Asikurtlar©

Biz Hala Başbuğun İzindeyiz

Biz Hala Başbuğun İzindeyiz
13 Mayıs 2016 - 9:31 'de eklendi ve 4171 kez görüntülendi.

 

 

Bir televizyon programında Ahmet Şafak soruyor, Meral hanım cevaplıyor:
“İlke, bilgi, inanç, dürüstlük, karakter ve tarihsel liderlik desek aklınıza kim gelir?
Akşener : “Tabi ki Sayın Doktor Devlet Bahçeli!” Evet aynen böyle diyor hanım abla. Aslında gerçekleri söylüyor. İyi de o zaman şimdi ne değişti de, ilkeli, bilgili, inançlı, dürüst, karakterli ve tarihsel lider diye tanımladığı Lider Devlet Bahçeli’nin karşısına ayak oyunları ile çıkıyor, böyle bir şeyi neden yapıyor?

Bilmiyorlar mı, Lider Bahçeli’nin karşısında olmak, sayın Ümit Özdağ’ın dediği gibi anayasanın ilk 4 maddesine karşı olmak gibidir. Karşısına aday diye çıkanlar tarafından böylesine değer atfedilen başka biri var mıdır? Hem birinin Liderliğini, büyüklüğünü kabul edeceksiniz, sonra karşısına adayım diye çıkacaksınız.
İlk önce niye bu kadar acele ediyorsunuz demiştik. Sonra olağan kongrenin zorluğundan söz etmiştik. Böyle bir kongrenin 81 vilayette ve ilçelerinde gerçekleşeceğini, bunun onlar için çok zor ve uzun bir şey olduğunu yazmıştık.

Tavşan partisini kurup havuç tarlasına dalmak isteyen tavşanların acelesini yaşayanlar bu süreci bekleyemezlerdi ve öyle de oldu. Israrla 15 Mayıs günü olağanüstü kongre olacak dediler. “Sizin gelinin işi oldu” diyen hakim bayanın verdiği kararla, “amaca giden her yol mubah” diyerek her yolu denemişler, çıkmadık candan ümit vardır diyerek denemeye devam etmektedirler.

Memleketin yangın yerine döndüğü bu ortamda Milliyetçi Ülkücü Hareketi iç işlerine mahkum edenler, bunu isteyen, gaye edinen adamların isteklerine alet olmaktadırlar. Bu adayım diyenlerin peşinden gidenler, sadece bir iktidar hırsıyla yürüyorlar. Bu yolda bütün bu oyunları oynayanların arasında bazıları ön safları tutmakta, yarın bir şey olursa hemen elde edecekleri makamları düşünmektedirler.

İçinden geçtiğimiz süreç; Allah rahmet eylesin Bağbuğun ilkelerinin, hayallerinin, fikirlerinin yaşamasını isteyip de yanında duranlarla, Ülkücü tavır ve insan olma, amaca giden her yol mubahtır anlayışına karşı olanların Allahlarına ve de Ülkücü iradeye güvenenlerin, ilkelerin var olmasını isteyenlerle; iktidar olalım da nasıl olursak olalım

Makyavelist düşüncede olanların mücadele sürecidir.
İnsan bu süreç içinde kendini de değerlendirmeli, hesaplaşmalı, öz eleştiri yapmalıdır. Tüm arkadaşların bir hikayesi vardır. Ben Hareketin içinde köşe sahibi olan, gönül dostlukları kuran bir Ülkücü olamaya çalışan, dostlukların, davanın, demokrasinin, vefanın, sadakatin ıspanak fiyatına satanlardan olmadım, olamam. Yanımda bulunanlar, beni yakından tanıyanlar şahittir ki, davanın dışında ne bir şey savundum ne tek kelime ettim.

Kah Hareketin içinde aktif görevler aldım, nefsimi ayaklarımın altında çiğnedim Ülkücülük hukukunu, kardeşliği ön plana çıkarttım. Kah Hareketin fikir işçiliğini yaptım hala yapmaktayım. Beni sevmeyenler bile, benim düşüncelerime karşı olanlar bile bunun aksi yönünde bir şey söyleyemez.

Yazılarımla, kitaplarımla, verdiğim konferanslarla, tarih şuuru, milli şuur oluşturmaya çalışanlara kendimce katkı yapmaya çalışan biriyim. İlkeler üzerinden yaşamayı ve tartışmayı ilke edinmiş biri olarak hep ilkesel bütünlük içinde olaylara baktım, bakmaktayım. Bunu gerçekleştirirken, her zaman üslubunuza dikkat edin dedim. Lidere hakaret etmeyin, bu sizin savunduğunuz kişiye de hakaret hakkını doğurur dedim. Lidere küfür eden, tanımıyorum, defolup gitsin diyenlerin Ülkücü adap ve terbiye dışına çıkacağını ve bu yüzden Ülkücü olamayacağını yazdım durdum. Sözümüz dinlensin diye, -dinleyenlerden Allah razı olsun- sakal bile bıraktım(!)

Ancak bazen ne yaparsanız yapın, ne yazarsanız yazın olmuyor. Kendilerince yaptıkları bir hareketi dik duruş olarak niteleyenler, aynı dik duruş dedikleri davranışı yine kendi yaptıklarıyla, savunduklarıyla bozabiliyorlar. Geçen gün facebookta bir şey paylaştım. Yazıya konu olan arkadaşlar üzülmüşler; anacak inanın ben onlardan daha çok üzüldüm. Beni böyle bir paylaşıma ittikleri için. Orada temsil mekanizmasında oturdukları için sendikacılar diye hitap ettim.

Bu hitap şekliyle hepsini bir kefeye koymuş değilim o fotoğrafta olan arkadaşları kast ederek böyle bir laf ettim. Onlar gibi düşünmeyen sendikacı arkadaşlarımı tenzih ederim. Temsil makamlarında olup da yaptıkları faaliyetlerde Ülkücü olan üyelerine, Bozkurt yapmayın, üç hilalli bayrak açmayın biz sendikacıyız deyip de, hanım ablayla poz verip, onu destekleyen yazılar yazıp yayınlayanları kast ediyorum. Aynı şekilde MHP koltuklarında oturup Lider Devlet Bahçeli haricindeki kişilere, “genel başkanım” diyenlere de aynı şeyleri söylüyorum. O zaman istifa edin kardeşim! Hem o koltukta oturacaksın hem de başkasına genel başkanım diyeceksin. Böyle bir dünya yok!

“Bizim Allah’tan başka himmet beklediğimiz, milletten başka yardım istediğiz yoktur, aksini söyleyenler hadsizdir, müfteridir, seviyesizdir. Bu kadar ağır konuşuyorum; kim neye layıksa biz onu söyler, onu dile getirirz.” Lider Devlet

Bahçeli’nin söylediği bu söz ne kadar da güzel, ok gibi dosdoğru bir söz e bende tüm kalbimle katılıyorum.
Sağlıcakla kalın!

Fikri Atılbaz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER