Asikurtlar©

BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE GÖRMÜŞTÜK: PKK İLE MASAYA OTURMAK

BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE GÖRMÜŞTÜK: PKK İLE MASAYA OTURMAK
30 Ocak 2016 - 21:32 'de eklendi ve 3911 kez görüntülendi.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye’yi ziyaretinden sonra AKP’de hummalı bir çalışma başladı.
Eşbaşkan rolünde, çalışkanlığını bu zamana kadar BOP’un patronuna her hali ile kanıtlayan AKP’deki bu hareketlilik, önümüzdeki günlerin ipuçlarını şimdiden görmeye olanak sağlıyor.
Fakat bunu tariflemeye geçmeden önce Joe Biden’ın, MHP’nin yediden yetmişe herkesin takdirini toplayan duruşla “Türkiye’nin iç meseleleri yabancı bir devlet mensubuyla konuşulamaz” ilkesini ortaya koyarak katılmadığı toplantıda AKP,CHP ve HDP’li milletvekilleri ile hangi konuları görüştüğüne dikkat çekmek önemlidir.
Biden milletvekilleri ile yaptığı o toplantıda üç konu üzerinde durmuş, kimilerine göre fikir alışverişi, kimilerine göreyse “talimat yüklemesi” yapmıştı.
Bu konular: Yeni Anayasa, sözde çözüm süreci ve başkanlık sistemiydi.
Elbette aynı konuların biraz daha geniş perspektifli hali Biden’ın Erdoğan ve Davutoğlu ile yaptığı görüşmelerde de ele alındı.
Fark olarak kabul edilebilecek tek yan içeriğin bu görüşmelerde daha kapsamlı olmasıydı ama özdeki ölçü aynı kaldı ve ABD, Biden aracılığı ile AKP’ye “çözüm sürecine bir an evvel geri dönün” çağrısını yaptı.
Çünkü ABD yönetimi Suriye’deki “ortağı” PYD’den vaz geçecek gibi durmuyor.
Dahası bu mevcut durumu izah etmekten öte gelecek açısından da aynı anlamı taşıyan bir niteliğe sahip ve durumun uzun soluklu bir ilişkiyi andırdığı her halinden belli.
Boşu boşuna ABD gibi küresel bir gücün Suriye’nin kuzeyinde, PYD’nin kontrol ettiği alanda “askeri üs kurma” çabası içerisinde olduğunu söylemek anlamsız olur.
* * *
Anlamı şu: ABD, Suriye’nin geleceğinde PYD’ye yer açıyor ve bunun sürekli olması için askeri-siyasi desteğini esirgemediği gibi uzun soluklu olması ve güvence vermesi için atılması gereken tüm adımları atıyor.
Fakat Türkiye PYD’ye karşı çıktığı müddetçe, işlerin umduğu gibi gitmeyeceğinin de farkında.
Neticede PYD’nin, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olduğunu, örgütün silahlı yapılanması olan YPG’nin bizzat Kandil tarafından yönetildiğini, siyasi yapılanmanın ise KCK’nın işlevine birebir uyacak şekilde oluşturulduğunu ABD çok iyi biliyor.
Bu nedenle PKK’ya karşı Türkiye’nin düzenlediği operasyonlar, PYD’nin mevcudiyetini de tehlikeye attığından, ABD’nin bölgesel hesaplarındaki mevcut tablonun önceliği AKP ile PKK’nın bir an evvel sözde çözüm masasına yeniden oturmalarıdır.
AKP’nin de bu kapıyı en başından itibaren açık tutuğunu hatırlatmak gerekir.
20 Temmuz’da evlerinde uyuyan iki polisimizi şehit eden PKK’ya karşı başlatılan askeri operasyonlar sürerken, Erdoğan’ın “çözüm süreci bitti” yerine “çözüm süreci buzdolabına alındı” ifadesini kullanması açık bırakılan kapının işaretlerini vermişti.
İlginçtir Biden’in ziyaretinin hemen ardından, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, içerisinde “Türk Milleti” ifadesi geçtiği için milletvekili yeminini dahi olması gerektiği gibi kasıtlı olarak okumayan HDP’li Leyla Zana ile Erdoğan’ın baş başa görüşeceğini açıkladı.
Aslına bakarsanız bu durum bize hiçte yabancı gelmiyor.
Ve dahası PKK ile yeniden ihanet masasına oturulacağının birincil derecedeki işaretini vermiş oluyor.
* * *
Çünkü 2012 yılının son haftalarında Erdoğan’ın katıldığı bir televizyon programında PKK ile görüşüldüğünü açıklamasından yaklaşık olarak 5 ay evvel Erdoğan, Leyla Zana ile görüşmüş ve bu görüşmede henüz adı dahi konmamış olan “çözüm süreci” konusu ele alınmıştı.
Ancak Zana ile Haziran 2012’de görüşen Erdoğan’ın PKK ile pazarlık masasına oturduğu zaman arasında kullandığı dile de dikkat etmek gerekir. Zira Kasım 2012 de Erdoğan “İdamın geri gelebileceğini, BDP’lilerin (bugünün HDP’lileri) dokunulmazlığının kaldırılabileceğini” açıkça ifade eden sözleri olmuştu.
Tıpkı bugünlerde PKK’yı ve HDP’yi hedef alan ancak bir türlü neticesi ortaya çıkmayan “HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılması” meselesi o dönemde konuşulmuş, sonuçta dokunulmazlıklar kaldırılmamış ama sözde çözüm sürecinde masaya oturulmuştu!
Şimdi de “Özerklik adı altında devlet içinde devlet kurmaya çalışanlarına dünyayı yıkarız” sözlerini söyleyen Erdoğan’ın samimiyeti tartışmaya açıktır.
Bu durum bir çelişki değil, tam tersine AKP’nin siyaset yönteminden bir örnektir.
Açık ki aynı süreç yeniden tedavüle sokulmak istenecektir. Bunun ilk işareti Leyla Zana ile görüşmek olacak, hiç şüpheniz olmasın sonrasında tıpkı Joe Biden’ın AKP’den istediği gibi “PKK ile yeniden masaya dönülmesi” talebi karşılık bulacaktır.
PKK ile bir kez daha masaya oturulmasının öncelikli nedeni ise Erdoğan’ın ve dolayısıyla AKP’nin üzerinde durduğu başkanlık sistemidir.
Bunun dayanak noktası da yine 2012-2015 arası AKP’nin İmralı ve Kandil hattı ile kurmuş olduğu yakın temas trafiğinde kendisini gösteriyor.
* * *
18 Ocak 2016 günü Cumhuriyet gazetesine açıklamada bulunan ve HDP’nin İmralı’daki terörist başı ile yapılan görüşme heyetinde bulunan Hatip Dicle’nin “Devlet heyeti ile Öcalan arasındaki görüşmelerde özyönetim konusunda nereye varılmıştı?” sorusuna verdiği “Şunu çok iyi biliyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na ilişkin çekincelerin kaldırılacağı konusunda taahhütte bulunulmuştu. Tahmin ediyorum ki, ‘Ahmet Necdet Sezer’in veto ettiği, kamu yönetimi reform yasa tasarısını yeniden gündeme getiririz, sizin sözünü ettiğiniz yerel demokrasiyi güçlendirme bu şekilde aşılabilir’ gibi bir formül geliştirilmiş olabilir. Bütün bu başlıklar izleme heyetinin mutabakatında karşılıklı imza altına alınacaktı.” cevabına bakıldığında “AKP’nin talep ettiği başkanlık karşılığında, PKK’nın talep ettiği özerklik” pazarlığında aşama kaydedilmişken mevcut siyasi tabloda bu işin yarıda bırakılmayacağı görülüyor.
Bir kez daha AKP ve Erdoğan eliyle “başkanlık sistemi” tartışmalarına doğru dümen kırdırılmak istenirken beraberinde mutlaka “PKK ile pazarlıklar” ve dolayısıyla “özerklik meselesi” gündeme gelecektir.
Çünkü geçmiş dönem tecrübesi, yaşananlar ve söylenenler olduğu gibi arşivde duruyor.
Seçimler geride kalmışken, ABD ve AB yoğun bir şekilde “yeniden PKK ile masaya oturun” çağrısı yaparken, AKP dün yarım bırakmak zorunda kaldığı işi bugün bir kez daha denemek isteyecektir.
Fakat bu sefer işi kolay değildir. Zira hem Türk Milleti hem de güvenlik güçleri PKK’nın tümüyle topraklarımızdan temizlenmesi konusunda kararlı bir duruş sergiliyor.
Başkanlık sistemi meselesinde diretmesi halindeyse AKP’nin kendisini zirvede gördüğü bir anda bitişinin geleceği hem bu nedenden, hem de 7 Haziran öncesi oluşturduğu ve yine başkanlık sistemi tartışmalarına dayandırdığı ve sonucunda 10 puanlık bir kayıp yaşadığı, millet iradesinin görüldüğü 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarına bakarak ortadadır.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER