Asikurtlar©

Birliğimizi koruyacağız, arınacağız ve iktidar olacağız..

Birliğimizi koruyacağız, arınacağız ve iktidar olacağız..
12 Temmuz 2016 - 22:46 'de eklendi ve 4403 kez görüntülendi.

 

 

Ülkücülük sadece fikir hareketi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Ülkücü istediği kadar fikirlerini savunup mücadele etmiş olsada, yaşam biçimine yansıtamadığı an başarıya ulaşamaz. Nitekim ülkücülükte fikri mücadele ile yaşam biçimi bir olmalıdır. Aynı ikiz kardeş gibi.

Ancak bu gibi önemli hususları gözardı ettiğimiz, aklımızdan çıkardığımız için maalesef günümüzde üzücü, yıkıcı ve yıpratıcı hadiseler yaşanmaktadır. Gündelik siyasi konularla oyalanmak ve yine gündelik siyasi gelişmelere göre hareket etmek ülkücülükle yakından uzaktan bir alakası yoktur ve olmamalıdır. Dolayısı ile ülkücü sadece bugünü ve yarını değil, kendi fikri ve dünya görüsü çerçevesinde mücadelesi ile yarınlara yön verir. Bunuda yaşam biçimine yansıtır.

Ülkücüler doğal olarak Ülkü Ocaklarında yetişmekte, MHP’de ise pişmektedir. Ülkücüler yaşam tarzının yanı sıra, fikri mücadelesini siyasi arenada da sürdürmektedir. Hepimizin malumudur ki, ülkücülerin yeri MHP’dir.

Ülkücü hareketin başarısını veya başarısızlığını sandıktan çıkan sonuçlara göre değerlendirmek tarihi hatadır. Bunun en büyük delili ise Başbuğ Alparslan Türkeş beyin, “Sandıktan bize tek bir oy dahi çıkmasa, İslam’dan, İnsaniyetçilikten, Türk’çülükten asla vazgeçmeyiz. Biz politikacı değil, bir Dava’nın takipçileriyiz!” sözüdür.

Unutmamalıyız ki, iktidarlık sadece TBMM’de sayısal çoğunlukta aranmamalıdır. Çünkü seçimden seçime değişen siyasi sonuçlar, doğal olarak TBMM’deki sayısal aritmetiğide değiştirmektedir. Dolayısıyla TBMM’deki iktidarlığı bir seçimde kazanıldığı gibi bir sonra ki seçimde kaydedilebilir. Ülkücüler, “Ya devlet ülküleşecek, yada Ülkücüler devletleşecek” anlayışı ile kalıcı iktidarlığı hedeflemektedir!

Tabi ki Ülkücüler siyasi alanda da iktidar olabilmek için mücadele etmeli, TBMM’deki sayısal çoğunluk ile yasamayı elinde bulundurmayı hedeflemelidir. Ancak siyasi alan amaç değil, sadece bir araç olduğunu unutmamak gerekir. Asıl iktidarlık kültürde, sanatta, eğitimde, ekonomide, sosyal yaşantıda, bürokraside, akademik çalışmalarda, ilim ve bilimde, basın ve medyada, yazarlıkta, okumada ve sayabileceğimiz bir çok alanlara hakim olmaktır. Kısaca ülkücü ilgi duyduğu ve yetenekli olduğu alanda zirveye çıkmalı ve zirvede kalıcı olmalıdır.

Bu anlayışı kenara itip sadece seçim sonuçlarına odaklanmak ve iktidarlığın sadece sandıktan çıkan sonuçmuş gibi algı oluşturmak ülkücü harekete yapılmak istenen en büyük kötülüktür. Ülkücü harekete kötülük yapan ülkücü olabilir mi sorusunuda kendimize sormamız gerekmektedir. Nitekim ülkücülüğü ve ülkücüleri sandıktan çıkan sonuçlara hapsetmek, dar alana sıkıştırmak gaflettir ve hıyanettir!

Görülmektedir ki, 1 Kasım erken genel seçimlerinde sandıktan çıkan üzücü sonuçlar baz alınarak ülkücü harekete kötülük yapılmaktadır. Paradigma değişikliği denilerek ülkücüleri kökünden koparmak, özünden saptırmak istenmektedir. Türkiye’de tarih boyunca gerek duruşu, gerekse mücadelesi ile tek fikir partisi olan MHP’ye operasyon yapılmak istenmektedir. Amaçları dün Türkeşsiz Türk milliyetçiliği idi, başaramadılar. Bugün ise MHP’siz TBMM!

Milliyetçi ülkücü hareketin liderlik makamını itibarsızlaştırmaya kalkanlar, karar organlarının aldığı kararları yok sayanlar, hangi kirli emellere ve karanlık odaklara hizmet etmekteler?

“Ya olağanüstü kurultay yapılır, yada mahkemeye gideriz” diyerek dayatmada ve baskıda bulunanlar, 47 yıllık MHP’yi mahkeme kapılarına düşürerek neyi amaçlamaktalar?

MHP genel merkezinin 10 Temmuz 2016 Olağanüstü Kurultay çağrısını yok sayıp 19 Haziran 2016 tarihinde yapılan korsan tüzük kurultayı ile ne kadar ciddiyetsiz, samimiyetsiz, beceriksiz ve kabiliyetsiz oldukları görülmemektemidir?

Ardından mübarek Ramazan Bayram’ının ikinci günü MHP Genel Merkezinin tertiplediği bayramlaşma törenine “paralel” olarak aynı gün, ilk önce aynı saate daha sonra iki saat ertelenmesine rağmen yapılan korsan bayramlaşma ile hangi niyeti taşımaktalar?

Mübarek Ramazan Bayramında Bayramlaşmada dahi ayrıştırıcı hareket edip fitne üretenler meşrebine göre hareket etmektedir. MHP lideri Devlet Bahçeli beyinde dediği gibi, “Herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar değerlidir!”

Ülkücü hareketin liderlik makamını tartışmaya açıp itibarsızlaştırmaya yeltenenlerin, alınan kararları yok sayıp kurumsal kimliğini zedeleyenlerin, gerçek niyet ve amaçlarının, yukarıda sorduğumuz soruların cevabını aslında CIA Türkiye Masası Eski Şefi Henry Barkey’in 3 Ağustos 2014 tarihinde ki şu ifadeleri ile veriyor ve diyor ki; “Şu an Türkiye’de bir Kürdistan kurulmasına zemin oluşmadı. Türkiye’de MHP’nin oluşturduğu “Milliyetçi Direnç”in kırılması veya MHP’nin “yumuşatılması” gerekiyor!”

Halbuki ne demişti merhum Başbuğ Alparslan Türkeş; “Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.”

Hatırlatırım ki, “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” buyurmuş Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (SAV). Ülkücüler bu inanç ve şuurla hareket ettikçe hiçbir karanlık odaklar kirli hedeflerine ulaşamayacak, başaramayacaklardır!

Son olarak ülküdaşlarıma sesleniyorum!

Ben var isem, sen var isen, biz var isek, bizi kim yıkabilir ülküdaşım!
Birliğimizi ve beraberliğimizi korur, dirliğimizi muhafaza eder isek, hangi baraj bize engel olabilir ülküdaşım!

Fitne odaklarının, fesat yuvalarının ürettikleri kirli propagandalarına alet olma ülküdaşım!
Küresel güçlerin karanlık senaryolarına, kokuşmuş hesaplarına figüran olma ülküdaşım!

Sen bir değersin ve kıymetlisin. Bu kutlu davanın bir neferisin.
Milliyetçi ülkücü hareketin sigortası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve büyük Türk milletinin teminatısın!

Uzun lafın kısası, sen geleceksin ve gelecek milli şuur ve Ülkü bilinci ile seninle şekillenecek ülküdaşım!

Birliğimizi koruyacağız, arınacağız ve iktidar olacağız!

Rıfat PAÇA

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER