Asikurtlar©

BİR TAKIM “DAVA ARKADAŞLARI”MIZ…

BİR TAKIM “DAVA ARKADAŞLARI”MIZ…
12 Haziran 2016 - 17:11 'de eklendi ve 4666 kez görüntülendi.

 

Örfüne, âdetine bağlı olmakla, babasının yanında ayak ayak üstüne atmamakla, ailenin en büyüğü sofraya oturmadan yemeğe başlamamakla övünür. Bir devlet dairesine, bir makama girdiğinde ceketinin önünü kapatır, ellerini önden bağlar, iki büklüm eğilir ama Devlet Bahçeli’nin rahmetli Ecevit’in önünde ceket iliklemesinden dem vurup, yazıklar olsun der. Devlet Bahçeli’yi, kaç kere ceketinin önü açık gördüğü kocaman bir muammadır ama bu akla gelmez.

 

Ecevit’in önünde ceketini ilikliyor dediği Devlet Bahçeli’yi eleştirir de ülkücüler için “Fatiha bilmezler, ırkçılar, kafatasçılar” nitelemeleri yapıp her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söyleyen, PKK ile müzakere masası kuran, çözüm süreci adı altında Güneydoğu’yu PKK hâkimiyetine bırakan kişinin önünde makam için eğilen, ceketini ilikleyen Tuğrul Türkeş’i haklı görür, çünkü o bunlara vatana hizmet için katlanmaktadır!

 

Aynı Tuğrul Türkeş, Meclis’teki dokunulmazlık oylamasında Devlet Bahçeli’nin oturduğu sıraya gelerek “geçmiş olsun, gençleşmişsiniz” dediğinde sadece buradan hareketle Devlet Bahçeli’yi AKP ile işbirliği yapmakla, saraya biat etmekle itham etmekten de asla imtina etmez… Devlet Bahçeli yanına gelen kişiye ne zaman kaba davranmıştır, kimi geri çevirmiştir diye hiç düşünmez…

 

Devlet Bahçeli’ye “lider” denmesine karşı çıkar, tek liderinin rahmetli Alparslan Türkeş olduğunu, Devlet Bahçeli’nin sadece genel başkan olduğunu söyler ancak genel başkan adaylarından birisi için “Başbuğ” sloganı atılması hiç zoruna gitmediği gibi, Atatürk’ten esinlenme “Anatürk” yakıştırmasına da sesi çıkmaz…

 

“Bir elin yaptığı iyilikten diğer elin yaptığının haberi olmasın” düsturunu savunduğunu söyler, seçim kaygısı ile yardım ediyor demesinler diye yardım isteyen cami derneğinin talep ettiği parayı seçimden bir gün sonra gönderen Devlet Bahçeli’ye burun kıvırır…

 

“İbadetin gizlisi makbuldür” der ama Cuma namazını riya karışmasın diye gözlerden ırak kılan Devlet Bahçeli’yi beynamaz ilan eder, cami bahçelerinde resim ve röportaj veren, namaz kılma görüntülerini medyaya servis ettirenleri “iyi Müslüman” olarak görür ya da en azından bu görüntüler için “siyaset gereği” der…

 

“Şehit ailelerine sahip çıkmak namus borcumuzdur” der ama milletvekilliği maaşına hiç dokunmadan şehit ailelerine ve öğrencilere dağıtan Devlet Bahçeli sadece pek fazla gülmediği için sevimsiz adamdır onun gözünde…

 

Ağzından “davamız” sözcüğü hiç düşmez ama “gerekirse papaz elbisesi giyerim” sözünden hiçbir farkı olmayan “ne olursa olsun iktidar olmalıyız” sözünü kutsayıp, “birkaç bakanlık, üç beş daire başkanlığı gibi makamlar için ilkelerimizden vazgeçemeyiz” diyen Devlet Bahçeli’ye lanet okur… Tek başımıza iktidara yürüyoruz diyen genel başkan adaylarını pohpohlamak için yayınlanan anketlerdeki %20 oy oranı ile nasıl iktidar oluyoruz diye sormak da aklının köşesinden geçmez…

 

AKP’nin MHP’ye koalisyon teklifinde bulunmadığını bile bile Devlet Bahçeli’nin AKP’yi reddettiğini, Devlet Bahçeli’nin iktidar olmaktan korktuğunu iddia etmekten geri kalmaz… AKP ile koalisyon kursa, o zaman da yolsuzlukla, ihanetle suçladıkları ile neden kurdu diye Devlet Bahçeli’yi eleştirmeye de hazırdır zaten…

 

Devlet Bahçeli’nin koalisyon kurmak için ortaya koyduğu 4 koşulun tamamının haklılığının sadece 6 ay içerisinde ortaya çıktığını görmezden gelir… Cumhurbaşkanı yasal sınırlar içinde kalsın demiştir, Cumhurbaşkanı Başbakan’ı tasfiye etmiştir. Anayasanın ilk 4 maddesi korunsun demiştir, Meclis Başkanı üzerinden laikliğin kaldırılması çıkışı yaptırılmıştır. Terörle müzakere bir daha açılmamak üzere tarihe gömülmelidir demiştir, şimdi herkes terörle mücadeleyi desteklemektedir. 17-25 Aralık dosyalarının üzerine gidilmelidir demiştir, şimdi ABD Reza Zarrab aracılığıyla Türkiye’ye sopa göstermektedir. Bunların hepsi sadece 6 aya sığmıştır ama Devlet Bahçeli’nin haklılığını dile getirmek bile nefsine ağır gelir…

 

“Deniz Baykal Tayyip Erdoğan’ın adamı, zaten siyasi yasağını da o kaldırmıştı, oh olsun, iyi ki Meclis Başkanı seçilemedi” der ama aynı zamanda, sarayın adayı olarak gördükleri için Deniz Baykal’a oy vermediklerini açıklayan Devlet Bahçeli’yi Deniz Baykal’a oy vermeyerek AKP adayının Meclis Başkanı seçilmesini sağlamakla suçlamaktan geri durmaz… Cumhurbaşkanı adayı olarak birlikte belirledikleri Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Meclis Başkanlığı seçiminde neden CHP’nin desteklemediğini sormak aklına gelmez…

 

“Meclis’te terörist istemiyoruz” diye slogan atar, HDP ile niye koalisyon kurmadın diye yine Devlet Bahçeli’yi suçlar…

 

Ömrünü MHP’de geçirmiş, Başbuğ Türkeş’in yanından asla ayrılmamış, hakkında ülkücülerin başını öne eğdirecek hiçbir şey bulamadıkları Devlet Bahçeli’nin ülkücülüğünü sorgular ama çizgisi kırıklarla dolu insanları kurtarıcı görür…

 

Geçmişte karşısına Genel Başkan adayı olarak çıkan herkese partide, milletvekilliği, Genel Başkan Yardımcılığı, Meclis Başkan Vekilliği koltuğu verse de Devlet Bahçeli’yi diktatör olarak görür…

 

Böyle ilkeli, böyle tutarlıdır bir takım “dava arkadaş”larımız… Hep davadan, dürüstlükten, vatan sevgisinden dem vurur. Genel Başkan olduğunda hangi kadroyla hangi programı uygulayacağını bir tarafa bırakın, ideolojik anlamda ne yapacağına ilişkin olarak 1 Kasım’dan bu yana tek kelime söylememiş alternatif genel başkan adaylarının hem ülküyü hem de ülkeyi kurtaracağına inanacak kadar da iyimserdir… Çok kızdığı, “Ananı da al git” diyenden kurtulmanın yolunu “Oğlum, al şu babanı götür şuradan” diyende arar…

 

Yiğit GÖKALP

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER