SON DAKİKA

“Birey” Onların Olsun!..

Bu haber 07 Kasım 2013 - 10:37 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

Türk milletine bireycilik “hastalığı” liberal kapitalizmle birlikte Özal’lı yıllarda girdi. Şimdi vatandaş, “sürüden bağımsız” hareket edince kendisinin “şahsiyet” olduğunu zannediyor. Oysa bu eğilim, “yaşanması zorlaştıkça Türklük’ten kaçış hastalığı”dır. Türklük “yalnız” yaşanmaz.

Bu hastalık Ülkücüye de bulaştı. İlk hastalanan da iri gövdesiyle ve Ahilik görmemiş doğu Karadeniz versiyonlu kimliğiyle bizim Yaşar Okuyan’dı. Şimdi Halk TV’de Türklük ağıtları söylüyor.

Sonra ona ve “süper ego” Kemal Zeybek’e benzeyen başka adamlar türedi. Bunlar, kendilerine bir kaç tane mürid bulup; epeyce yükseklere “uçtular!..” Mahsüllerini şimdi Pensilvanya kargaları yiyor.

“Birey” olmaya pek hevesli bu ademler, “teşkilat disiplini”nden uzaklaştıkça adam olduklarını zannettiler.

Oysa Türk’ün, ana kültür kitlesinden ayrıldığı zaman gideceği yer, zihinsel kirlenmenin foseptik çukuruydu. Dibinde Orhan Pamuk’un malikanesi bulunan o meşhur çukur…

Ülkücünün de teşkilat disiplininden koptuğu zaman gideceği yer, devinimsizlik, atalet, nihayetinde fitne ve tükenişti.

Ben birey olarak Türkiye’nin en özgür çalışan bir “Kültür Tarihçisi”yim. Siyaset, koltuk filan değil Tarih konuşuyor. Onun için burasını lûtfen iyi dinleyiniz:

Türk’ün tanımında “birey”e yer yoktur. Milli menfaatlerinizin el verdiği ölçüde “birey” olabilirsiniz. Türk, “türemiş, çoğalmış” demektir. Onu azaltır da tekrar “tek”e, “bir”e, “birey”e düşürürseniz, Türk olmaktan çıkarırsınız.

Devletsiz, örgütsüz, ülküsüz, “bireyci” bir Türk’ün, kişilik prototipi, şahsi mesleği uğruna Helin Avşar’ın eteğini yalayan Rasim Ozan Kütahyalı’dır.

Teşkilatsız, töresiz, lidersiz, münferit bir Ülkücü’nün adı “Ülkü Devi” de olsa davasına bir hayrı olmaz. Tam tersine gençlere kötü örnek olarak zararı dokunur.

Türk’ün atletizm gibi ferdi sporlarda başarılı olmak için Afrika’dan zenci devşirdiği bir “kültür”den bahsediyoruz. Ata sporumuz olan Güreş dahi tek kişilik bir spor değildir, savaş talimidir ve bu pehlivanlık, “akıncı askerlik” disiplininden beslenir.

Türk’ü tek tek avlayabilirsiniz, aventürist bireycilik, kâşiflik, gezginlik, mucitlik ve boksörlük bize uzak mesleklerdir. Ancak toplu kavgalarda Bozkurt kültürlü, örgütlü Türk’ü yenemezsiniz. Disiplinle hareket eden ve çektiği “tekbirle” gücüne “vahdetin gücü”nü katan Türk, o şanlı tarihin müellifidir.

İsterseniz biraz da işin “tasavvufi” tarafına bakalım eğer kendini birey zanneden çok bilmişlerin egosu uçurulmuş şeyhleri, patrikleri, patronları izin verirse…

Market ekonomisine özgürce kulluk etmenin adı ne zamandır şahsiyet oldu?.. Siz “özgür bireyler” olunca “tanrıların holdingleri” ve kasaları, “ilkel dinlerin kutsal sunaklarına” benzeyen süpermarketler mi kapanacak?

Etrafınızdaki tutkularının kurbanı olmuş alış veriş manyağı insanlara bakınız, işte disiplinsiz Türk’ün sonunda gideceği yer orasıdır.

Baştan hepimiz birdik, tek parça idik ve Allah’ın uhdesindeydik. Disiplinsizlik yüzünden aldığımız cezayla içimize “birer” ruh üflendi ve dünya çilesini çekiyoruz. Fazla bireycilik, insanı tevhidin ötesine savurur ve ayete rağmen Allah’a rücuda zorlanmaya başlarsınız. Zafere giden Türk ise, “Tengri teg tengride bolmış” yani “Allah’ta kaybolan” bilge Türk’tür.

Kimse bize “şahsiyat masalları” anlatmasın… 5 Bin yıllık tarihimizde bir tane bireysel başarı gösterin bana 5 Liranın üstündeki Cahit Arf’tan ve bir iki mecnun “süper çocuk”tan başka… “Mimar Sinan…” filan demesin kimse bana… Ataları bizim köyün karşısındaki Rum mezarlığında yatıyor!..

İşte yıllardır, Liberal Kapitalizm ve bireyci kültür erozyonu, “Türk’ü” yavaş yavaş eritiyor. Bugünkü uyuyan “yüzde elli”nin de, İmralı’ya verilen selahiyetin de, yavşatıcı demokrasi paketinin de, Ahmet Kaya’ya verilen ödülün de arkasında bu “Türk’ün birey birey dağılması” süreci yatıyor.

İki bin yılda ortaya koyabildiğimiz o şanlı tarihten geriye kalan en makbul değerler:

1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2. Türk Silahlı Kuvvetleri, 3. Ülkücü Hareket’tir.

“Birinci”ye sözümüz geçmez. “İkinci” birinciye mahkum… Tabii ki “üçüncü”ye konuşacağız!..

Askerlik disiplinini kaybetmiş Türk’ün sanatkarına Abdal denir. Onu da beceremeyenin Çingene’den farkı yoktur.

Ve umumi maksat, “devlet umuru”nu yitirmiş Türk’ü çingeneleştirerek Anadolu’dan sürmektir.

Devlet umuru, Türk’ün baba mesleği… Disiplin, “beylik” tabancasıdır bize!..

“Birey” onların olsun!.. “Beylik” yeterli bize!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.