SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Bir yıl değil, bin yılda geçse unutulmaz

Bu haber 27 Aralık 2014 - 19:28 'de eklendi ve 27 kez görüntülendi.

Bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Geriye baktığımız zaman ortalığa saçılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarından ve İmralı’daki bebek katiliyle kurulan şeref masalarında ülkenin varlığının ve birliğinin pazarlığa açılmasından başka bir şey göremiyoruz.
“3 Y ile mücadele ediyoruz” diyerek yolsuzluk, yoksulluk ve yasakları kaldıracaklarını ilan edenlerin, 3 Y’nin dibine kadar gömülüp yolsuzluk markası, yoksulluğun bizzat sebebi ve yasağın en karanlığı olmalarını bütün dünya ibretle izlemektedir. Seçim meydanlarında, “tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak” nutukları atılırken, meclisten devleti dinamitleyen, milleti ayrıştıran, vatanı parçalayan, çok dilli, çok bayraklı bir yapının kanunlarını meclisten geçirdiler. Talan ve ihanetin kılıfı ancak yalan olabilir ki, AKP’nin bir yalan, talan ve ihanet yapılanması olduğu defalarca belgelenmiştir.
Böyle bir düzen ayakta kalamaz
12 yılı bir kenara bıraktık, şu son bir yıl içinde yaşananların insaf, vicdan, ahlak, iman, demokrasi, hukuk ve insanlıkla ilişkisini kurabilen varsa beri gelsin. Hiçbir değerle, hiçbir ölçüyle izah etmek mümkün olamayacağı gibi, yapılan savunmalar insan aklıyla alay etmenin çok ötesine geçmiş, şirke dönüşmüştür. Böyle bir yapının zulmü, baskıyı, sansürü, yalanı, ihaneti arttırması eşyanın tabiatı icabıdır ki, onlar da bunu yapıyorlar. Ortalığa saçılan ve bir türlü hesabı verilemeyen milyar dolarların izahını yapmak yerine, susturmayı, yıldırmayı ve bu rezillikleri masum ve makul göstermeyi tek ve değişmez yöntem haline getirdiler. Yargının bir siyasi partinin arka bahçesine dönüştüğü, herkesin bir şekilde takip edilip kontrole alındığı, medya ve internet üzerindeki ağır sansürle birlikte hakkı ve doğruyu söylemenin suç sayıldığı, bölücü hainlerin her isteğinin emir sayılıp anında yerine getirildiği, millet malının talan edildiği bir düzenin kalıcı olması mümkün müdür? Kendilerini kurtarmaya çabalarken ülkeyi yok ediyorlar.
Hukukun durumu
Ne yaptıklarının, nasıl bir düzen kurduklarının biraz ayrıntılarına girilince, çok vahim tablolarla karşılaşıyoruz. Hukuk yok edilmiş ve AKP’nin bir dairesine dönüştürülmüştür. Hukuk olmadan devlet olmaz. AKP’nin metazori bir şekilde yumruk, tekme, kaba kuvvet, kan dökme yöntemleriyle meclisten geçirdiği, düzenlemelerle, Türkiye’de bağımsız ve tarafsız yargıyı rafa kaldırmıştır. Keyfe göre, menfaate göre, zihniyete göre bir yargı sistemi kurulmuştur. Bütün mesele yargı mensuplarının bu düzene ne kadar uyacakları, ne kadar bağlı kalacaklarıdır ki, tek ve son ümit vicdanın galip gelmesindedir. Hukuka sahip çıkanlar, kurulan düzene itiraz edenler, yargının bağımsızlığına ve saygınlığına bağlı kalanlar büyük baskılarla, yıldırmalarla, sürgün tehditleri ve hatta uygulamalarıyla karşılaştılar. Ümitsiz değiliz, ama hukuku üstün kılmak artık çok ciddi bir kahramanlık gerektirmektedir.
Herkes takip altında
Kurulan bu hukuk düzeni ile hedeflenen AKP’yi her durumda, her şartta dokunulmaz kılmakla sınırlı değildir. AKP’li olmayanlara, bu karanlık düzene onay ve katkı sağlamayanlara da gözdağı verilmektedir. Ortalığa saçılan hırsızlığa, yolsuzluğa, ihanete itiraz eden herkese, “paralel devlet” tiyatrosunun içinde bir rol biçiyorlar. MİT düzenlemesiyle birlikte artık herkes takip altındadır ve yazdığı her yazıdan, attığı her adımdan, yaptığı her konuşmadan dolayı AKP düzenine hesap vermek zorunda kalabilir. Hukukun yok edilmesi AKP patentli hırsızlık ve ihanetlerin sıradan hale gelmesiyle, buna karşılık karartma, yıldırma, susturma ve yok etmenin sıradanlaşmasıyla sonuçlanacaktır. Böyle bir düzen içinde, toplumsal kargaşanın artması ve sosyal patlamaların yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Nitekim, sokaklar kaynamaktadır ve gaz bombaları, TOMA’lar ve coplarla düzeni korumaya, huzuru sağlamaya çalışıyorlar.
Bebek katili ne diyorsa o
Türkiye hırsızlığın ve oluşturulan totaliter düzenin ağır ve derin sancılarıyla kıvranırken, ihaneti hiç ihmal etmiyorlar. İmralı canisiyle kurdukları masada varılan anlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesi için yapılan tehditler sonuç vermiştir. AKP seçim öncesinde ihanet güruhuyla kurduğu ortaklığın ve şeref masasında verdiği sözlerin gereğini yerine getirmek için seferber olmuştur. Adına “demokratikleşme” dedikleri, aslı “bölme” olan paketleri gece yarısı baskınıyla meclisten geçirmişlerdir. Sadece Türk milleti değil, artık bütün dünya çok iyi biliyor ki, bu paketler İmralı canisi ile yapılan pazarlığın ve onun ellerine verdiği taslakların ürünüdür. Bebek katilinin HDP milletvekilleriyle yaptığı görüşmenin yayınlanan tutanakları bunun ispatıdır. Yapılan düzenlemelerin tamamı orada söylenenlerin yansımasıdır. Burada ilginç olan, bunun milletle irtibatlı hale getirilmek istenmesidir. İmralı canisi ve onun paralelindeki vatan millet düşmanları ne zaman millet oldu? Eğer kast ettiğiniz Türk milletiyse, bugüne kadar her hangi bir yerde, “anadilde eğitim hakkı verin, ülkenin fiilen bölünmüş halini resmi hale getirin, özerkliği kabul edin, bebek katilini serbest bırakın” diyen tek bir millet evladı gösteremezsiniz.
Tehlikeli bir dönem
Çökertilen devlet ve yargıyla birlikte çok tehlikeli bir döneme girdik. Bunun ekonomiden başlayarak, her alana olumsuz etkileri olacağını aklı başında herkes görüyor ve söylüyor. AKP’nin iktidarda kalmak için ülkenin felaketi parasına da olsa her şeyi göze aldığı ortadadır. İktidarı kaybetmeleri halinde ne olacağını iyi biliyorlar. Çözülme başlarsa bunun önüne geçemezler ve AKP geldiğinden daha hızlı gider. Ancak, orada bitmez. Bir devri sabık oluşturulacağını ve 12 yılın hesabının sorulacağını, MHP başta olmak üzere iktidar alternatifi bütün partiler ilan etmişlerdir. Kaybedecekleri şey sadece iktidar değildir. Yalan, talan ve ihanetin hesabını bir gün mutlaka verecekler. Bunu kendileri de buluyorlar ve telaşları bundandır.

Orhan Karataş

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.