülkelerin en başındaysa ne yazık ki Türkiye geliyor.

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER