SON DAKİKA

KONTROLLÜ HERO

Gündem Yazıları

NEDEN TURANCIYIZ?

Gündem Yazıları

BİZDEN ÖNCE, BENDEN SONRA…

Bu haber 02 Ocak 2017 - 23:46 'de eklendi ve 3 kez görüntülendi.

Sayın Cumhurbaşkanı, her platformda üstüne basa basa güncel icraatlarını anlatırken devamlı “bizden önce” ifadesi ile sözlerine başlardı. Her ne olduysa Sayın Cumhurbaşkanı bir süredir “bizden önce”, “önceki hükümetler”, “AKP den önce” gibi ifadeleri kullanmaz oldu. Elbette bu geri adımın ardında 15 Temmuz sonrası Türkiyesinin düşürüldüğü içler acısı durum vardır. Ama daha da önemlisi Cumhuriyet tarihimizin 80 yılı ile son 15 yılı arasındaki mukayeselerin ortaya koyduğu datalardır.

Bu mukayeseleri gerek başbakanlığı döneminde gerekse Cumhurbaşkanlığı döneminde Sayın Cumhurbaşkanı sıkça yapıp, koalisyon hükümetleri ile kendisinin başında olduğu tek parti iktidarları arasında değerlendirmeler yaparak AKP hükümetlerini millete Allah’ın bir lutfu gibi algılatmaya çalışmıştır.

Medya üzerinde kurduğu illegal hakimiyetle de bu kıyaslamaların adil kıyaslamalar olmadığını anlatmaya çalışan bilim adamlarının ve siyasetçilerin ekranlara çıkmasına mani olarak gerçeklerin milletten saklanmasını sağlamıştır. Alo Fatih olayını hatırlatmaya gerek yok sanırım.

Esasen son günlerde Sayın Cumhurbaşkanının önceki hükümetler ile AKP hükümetlerini kıyaslamak şöyle dursun, “kendi atadığı” başbakanlar ile kendi başbakanlığı dönemini kıyaslamak, hatta kendi belirlediği başbakanların icraatlarını eleştirir bir tavır takınmak gibi bir üsluba yöneldiğini görüyoruz.

Git gide , “bizden önce” ifadesi “benim dönemim” ifadesi ile yer değiştirmeye başlamış ve gerek Davutoğlu hükümetlerini gerekse Binali Yıldırım hükümetini yerden yere vurur bir noktaya ulaşmıştır.

Elbette Sayın Cumhurbaşkanındaki bu değişikliğin temelinde yatan gerçek, seksen yılda başımıza gelen felaketlerin kat kat fazlasının son 15 yılda ülkemizin tepesinde oluşturduğu kara bulutların kasvetidir.

Ekonomik değerlendirme yaptığımızda seksen yılda gerçekleşen dış borçlanmanın kat be kat fazlası 15 yıllık AKP iktidarları döneminde gerçekleşti. Rakamları merak edenler internet üzerinden gerekli bilgilere ulaşabilirler; ben burada rakamlarla zihinleri meşgul etmeyeceğim.

Büyüme hızı, İşsizlik, cari açık, üretim potansiyeli, döviz yönetimi, faiz politikaları, enflasyon gibi birçok başlığı enine boyuna değerlendirdiğimizde ekonominin her alanında tam manasıyla bir fiyasko ile karşılaşıyoruz.

Hukuk ve adalet, demokratikleşme, insan hakları, basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü gibi kişi hak ve özgülükleri alanında gelinen nokta, OHAL uzatmalarından sonra sıkıyönetim ilan edilsin mi tarzında soruların havada uçuştuğu bir Türkiye’de kitap yazıp yayınlamak suç olarak kabul edilir hale geldi. İcra dosyalarının sayısı ise hafızaların alamayacağı rakamlarla ifade edilir oldu.

Eğitim öğretimin iflas ettiği, kültür anlayışının tarihi bağlarımızdan tamamen koparıldığı, turizmin can çekiştiği Türkiye, boşanmaların artış hızını tartışmaktan utanır oldu.

Tüm bu vahim olayların ardından kendini temize çıkarıp, sorumluluğu üzerinden atmaya çalışan Cumhurbaşkanı, “bizden önce şöyleydi” diye başlayan cümleleri kurmaktan ziyade , “Benden sonra şöyle oldu” tarzında yaklaşımlarla milletin öfkesini kendisinden uzak tutmaya çalışmaktadır. Başkanlıkla ilgili hükümete talimat veren Cumhurbaşkanı, idam ile ilgili konu sorulduğunda topu meclise atıp, getirilerse hemen onaylarım diyerek, yeni dönemin ipuçlarını da bizlere vermektedir. “Ben” diye başlayan cümleler, “biz” cümlelerinin yerini alıyorsa ve de “yalnızlık” edebiyatı ile süsleniyorsa toplumun hiç haz etmediği kibir ve enaniyet tavırlarının çöküşün işaretçileri arasında sayılmasını da hesap etmek gerekir.

Cumhurbaşkanına yakın medya kuruluşlarının dış politikada yaşadığımız çıkmazların sorumlusu olarak Davutoğlu’nu göstermesi, gene aynı medya kuruluşlarının ekonomideki çöküşü Merkez Bankasının faiz politikasına bağlaması gibi atraksiyonlar da işte bu aklama ve kaçış operasyonu ile ilgilidir.

Sonuç ortadadır, Türkiye tarihinde görülmemiş bir topyekün çöküşün kıyısına getirilmiştir. Bu çöküşün birinci dereceden sorumlularının halka ve yargıya hesap vermelerini sağlamak şöyle dursun, bu gün seçim olsa diye yapılan anketlerde hala iktidar partisin birinci sıralarda çıkması bu millet açısından utanç vericidir.

Ondört yıl boyunca mevcut sistemden nemalanıp ülkeyi tek başına yönetenlerin tam da çöküş sürecinin ortalarında sistem tartışmaları ile suçu anayasaya yüklemeye çalışmalarını görememek tam anlamıyla ahmaklıktır.

Meşruluğu tartışma konusu yapılan parlamento ülkeyi bu çıkmazdan çıkarmak ve millete olan borcunu ödemek adına derhal erken genel seçim kararı almalı ve iktidar partisinin devlet imkanları ile seçim çalışması yapmasının önüne geçmelidir. Şimdiden belediyelerin açtığı bayrak ihaleleri önümüzdeki sürecin yapısı hakkında fikir vermeye başlamıştır.

Milletin namusu ayaklar altına alınmışken, milli bir hükümetin varlığına hiç bu kadar ihtiyaç duyulmamışken siyasete yapılacak pansumanın kangren tedavisine bir daha geçit vermeyeceğinin milletçe algılanması gerekir.

 

Abdullah ERGUN

Abdullah ERGUNabdullah@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.