Asikurtlar©

Bir Ülkücüden AKP’li Bakan Süleyman Soylu’ya kabiliyet, ciddiyet ve samimiyet dersi!

Bir Ülkücüden AKP’li Bakan Süleyman Soylu’ya kabiliyet, ciddiyet ve samimiyet dersi!
27 Aralık 2015 - 20:56 'de eklendi ve 4222 kez görüntülendi.

Devlet yönetmek kabiliyet, ciddiyet ve samimiyet ister. Bana göre başarı, sandıktan çıkan sonuçtan ziyade verilen sözlerin ve eylemlerin gerçekleşmesi ve hedefe varılmasıdır. Kabiliyetli olmayan ve gayrı ciddi tavırlar ile samimiyetsizlerin Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan veya Milletvekili olduğunu çok gördük. Bu tarz şahsiyetlerin bulunduğu siyasi yapıların ve partilerin iktidar olması, devleti ve milleti felakete sürüklediğini yaşadığımız olaylardan görmekteyiz.

Siyasi, iktisadi, eğitim, ekonomik ve sosyo-kültürel alanlarda artan sorunlar, toplumu ciddi bir buhrana sürüklemektedir. Bunun en büyük etkenlerden birisi kabiliyet, ciddiyet ve samimiyet ehli olmayanların etkili görevlere getirilmesi ve yetkilendirilmesidir.

Geçtiğimiz hafta yani 16 Aralık 2015 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ”Engelli Atanması Programı” düzenlemiştir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu kürsüden konuşmalarını yaptılar. ArdındanAKP’nin engelli Milletvekillerinden biri olan AKP Bursa Milletvekili Bennur Karaburun konuşmasını yapması için kürsüye davet edildiğinde bir engel ile karşı karşıya kalmıştır.

Düşünün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın düzenlediği ”Engelli Atanması Programı”nda kendi Milletvekiline engel çıkarmıştır. Peki# bunun sorumlusu kim? Tabi ki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu. Ne kadar kabiliyetsiz, ciddiyetsiz ve samimiyetsiz bir durum değil mi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ”Engelliler Atanması Programı” düzenlerken, bakanlığın Reşat Moralı Salonu’nu engelli kardeşlerimizin şartlarına uygun hale getirmek zorundadır. Şayet Reşat Moralı Salon’u buna müsait değil ise, şartlara uygun bir salon bulunmalı ve gereken yapılmalıydı.

AKP Bursa Milletvekili Bennur Karaburun, her Bakan ve Milletvekili gibi konuşmasını kürsüden yapmalıydı. ”Şartlar müsait değildi” veya ”salon uygun değildi” gibi bahaneler üretilmemelidir. Zira olmaz veya imkansız diye birşey yoktur. Kos koca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bunu yapacak imkanlara fazlasıyla sahip olduğunu düşünmekteyim. Yeter ki, kabiliyet, ciddiyet ve samimiyet ehli insanlar göreve getirilsin.

Kaldı ki, geçmişte siyasi iktidar AKP’ye ve dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a en ağır eleştirileri yapan eski Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu’dan kabiliyet, ciddiyet ve samimiyet ehli olmasını beklemek ne kadar doğru bir tavır olur ki.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun düşünemediğini pek farkı olmayan bir konuda bir engelli ÜLKÜCÜ düşünmüştür.
Nasıl mı?
Kendi kısıtlı imkanları ile ayakta durabilen MHP teşkilatlarını ve Ülkü Ocaklarını ziyaret edebilmek, diğer ziyaretleri rahatça gerçekleştirmek ister. Engelli Ülkücü gittiği bazı yerlerde merdiven engeline takılır ve mecburen 120 kg (artı kendisi) ağırlığındaki elektrikli tekerlekli sandalyeyi zaman zaman ülküdaşları, zaman zaman ise vatandaşları taşımak zorunda kalır. Bunun bedenen ne kadar zor olduğu ve muhtemelen verebileceği bedenen sıkıntılar mağlumdur. Nitekim ani bir yanlış hareket, bedenen çok ağır ağrılara veya kazalara sebep olabilir.

Bu sebeple engelli Ülkücü ”ben bu sorunun üstesinden gelmeliyim” der, düşünmeye ve araştırmaya başlar. Araştırırken merdivenlerden çıkan elektrikli tekerlekli sandalye bulur. 720km (gidiş-geliş) yolu göze alır ve elektrikli tekerlekli sandalyeyi bizzat yerine görmeye ve denemeye gider. ”Tamam budur” der ve resmi evrakları doldurup Sağlık sigortasına verir.

Bütün çabalara rağmen Sağlık sigortasının merdivenlerden çıkabilen tekerlekli elektrikli sandalyeyi yasal olarak karşılamanın imkanı olmadığını der. Ancak engelli ülkücünün elektrikli tekerlekli sandalyesi değişeceği için bir başka elektrikli tekerlekli sandalyeyi önerir. Engelli Ülkücü yine düşünmeye başlar ve yine çaresini bulur. Sağlık sigortasının vereceği yeni elektrikli tekerlekli sandalyeyi ülküdaşları ve vatandaşları tarafından daha rahat taşınabilmesi için, yetkililere 4 kol yapılmasını söyler ve beklemeye başlar.

Anlatmaya çalışmak istediğim şudur. Engelli Ülkücü elektrikli tekerlekli sandalyeyi istemesinde ki maksat, ülküdaşlarının ve vatandaşlarının rahatlığı, taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırmaktır. Ülküdaşlarımın ve vatandaşlarımın engelli ülkücüye severek yardımcı olduklarını ve olacaklarından zerrece şüphem yoktur. Engelli Ülkücüye Sağlık sigortası tarafından verilecek olan yeni elektrikli tekerlekli sandalyeye 4 kolun yapılmasını istemesindeki maksat, ülküdaşları ve vatandaşların tutup taşırken ellerinin acımaması ve incinmemeleridir.

Şimdi soruyorum; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu neden engelli ülkücü kadar ayrıntılı düşünememektedir? Engelli ülkücü kendinden ziyade etrafındaki ülküdaşlarını ve vatandaşları düşünürken, aynı duyarlılığı Bakan Süleyman Soylu neden gösterememektedir?

Engelli Ülkücü herkesi düşünerek bu uğraşı verip kafa yorar iken, Bakan Süleyman Soylu’nun kendi partisinden seçilen Milletvekiline yaklaşımı budur.

İşte kabiliyet, ciddiyet ve samimiyet burada ortaya çıkmaktadır!

Unutulmamalıdır ki, gideceğiniz her yere, yapacağınız her icraatta her olasılığı hesap ederek hareket etmelisiniz. ”BEN” değil, ”BİZ” diyerek nefislerimizi köretlmeliyiz.

Görülmektedir ki, devletimizi ve milletimizi kabiliyetsiz, ciddiyetsiz ve samimiyetsizler yönetmektedir. Bu iktidardan ne devletimize, nede milletimize bir hayrı dokunur. Tabi yandaşları ve candaşları hariç.

Biz ÜLKÜCÜLER ”ya Ülkücüler Devletleşecek, yada Devlet Ülkücüleşecek” derken kuru slogan gibi algılanmamalı.

Olmaz veya imkansız diye birşey yoktur. Engeller aşılmak için vardır. Yeter ki, engeller kalpte ve yürekte olmasın!

Rıfat PAÇA

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER