SON DAKİKA

Biz değil onlar kaybediyor

Bu haber 30 Kasım 2017 - 19:58 'de eklendi ve 3.101 kez görüntülendi.

Hükümetin yıllarca süren yanlışları bir tarafa bırakıp, ülke menfaatlerini esas alan tutarlı, kararlı ve etkili bir dış politika izlemesinin başta bölgemizdeki gelişmeler olmak üzere, birçok dengeyi nasıl değiştirdiğini memnuniyetle izliyoruz. Milli ve yerli olmak lafta kalmayıp uygulamaya da yansıyınca, kazanan her zaman Türk milleti oluyor.

YERLİ VE MİLLİ ÇİZGİ
15 Temmuz bir dönüm noktası olmuş, FETÖ denilen melanetin şerrinden millileşme gibi bir hayır doğmuştur. Ülkeyi yönetenler nihayet MHP’nin yıllardır ısrarla ve inatla söylediği, tavsiye ve teşvik ettiği milli çizgiye gelmişlerdir. Bu durumda MHP’ye de düşen doğruların yanında durmak, destek olmak ve yol açmaktır. Ve bu yapılmaktadır. Ahmet Davutoğlu ve Bülent Arınçgillerin AKP’nin teslimiyetçi çizgisinden vazgeçmesi, milli ve yerli çizgiye gerçek anlamıyla yaklaşmasından rahatsız olmaları kendi sorunlarıdır. Bu yüzden kendi partilerine ve liderlerine söyleyemediklerini, bu doğru çizgiye gelinmesinde sebep olarak gördükleri MHP’ye söylemeleri ise kendi çaresizliklerin hazin bir tezahürü olmaktan başka bir anlam ve önem ifade etmiyor.

ÜLKE KAZANIYOR
MHP düşmanları hiç boşuna debelenmesinler. MHP’nin tavsiye ve yönlendirmelerinin ne kadar isabetli, faydalı ve sonuç verici olduğunu gören AKP yönetimi, hem kendinin hem ülkenin kazandığının farkındadır. Bu durumda MHP ile daha sıcak ilişkiler kurmak siyasetin de, ahlakın da, izanın da gereği olmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı bu durumdan son derece memnun olduğunu defalarca belirtmiştir. Sayın Başbakan daha dün, “Tek başına güçlü iktidarı olabildiğince büyük destekle sağlamak için MHP ile birlikteliğe gidebiliriz. MHP ile birçok konuda aynı düşünüyoruz. Şimdi pek çok konuda birlikte hareket ettiğimiz parti ile neden yine beraber hareket etmeyelim? Buna engel bir sebep yok. Bu, gücümüz yetmediği için değil, yarısından çok daha fazlasının oyunu almak için olabilir. İttifak için siyasi partiler ve Seçim Kanunu’nda düzenleme yapılması düşünülebilir” deme ihtiyacı hissetmiştir.

SAHADAKİ YANSIMALAR
Bu gerçekleri asıl önemli ve değerli kılan sahadaki yansımasıdır. Ülke menfaatlerini öncelikleyen milli politikalar, ilk başta muhataplarımızı da çok rahatsız etti. AB’den ABD’ye Rusya’dan Almanya’ya, hatta İsrail’den Suudi Arabistan’a kadar birçok ülke Türkiye’nin bu sağlam ve kararlı duruşu karşında çok ağır tepkiler verdiler. Tehditler savurmakla kalmadılar, Türkiye’yi yıldırmak ve sindirmek için ellerinden geleni yaptılar. İşi terör örgütleriyle açık ve aleni işbirliğine kadar götürdüler. Hala da bundan vazgeçmiş değillerdir. Ancak, Türkiye bütün bunların üzerinden gelecek güce, imkana, potansiyele ve zekaya sahiptir. Yeter ki, bunu kullanmayı bilelim. Nitekim, bu kararlılık sonuç vermeye başlamıştır. ABD tarihte görülmemiş alçaklıklara imza atmış olmasına rağmen hiçbir sonuç alamamıştır.Kaybedenin Türkiye değil, kendisinin olduğunu artık anlamaya başlamıştır. Trump’ın PKK uzantısı PYD’ye artık silah verilmeyeceğini açıklaması bunun sonucudur. Her ne kadar ABD’nin derinlikleri bu durumu içine sindirememiş olsa da, yapabilecekleri bir şey yoktur. Daha da önemlisi Türkiye’nin bu milli çizgisi ve sağlam duruşu ABD’nin içindeki dalgalanmaları, çalkantıları, hatta çözülmeleri de hızlandırmaktadır. Aynı şey AB için de geçerlidir. Türkiye ile takışmak, çekişmek ve restleşmek bize bir kaybettirdiyse, onlara beş kaybettiriyor. Almanya son dönemin en büyük sıkıntılarını yaşarken, AB’nin geleceğindeki belirsizlik daha da büyüyor.

AFRİN’İ TEMİZLEMEK ŞART
Sorunlarımız çok ve derindir. Kat etmemiz gerekin büyük mesafeler var. Suriye sınırımız büyük ölçüde tehdit altındadır. Fırat Kalkanı Operasyonu ile sağladığımız avantajı İdlip’le birlikte çok daha ileri götürdük. Ancak, Membiç ve özellikle Afrin hala büyük tehlike oluşturuyor. Her ne pahasına olursa olsun Afrin’i temizlemek şarttır. Bunun başarılması durumunda sadece terör örgütlerini püskürtmekle, güvenliğimiz sağlanmış olmakla kalmayacağız. Bölgedeki dengeler daha hızlı değişecek, Türkiye’nin eli çok daha güçlenecek, etkinliği artacaktır. Buna bir de Soçi mutabakatını tamamlayan ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü teminat altına alan bir süreç eklenirse, işimiz çok daha kolaylaşır.

DİKKATLİ OLMALIYIZ
ABD bütün bu gelişmelerin farkındadır. Kaybettiğini görüyor. Terör örgütleriyle işbirliği yaparak bir yere varamayacağını da anlamaya başlamıştır. Yakında çok daha farklı ve yeni gelişmelere şahitlik edebiliriz. Rusya ve İran’la olan yakınlaşmaya alternatif olabilecek yeni tekliflerle gelebilirler. Burada yapılması gereken her ihtimali düşünmektir. Rusya ve İran’la menfaatlerimiz gereği şu anda iyi ilişkiler içindeyiz. Doğru kararlar alınıyor. Ancak, bu iki ülkenin de her an kendi çıkarları için farklı ve bugünün tam tersi olabilecek bir çizgiye evrilebilecekleri de unutulmamalıdır. Dolayısı ile bizim için önemli olan kendi durumumuzdur.

EKONOMİ ÜZERİNDEN GELİYORLAR
Bütün bunlar yaşanırken içeride de büyük sorunlarımızın olduğunu elbette unutmuyoruz. Özellikle ekonomi üzerinden yeni bir darboğaz oluşturmak için yoğun çabaların sarf edildiğinin farkındayız. Hatta bunun olabileceğini aylar öncesinden yazmış ve hazırlıklı olunması gerektiğini söylemiştir. ABD’deki Rıza Sarraf davası tamamen Türk ekonomisini çökertmeye yönelik bir hal almıştır. Bunu anlayabiliyoruz da, CHP’nin ABD ve Türkiye ile meselesi olanların işini kolaylaştıracak bir yol izlemesini ne anlayabiliyoruz, ne kabul ediyoruz. AKP’nin gitmesi uğruna ülkenin felakete sürüklenmesine izin vermek ancak ihanetle izah edilebilir.

Orhan Karataş

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.